Avrasya Maratonu _ 2010

2010 Bursa  yarı maratonu sonrası büyük bir cesaretle karar aldığım  ilk maratonum…

Ağustos’a kadar haftada 20-30 km koşulan düzensiz bir idman programı , sonrasında yıllık izin , sonrası Ramazan ayı tatilleri … Ramazan ayı haftada 50-60 km olması gerekirken , Ramazan ayı boyunca toplam 10 km koştum.

Ramazan ayı sonrası 2 haftalık sürelik fırsatım , maratonu yavaş tempoda bitirme düşüncesi , özgüven , sporcu alt yapım olması sebebiyle maratonu koşma inancım devam etti.

Ramazan ayı sonrası ilk hafta içi 30 km , hafta sonu pazar günü de 25 km denemesi yaptım.2 saat 15 dakika da bitirdiğim 25 km  maraton için   iyi sinyaller verdi. Şansızlık bu ya bu sefer ayakkabının sıktığını , bu ayakkabıyla maraton geçemeyeceğini görmüş oldum. Hazırlık için 1 haftam kalmış (maratona 2 hafta , 1 hafta dinlenme süresi) , ayağımdaki sakatlık da devam etmekteydi .

Hafta içi şirketteki arkadaşlarla Botanik’te koşmadım , Kültürpark’ta da koşmadım . Perşembe günü kendimi zorlayarak Cuma günü hazırlandım ve Pazar günü uzun koşu yapmaya karar verdim. Çünkü maraton için 30 km üstü yapabileceğinizi görmeniz gerekiyor . ( Bağ kopması , kas kasılması , laktik asit sınırı tespitleri için …) Cuma günü Bilgehan ile birlikte güzel bir spor ayakkabısı almaya gittik. 1,5 saat kadar ürünleri deneyerek satın aldık .Ben ayakkabı , Bilgehan’da şort aldı . Şimdi bu ayakkabı ile kısa ve uzun koşuyu denemek duurmundayım . Cumartesi günü 10 km , Pazar günü ise Olimpik Atletizm Stadyumunda 28 km koştum . Atletizm stadyumu çevresi 400 m olmasından dolayı 70 tur civarında koştum , durduğumda dizlerim tir titriyordu .Toplam 2,5 saat durmadan koşmuş , 70 tur beni çok yormuştu. O stadyumda ilk koşumun 28 km olması da bir anı olmuş oldu..

Sorunlu da olsa 25 , 28 km gibi 2 uzun koşu yapmıştım ,ayakkabı da problem çıkarmamıştı . Eğer aksilik olsaydı Almanya’dan gelecek arkadaşım  ile 15 km koşacaktım , söz vermiştim.

2010 yazarlık , yarı maraton , maraton üçlemesi gerçek olacaktı . “Bunu yapabilirim , bunu başarabilirm” dedirten sabır sporu olan maratonu bitirme düşüncesi bile harikaydı .O yüzden sakatlık dışında bitirmeyi hedeflemiştim.

Almanya ‘daki 3 arkadaşımızla bir otelde kalacak otelden koşuya gidecektik. Cumartesi günü 3 arkadaşımızla Eminönü , Feshane , Miniatürk , Galata  , Beyoğlu ve sonunda o yorgunlukla otele yerleştik . Sabah okula gidecek öğrenci heyecanıyla ( ki 3 kız arkadaşımız da İstanbul’da ilk defa koşacaklar) şort ve koşu formalarımızla fotoğraf çekildik. (Bir fotoğraf yukarıda) . Maraton öncesi en güzel , en unutulmaz yaptığımız ilerden biri de  Boğaziçi köprüsünün 300 m gerisindeki başlangıç noktasına kadar koşarak gitmemizdi. Boğaziçi köprüsü kapalı olduğundan dolayı üzerinden hafifçe koşarak geçtik ki , hayatımızda bir daha tekrar edemeyeceğimiz nadir anlardan biri oldu.

2 arkadaşımız 15 km , 1 arkadaşımız 8 km ben ise maraton koşmak için ayrıldık . Maratonu sağlıklı bir ekilde bitirirsem bir öpücük kazanacaktım . Kişisel hedefler dışında böyle bir manevi desteğin de olması teşvik ediciydi :)

Maraton öncesi etrafımdaki yabancı sayısı dikkatimi çekti. Her yaştan insan vardı , bu her yaştan insanlar dünyanın her yerinden gelmişlerdi. Finland , German , Japan , Korean , French  ayırt edebildiğim milletler. Saatimi hazırlayarak bilboardlarda görülebilecek güzellikte muhtemeln İsviçreli , Hollandalı olan Ipod dinleyen bir kızla başladım . 2-3 km  bu kızla koşmak bana büyük bir moral oldu ve Beiktaş sahiline inerken Mahmut adına Bursa Bosch’ta çalışan , 15 km kulvarında bir beyefendiyle tanıştım. İlk 5 km su istasyonuna geldiğimizde suyumu alarak onlardan uzaklaştım . Saatim 27 dakika gösteriyordu ki iyi zamanlamaydı . 10 km geldiğimde 55 dakika olmuş , normal ortalam hıza sahiptim ve bu işlerin iyi gittiğini gösteriyordu . Bir yandan İstanbul’u seyrederken bir yandan da  kilometrelerce uzaktan gelen yabancıları seyrediyordum . Galata üzerindeki otoyoldan ilk defa koşarak geçmenin tadına varırken , köprü üstündeki balıkçılarının aldırış etmeden balık tutmaları da ilginçti. Yol kenarındaki kişilerin açtıkları bayraklar , tezahüratları  koşanlar için bir kıvılcımdı . Organizasyondaki bayraklar hariç bir tane bile Türk bayrağı görmedim . Galata köprüsü üzerinde “Gazi” dedemizi görmek , milliyetçilik konusunu bir kenara bırakmamı ve o dedemizi takdir etmemi sağladı .(Bir fotoğraf Nuran ile çekilmiş)

Eyüp feshaneden geri dönerek , Fatih ve Yenikapı sahil yoluna ulaştık . Sahil yolundan Bakırköy’e kadar  gittik . Bakırky civarlarında 21 km olmuş saatim 2 saati gösteriyordu ki , yarışmanın en fazla 4,5 saatte biteceğini gösteriyordu . 10 dakika sonra da Etiyopyalı birincimiz Avrasya’yı bitirmiş olacaktı :)

25 km 2.25 , 30 km 3 saatte bitirmem beni öyle sevindirdi ki , yine çevreyi gözlemlemeye , yavaş yavaş koşmaya başladım . Sağ ayağımdaki ağrı , yavaş yavaş baldırlarımdaki kasılmalar beni iyice bezdirdi. Yaptığım yanlışlardan biri de her 2,5 km deki suları almam ve içmem oldu . Maraton boyunca 7-8 km yakın su içmişimdir . Bunun da etkisiyle iyice yavaşladım ve yavaş koşmak bana daha da zor gelmişti . “Bitirmeliyim” deyip zaman zaman hızlansam da yine de yavaşlamaktan kendimi alıkoyamıyordum .

“You can do it ” “Congratulations” diye bağıran grup grup yabancıları gözlemleyerek , su aralarında yürüyerek 37,5 km kadar geldim. Telefon çalıyordu baktım “Serhat ” … Açtım ve maratonun daha bitmmediğini ilettim. Arasa arasa Serhat arardı diye düündüm ve güldüm :) Ardın 10 dakika sonra Deniz aradı ve ” 35 km geçtiğimi internet üzerinde gördüğünü…” söylerken ben daha bitirmediğimi ilettim. Hemen ardından da Nuran arayıp gelemeyeceğini ( trafikten dolayı) , bitirdikten sonra otele gelmemi iletti. Son kilometrelerde İzmirli Umut , Japon bir çocukla ile koştuk , fotoğraf çekildik . Son 500 metre yazısını gördükten sonra tatlı-acı bir sevinç içerisinde , alkışlar arasında “FİNİSH” yazısını gördük ve birlikte bitirdik.

Madalyamı aldım , üstümü değiştirdim.Evet ilk maratonum bitmişti …Başarmıştım…

Oradaki görevliye Gayrettepe ‘ye gideceğimi ilettim ve buradan yürüyerek de gidebilirsin demişti . (12 km civarında) Gülerek maraton koştuğumu söyledim :)

Tramvay , metrobüs , metro ile birlikte otele vardım , öpücüğümü de aldım :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

RunBursa

" Koş Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

''Bütün bu yazdıklarım belirli bir anlamda, anlamsız ''

Hayata Dair...

Hayata Dair...

Prakkypedia

Corporate communications + Public Relations Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU/Çocuk ve eğitime dair...

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

%d blogcu bunu beğendi: