Yarı Maraton silsilesi _ 2010

Yarı Maraton silsilesi

 Her sene katılmış olduğum 4200 metrelik halk koşusu Nisan 2010 ‘da yapılacaktı . Başvurular tek merkezli yapılıyorken  2010 senesinde Bursa’ya yayılmış  bazı standlarda ön kayıtları arttırmaları iyi bir seçenek olmuştu . Ben de Timurtaşpaşa önündeki  Balibey Han ‘daki standta kayıtımı yaptıracaktım . Yarı maraton 21 km , halk koşusu 4,2 km önümde iki seçenek duruyordu . Bu seçeneklere bakarken geçmişimteki başarıları hatırladım ve hafızamda  bazı anılar canlandı .

 Bu halk koşusu benim 4. koşum olacaktı . İlk 3 koşudan çok şey öğrenmiştim. Öğrendiklerimin arasında başarı , mücadele , spor azmi , istek , hedef koyma ve birçok değer  vardı .Geçmiş koşularda  75 yaşındaki dedemizin yarı maraton koşması ;  yaşımın genç olması ve sporu çok sevmeme rağmen halk koşusunu tercih etme fikri maraton koşmam için beni  hep kamçılıyordu  .3. Halk koşusunu bitirdikten sonra bitiş çizgisinde  yarı maraton koşucularını bitirmesini beklerken birçok olay gözlemledim ve yarı maraton sonrası  yarı MARATON ikincisi  ile konuşma imkanı bulmuştum .(konuşurken 2.olduğunu bilmiyordum) Etiyopya’dan gelmiş zayıf ,sıska bir gençti. Çat-pat İngilizce biliyordu . Sordum:

          Etiyopya’dan buraya spor için mi , para için mi geliyorsunuz?

          Para için geliyoruz .

          Peki koşu için hazırlık yapıyor musunuz?

          Hayır yapmıyoruz .

          Peki ne işle uğraşıyorsun ?

          Oduncuyum .(hiçbir kas göremiyorum ve şaşırıyorum )

          Odun mu kesiyorsun ?

          Kesilmiş odunları 30-40 km ilerideki şehre taşıyoruz . Fakat bizim ulaşımımız araçlarla değil , insangücüyle yapılıyor . ( şok içinde dinliyorum)

 Düşünebiliyor musunuz , 30-40 km odun taşıyorlar hem de koşarak . Burada ise o odunu sırtından atıp koşuyorlar .

          Peki burada kazanamasaydınız , uçak parası ve ihtiyaçlarınız için paranız kalmayacaktı . Sponsorunuz da yok . O zaman ne yapacaktınız ?

          Burda olamasaydık bile …. maraton var , şansımızı orada da deneceğiz. (Sonradan öğreniyorum ki 4 ay sonraki maratondan bahsediyor) 4 ay boyunca ne yapmışlardır , bilmiyorum.

 4000-5000 dolar için nerelerden geliyorlar.  Başarmak ve inandıkları için geliyorlar.

 Etiyopyalı sıska genç ile konuşurken  serçe parmakları iple bağlı iki kişi bitiş noktasına ter içinde ama tebessüm ederek geldiler. Herkes bu duruma şaşkınlıkla bakarken , anlaşıldı ki arkadaki görme özürlü  öndeki tavşana iple serçe parmağından bağlı …Halbu ki herkes bunun zorunlu bir hile olduğunu düşünmüştür. Dünyanın en zor parkurlarından biri olan Bursa’nın iniş-yokuşlu yollarında görme özürlü büyük bir gayretle  yarı maraton bitiriyor.(Sadece iniş yokuş değil , birçok köprüden geçip , birçok kaldırım taşlı yollardan da koşuyorsunuz . Görme özürlü kadar diğerinin de başarısı,sabrı takdire şayan )  Bu tabloyu gördükten sonra kendi kendime dedim ki : : Ben de önümüzdeki senelerde   yarı maraton koşacağım .

 Bu anılar canlanırken “önümüzdeki senelerde ben de koşacağım” cümlesi ağzımdan çıktı fakat sözüme  rağmen halk koşusunu işaretledim . Çünkü herhangi bir idmanım yok ve sakatlıktan yeni çıkmıştım .Sakatlıktan dolayı birşey olursa koşmamak benim için eziyet olabilirdi.

 İş yerinden meslektaşım Bilgehan iyi bir aileden gelen , babası doktor durumları çok iyi olan idealist bir mühendis. Sporu sever fakat sporu sadece koşma bandında ve spor salonunda yapmayı tercih eder . Sokak futbol ,voleybol,basketbol ile pek uğraşmaz . Geçmiş koşu anılarımı onunla paylaşarak 4200 metre halk koşusu  için ikna ettim ve o da katılmaya karar verdi. Birgün öncesi beraber giderek  göğüs numaralarını almaya gitmiş ve alamadan gelmiştik.(yeterli göğüs numarası yokmuş) O kadar istekliydi ki birgün önceden iyi beslenmiş , konsantre olmuş ve bana tellefon aşmıştı .

 Afişlerdeki  09.00  Halk koşusu  yazısına bakaraktan 09.00  Saltanat Kapı önündeki  yerimizi aldık . Numaralarımız aldık ve çocuk titizliğiyle güzelce tişörtlerimize yapıştırdık . Bilgehan mehter marşı gösterilerini izledi ve videoya aldı . Yarış başlamadan önce etrafa baktığımızda Etiyoplıları ve en ilginci de 76 yaşındaki dedeyi görmemiz oldu. Bilgehan’a dönerek :

          Bak bu sene yememiş , halk koşusuna katılıyor .(tebessüm)

 Bilgehan da gülerek Etiyopluları gösterdi ve  hata var mı şeklinde gözlerime baktı . Ben de etrafımızdaki küçük çocukları göstererek ,rahat olmasını söyledim . Bu kadar genç , bu kadar gazi koşucusu yarı maraton koşmaz ya ! Ben tempolu başlayacağımı , derece yapmak için koşacağımı ileterek bir elimde telefon , altımda tenis ayakkabısı ile koşuya başladım . Bilgehan da MP3 playerini takarak arkalarda başladı . Bitiş noktasında ise  yanımızdaki telefonlarla telefonlaşıp görüşeceğiz.

 Silah sesi duyuldu , heyecan , kalp atışları arttı  ve koşu başladı . Anneler ve babalar çocuklarının  fotolarını çekiyor , bir an önce ön tarafa geçmek isteyen profosyeneller yan taraftan hızlıca koşuyorlardı. Telefonun kronometresi de başlatarak ben de çocukların yanından tempomu arttırdım . Koşuşturmalar arasında Etiyopluların açık ara uzaklaştığını ve daha sonradan da kayboluşlarını izledim. Atatürk , Heykel caddesinde 5-6 şeritli yolların sadece bize ayrılması ve her zaman  trafik karmaşası içeren o yolda sessizce koşmak , duraklarda öylesine bekleyen insanların alkışlarını duymak hoştu. Set başı köprüsüne geldiğimizde normal halk koşusu güzergahı sola sapıp Irgandı Köprüsünden geçmek iken biz düz devam edip  mavi çizgiye yönlendirdiler .( Mavi çizgi : Yarı maraton , turuncu çizgi ise halk koşusu anlamına geliyordu.) Trafik konusunda hesaba katılmayan  problem var deyip bitiş noktasını değiştirecekler diye düşündüm ve koşmaya devam ettim. 20 dakikaya geldiğimizde 4 km bittiğini düşünüyorken , trafikten dolayı yolu uzatıp yine Fetih kapıda sonlanacaklarını düşündüm. (Fetih kapı iki yarışın da bitiş noktası , rotaları farklı ) Kapalı çarşıdan geçip , kapalı çarşı çıkışı turuncu ve mavi çizgiler tekrar ayrılıp bizlere mavi çizgiyi gösterince yanlış yolda olduğumu o zaman anladım .(yaklaşık 6 km sonra )  2 km boyunca soru işaretleriyle koşup ilerideki grubu yakaladım , birilerine sordum ki  yarı maratonun 8. km sindeyiz . Bunu öğrendikten sonra amacım 12.km de Bilgehan’ı arayıp (ki  Bilgehan 5.km ancak ulaşır ve yanlış yarış oduğunu anlar )  “Yanlış yarıştayız ama bırakma , koşabilirsin” diyeceğim.

 Telefon elimde koşarken numaraları  tuşlamaya çalışıyor ve yanımdaki İsveçli garip bir şekilde bana bakıyor :)

Kimbilir ne düşünmüştür ? :)

Soluk soluğa koşarken ;

          Bilhegan , biz yanlış yarışa başlamışız ama sakın bırakma , koşabilirsin…

 Bunu söylerken yarı maratonun 12.km si dili dışarda , tenis ayakakbasıyla , bir elinde telefonla konuşan biri olarak dikkat çekiyorum .Üstelik ayakkabı da ayağıma vurmaya  , ayağımdaki acıyı hissetmeye başlamıştım.  Yanımdan geçen İsviçreli devasa adam bu çocuk herhalde arkadaşlarını arıyor , maraton koştuğunu söylüyor diye tahmin ettiğini tahmin  ediyorum .

 Bilgehan ise gayet rahat bir şekilde  ;

           Evet yanlış koşuymuş. Ben ilk yokuşu görünce bıraktım (2.km )  , kahve dünyasında kahve içtim , şimdi ise tophanede çay içiyorum .

          Peki bitişte görüşürüz ,nasılsa telefon yanımda.(gülerek ve şaşırarak)

Telefonu kapatırken hafif bir tebessümle ettim . Çocuğun ilk koşu sürpriz oldu , daha ne olabilirdi :) Tam telefonu kapattım karşıdan geçen arabanın içinden bir ses :

 “Sedat , seni tüm dedeler geçti “ Şirketten bir arkadaş bana takılıyor.Yine tebessüm edip koşuya devam ettim.Devamında   ayağımdaki hafif ağrıyı hissettim. ( ki yarış sonu tenis ayakkabası ayağımı yara etmiş)

 Çekirge bölgesine geldiğimizde maratonda görevli olan kızın “ Son 3 km”  demesiyle yine tebessüm ettim. Askere ilk gittiğimde yüzbaşının  “3 km “  koşusunu yaptırdığında tüm bölük olarak pestilimiş çıkmıştı. İkisi de “3 km” hayret ünlemi  ama anlamları , heyecanları çok farklı…

 Maratonun ortalarında bir ara alnımı süngerle silen biri sayesinde maratonda kendime geldim. . Şöyle baktım ak sakallı bir dede..Dedim yorgunluktan ak sakallı dedeler  görüyorum .Sonradan anladım ki her sene katılan dedemiz beni serinletmek için süngerle beni serinletmek istiyormuş. Bana bir süngerini verdi ve uzaklaştı . Belirli süre beraber koştuktan sonra beni bırakmasını ve temposuna devam etmesini söyledim. (dedeye beni bırak git dedim evet :) , sanırım 60-65 civarındaydı ) İleride ben onu geçtim ve geçerken sünger için tekrar teşekkür ettim.

 75 yaşındaki dedeyi görmedim derken son yokuşta yarış bitişine  2 km kala , ben yokuşta yürüyorken yanımdan koşarak geçti ve bir daha da onu yakalayamadım .2 saat 15 dakika sonra yarışı bitirebildim.

Ayak parmaklarım yara olmuş , zor yürüyordum . Madalyayı gururla taktıktan sonra Bilgehan’ın isteğiyle dürüm yemeye gittik .(sonradan öğreniyorum ki maraton biter bitmez , ağır yemek yenmezmiş ,. Ben ayağımın ağrısından ve torgunluktan birşey hissetmiyorum ki …)

 Yanlışlıkla girilen yarı maratonu başarıyla tamamladım ve silsile tamamlanmış oldu :)

 Bu silsile ile birlikte ileride yapılacak olan maratonların ilk adımı olacaktı…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

RunBursa

" Koş Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

''Bütün bu yazdıklarım belirli bir anlamda, anlamsız ''

Hayata Dair...

Hayata Dair...

Prakkypedia

Corporate communications + Public Relations Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU/Çocuk ve eğitime dair...

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

%d blogcu bunu beğendi: