Renkli Bulmacalar

Oyun Dergisi _ 2011 _ (Resfebeler ve Sormaca)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Oyun Dergisi _ 2010 _ (Resfebeler)

Reklam Gelirlerinin Terazi Görevi

2008 yazında severek izlediğim 9.90 francs (2007) _7.1 reklam konulu filmi , internetin yaygınlaşması  , küreselleşme ve son yıllarda USA ve Avrupa krizlerini de dikkate alarak tekrar izledim. Yüzyıllar önce önemli olan , hala en büyük gücü elinde bulunduran reklam piyasası  kolay kolay liderliği bırakacak gibi de görünmüyor .  

Film anlam ve verilen mesaj açısından yeterli , fakat  senaryo ,  bazı sahneler  reklam dünyasına yakıştıramadım. Daha özgün, yaratıcı bir senaryo beklerdim.

Reklam tarihini internetten araştırdım. Reklâm fikri ve anlayışı insanlar arasında alışverişin başlamasıyla beraber doğmuştur. Matbaanın bulunması ve kitle iletişim araçlarının hayatımıza girmesiyle birlikte reklâm için yeni bir çığır açılmıştır. İlk duvar afişinin basılmasının ardından gazeteler de reklâm mecrası olarak gelişmeye başlamıştır. 17. yüzyıldan itibaren çay, kahve, çikolata, ilaç reklâmları ve muhtelif ilanlar gazetelerde yayımlanmaya başlamıştır.
1920´li yıllarda radyo yayınlarının yaygınlaşmasıyla birlikte radyo reklâmları doğmuştur. Amerika´da 1927’de radyolarda 4 milyon dolarlık reklâm yapılırken, 1963’de bu rakam 779 milyon doları bulmuştur. Televizyonun yayın hayatına girmesi ise reklâmcılığı bugünkü durumuna getiren en önemli etken olmuştur.

 Sadece ABD’de 1963’te televizyon reklâmları 2 milyar doları aşmıştır. Reklâmın televizyon mecrasında bu hızlı yükselişi sonucunda gazeteler ve radyolar bir anlamda reklâmcılar için gözden düşmüştür. Çünkü artık günümüzde her evde bir veya iki televizyon alıcısı bulunmaktadır. Bugün tüm dünyada yaklaşık 1 milyar televizyon var.. Televizyon en fazla izlenen ve bu bakımdan etkinliği en yüksek olan kitle iletişim aracı haline gelmiştir. Bu da reklâm veren açısından televizyonun cazibesini artıran en önemli unsurdur.

En küçük olumsuz söylentilerde bile, firmaların öncelikli olarak tasarrufa gittiği harcama kalemi, reklâm harcamalarıdır. 2007 yılının sonlarına doğru tüm dünyayı etkisi altına alan küresel kriz nedeniyle, ülkemiz de reklâm sektörü bundan olumsuz etkilenmiştir. 2008 yılı da reklâmcılık açısından kayıp bir yıl olmuştur. Ancak geçtiğimiz yıl ve bu yılın ilk 4 ayındaki gerçekleşmeler bu sektör için umut vericidir. Bu yıl tüm dünyada reklâm sektöründe yüzde 5’lik büyüme beklenirken, yapılan araştırmalar ve ileriye dönük tahminler, önümüzdeki dönemde Türkiye’de reklâm harcamalarının iki haneli büyüyeceğinin işaretlerini vermektedir. Bildiğiniz gibi Türkiye’de reklam harcamaları 2009 yılında 2.7 milyar TL. Düzeyinde gerçekleşmiştir.

2010 yılı verilerine bakarak dünyanın  reklam gelirlerini buldum .

2010 yılı  Global Advertising Spending ( Reklam Harcamaları) 474 Billion US $  .

Peki bu yüksek maliyetler neden harcanıyor ? Bu kısımı irdelemek  bizi de ötekileştireceğinden biz “Neden bunun sadece %10 açlık ve sefaleti önlemek için harcanmıyor?”  diye soralım .

Geçmiş yıllardaki  aç insanların oranlarını FAO(Food and Agriculture Organization) sitesinde bulabilirsiniz.

Tüm ülkelerdeki lüks harcamaların  , belirli ciro kazançları olan firmaların bu reklam harcamalarının  ve reklam sektörünün aldığı yüksek gelirlerin çoğunluğunu  bu kuruluş için havuz fonu oluşturulsa  iyi olmaz mı ?

 

 

 

İkinci bir seçenek ise  yandaki  resimde yer alan   bölgeleri kalkındıracak yeni yatırımların yapılması olacaktır.

2011 Ağustos Yıllık İzin İstanbul Ziyareti

Çalkantılı ve yorucu geçen iş hayatı  yoğunluğundan (halk diliyle koşuşturma ) sonra  yıllık izin iyi gelecekti. Yıllık izinin Ramazan ayına den getirilmesinde  yöneticiler ne kadar  iyimser bir mantık yürütseler de ben mantıklı bulmadım.

Dışarıya baktığınızda veya  dışarıyı gözlemlediğinizde ” Bu sene oruç tutan sayısı daha az” diyorsunuz , fakat bunu hangi kritere göre söylüyorlar bilemiyorum. Tamamen kişisel bir yorum mu , yoksa  “Eskiden bayramlar daha güzeldi ” gibi klişe , basmakalıp bir cümle kurmak için mi söyleniyor ?

Yıllık izinin sadece su-yüzme-plaj-bikini-güneş  zincirinden oluştuğunu düşünenlerden biri olmadığımı açıkça söylemeliyim. Benim için ziyaret , doğa yürüyüşleri , hobi merakları  daha önde geliyor. Ramazanla birlikte yıllık izin planım olmadığı gibi düşündüğüm birkaç ziyaret ve evde yapacaklarımdan ibaret bir tatil olacağını tahmin etmek kolaydı.

“Hayatın en güzel anı her şeyden vazgeçtiğiniz zaman sizi hayata bağlayan biri olduğunu düşündüğünüz andır.”  diye bir söze var.Ben de kendimi hemen hafta sonu planı yaparken buldum.

Cumartesi gününü en azından birazcık uyku (ki Ramazan ayının en büyük sıkıntılarından biridir) ve ev işlerine ayırmak , Bursa’da birkaç iş yapmak için Perşembe’den ayırmıştım. Fakat  Cumartesi – Pazar  seçimini iyi kullanmalıydım ,çünkü  insanlar  çalışıyorlardı. Cuma’dan plan yapmaya koyuldum . Öncelikle Serhat , Hikmet’in çalışıp çalışmadığını , Caner ‘in Pazar veya Pazartesi  gelebileceğini , Aslı ve Kadir’in  hangi günlerinin boş olduğu , Derya ‘ların  hangi  gün gelebileceğini  öğrenerek işe başladım. Detay gibi görünse de insanlar plan dahilinde daha mutlu olacaklarını  eklemeliyim.

Hülya ablamın Cumartesi ve Pazar’ını bana ayırması , Aslı’ların  Pazar gelemeyişi , Hikmet’in Cumartesi-Pazar iftara davetli oluşu , Serhat’ın hafta sonu müsait olması , Derya’nın şehir dışında olması , Caner’in Pazartesi için uygun oluşu , Deniz’in Bozcaada’da olması  nedeniyle  Cumartesi Mind Sports iftarı , Pazar Serhat ile , Pazartesi de  Uludağ Endüstri , Salı günü de  Burcu ‘larla plan yapmaya karar verdim. Zor ve yorucu olacağını biliyordum, çünkü farklı kişilerle farklı planlar yapmak kolay değildi.

Hülya ablamın Aslı-Kadir yeni çiftine iftar verme isteğiyle uzun telefonlaşmalar sonucu Bursa’dan 14.30 binişimin sonucu olarak Mecidiyeköy Cevahir ‘de Sadık Efendi restaurantta buluştuk. Erken giderek  Hülya ablamızın başarı hikâyesini  şaşkınlıkla dinledim. Erken yaşta evlenen, evlendiği yıllarda  çalışan ,akşamları da  okula giden  ,kendinden emin kararları veren , duygusal boyutta birçok evre geçirip  28 yaşında  kendi işini kurarak  başarıyı yakalamış , 3 zeki evlat yetiştirmiş örnek  bir iş kadını , anne…2 saatte anlattığı özeti burada  1 paragrafta anlatmak  yaşananlara , başarı hikayesine haksızlık olur. Fakat şu sözü size verebilirim ki yaşadıklarını kitap / blog haline getirince kendi sayfama koymaktan gurur duyacağım.

Aslı ve Kadir  iş sosyal ağı üzerinden , Mind Sports grubunda tanışan ve evlenen bir çift. Aslı , aynı zamanda Mind Sports yöneticisi. Bu ağ üzerinden tek yaptığımız hobi çerçevesinde oyunlar oynarak , zihnimizi aktif tutmak . Bu grubu kurma nedenimizin baş aktörleri de  bu iftar sofrasındaydı. Salak bir Zeka Oyunları adminin tartışma sonucu gruptan ayrıldıktan sonra Hülya ablamızın da desteğiyle bu grubu şekillendirip yeni grup yarattım ve “Akıl Sporları” anlamına gelen global bir grup kurdum . Daha önce tanışmadığım ama tartışma sırasında bana destek olan Aslı ‘yı ise ileride co-moderatör yapacaktım.

İftar boyunca Sadık Efendi garson şef ile uğraşmamız, iftarı daha da renklendirdi. İftar gündemimiz yeni evli çiftler ve Mind Sports geleceği, ticari boyutu idi. İftar sonrası  yine Cevahir’de Starbucks’ta  kahvelerimizi yudumlarken bu konuyu detaylı olarak konuştuk. Hülya ablamızın düşüncesi netti : “ Bu işi hobi olmaktan çıkarıp, ticari tarafını düşünmenizi tavsiye ediyorum. Bu anlamda da gerekli desteği vermeye hazırım”  . Bu konuda biraz tecrübem olmam nedeniyle bazı güç durumları ekledim. Hasan Yurtoğlu arkadaşımın birçok başarılı projesi mevcut. KPSS kitabı yazmış, birçok yarışma sorularının kontrolünü yapmış, dünya olimpiyatlarına katılmış, zeka oyuncakları tasarlamış, dergilerde soru hazırlamış  başarılı bir baba . Şimdilerde ise TRT’de yayınlana bir yarışmanın program yöneticilerden biridir. Zeka oyuncaklarını üretim ve pazarlama işine girdiğinde  üretici firma bulmasının zorluklarından bahsetmiş , uzun uzun konuşmuştuk. O nedenle bu tür zorlukları da dile getirmek durumda kaldım.

 

 

 

 

 

 

 

 

İftar sonrası Hülya ablamızı uğurladıktan sonra, Aslı ve Kadir ile Metrobüs’e binerek karşıya geçtik. İnsanların metrobüslerdeki  durumu ile trafikteki karmaşayı  gördükten sonra  dünyanın ilk 10 şehri arasına aday gösterilemeyeceğini  tahmin etmek zor değil. Yol boyunca uzun zamandır görüşmediğimizi , bundan sonra neler yapabileceğimizi konuştuk. Aslı’lardan ayrıldıktan sonra E5’ten beni Hikmet aldı ve Serhat’lara gittik.Uzun zamandır böyle bir iftar-sahur yapmadığımızı hatırlayınca iyi ki  bu İstanbul gezisini yaptığımızı konuştuk. O gün sabahlayarak ve ardından sahur yaparak Pazar günü güzel bir uyku çektik. Pazar günü  iftarı evde yapacak olmamız ve benim  giderken Serhat’a yemek yapıp gitme düşüncemden dolayı  akşama yemek yapmaya karar verdik. Doyurucu ve dengeli beslenme amaçlarını güden  “TÜRLÜ” yemeği en cazip seçenekti. Patlıcan ,fasulye , patates , biber , domates , soğan , et  ve baharattan oluşan yemeğimizin yanına  pilav da yaparak  güzel bir sofra hazırladık. Afiyetle yemeğimizi yedikten sonra  Göztepe,Ümraniye  civarında  masa tenisi oynayabileceğimiz yer aramaya başladık . 3-4 yere gittik ama hep olumsuz cevap aldık.

Pazartesi günü ise  Uludağ Endüstri buluşması olacaktı . Caner karşıdan geçecek , Kadıköy’de buluşacaktık. Fakat öğleden sonra  Caner arayıp , problem çıktığını iletince biz de evde geçirmeye karar verdik. Fatih ve Hikmet’lerin evine gitme planları yaparken dün 3 günlük yaptığımız yemek iftar menümüz oluverdi :)

Pınar’ın aniden arayıp , beni kötü şekilde rüya gördüğünü söylemesi de  bu İstanbul turunun en garip tarafıydı. Pınar güçlü sezileri olan (deneyimle sabittir) bir kız olarak  abimin 1 gün önce bayıldığını (1 hafta sonra da damar tıkanıklığı açılmıştı) bilmiş oldu. Salı günü  iftar için söz verdiysek de Serhat’ın karşıya geçemeyecek /yetişemeyecek olması nedeniyle iptal edip Burcu-Ömer çiftine söz verdik. 270.000 TL’ye aldıkları  havuzlu , çocuk parkı bulunan evleri görmeye değerdi. Tatillerini yurtdışı gezileriyle kullanan , biribilerini seven örnek bir çift olmaları , samimi arkadaşlar olarak görmem nedeniyle her İstanbul turunda göreceğim çifttir.

Çarşamba günü 06.30 ‘ta kalkarak  Kozyatağı’ndaki Nilüfer servisine binerek  eve döndüm. Bursa’da Little big kotlarından 2 adet alarak eve döndüm.

Yıllık iznimi bu şekilde geçirmekten yana kullanan biri olarak iyi bir tercih yaptığımı iletmeliyim.

Şu sözü de eklemeden geçmeyeyim :

Dostunuzu sık sık ziyaret edin çünkü, üzerinde yürünmeyen yollar diken tutar.

Uzaktan Eğitim Nedir ?

 

Uzaktan Eğitim Nedir ? ( Beykent İşletme Yönetim 2011-2012)

Mekatronik , yapay zeka ile başlayan serüvenim beni  YGS’ye girmeme kadar  götürdü. İnsanların meraklı olması , hedeflenen yolda daha hızlı gitmesini sağladığını düşünüyorum.

Merak ile ilgili birçok söz var ama benim en çok hoşuma giden Goethe’nin :

“Merakı olmayan hiçbir şey öğrenemez. “

YGS sonucu geldiğinde  tercihlerimi uzaktan eğitim alanında kullanmak durumundaydım. Tercihler döneminde  devamlı görüştüğüm  meslektaş ve sayın hocamız Kadriye’nin de destekleriyle tercihlerimi yaptım.

Tercihlerimi yaparken hobi olarak  kullanacağım bilgilerim dışında , iş hayatında kullanabileceğim alanlar olmasını tercih ettim ve  BEYKENT üniversitesi İşletme Yönetimi’ni (burslu) kazandım.

Muhasebe dersleri dışında sıkıcı  bir ders görünmüyor. Güzel dersler ise ;Pazarlama İlkeleri ,Para ve banka , Girişimcilik , Üretim Yönetimi .

Uzaktan Eğitim ile ilgili  birkaç bilgi vereyim :

Uzaktan Eğitim nedir?

Uzaktan eğitim, öğrencinin kampüse gelme zorunluluğunun bulunmadığı, tamamen sanal ortamda, canlı, görüntülü, sesli ve interaktif olarak derslerin işlendiği, uzaktan fakat yüz yüze üniversite eğitiminin verildiği çağdaş bir eğitim sistemidir. Zaman ve mekan sınırlamasının olmadığı Uzaktan Eğitim Merkezi, çalışan veya kampüse gelme imkanı bulunmayan ancak kişisel gelişimine önem veren, bu doğrultuda kariyerini ilerletmek isteyenler için büyük bir fırsat sunmaktadır.

Uzaktan eğitimin faydaları nelerdir?

Sistem, hem iş hayatının yoğun temposundan dolayı eğitimini tamamlayamamış çalışanlar için hem de maddi imkansızlıklar nedeniyle uzak şehirlerde kazandığı üniversitelere gidemeyen öğrencilere gerçek bir üniversite eğitimini son derece uygun koşullarla sunmaktadır.

Dersler Nasıl İşleniyor?

Uzaktan eğitim sisteminde dersler sanal sınıf ortamında gerçekleştiriliyor. Akademisyen ve öğrenciler internet bağlantısı sağlanan her ortamdan sisteme bağlanarak sınıf ortamında derse katılabiliyor. Sanal sınıf ortamında gerçekleşen eş zamanlı derslerde akademisyenler, görüntülü ve sesli olarak dersi anlatabiliyor, yazı tahtası kullanabiliyor ve hatta bilgisayarında kayıtlı uygulamaları öğrencilerle paylaşabiliyor. Öğrenciler de derse görüntülü ve sesli olarak bağlanabiliyor, ders içerisinde soru sorabiliyor, dosya paylaşımları yapabiliyorlar. Eş zamanlı yapılan dersler kayıt altına alınıyor ve daha sonra tüm öğrenciler, bu kayıtlar sayesinde istedikleri her an o dersin tekrarına ulaşabiliyor.

Beykent Üniversitesi Uzaktan Eğitim önlisans programları Beylikdüzü Yerleşkesi’nde yer alan Uzaktan Eğitim Merkezi bünyesinde, yüksek lisans programları ise Taksim Yerleşkesi’nde yer alan Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yer almaktadır.

Departures _ Son Veda _ Okuribito _ 2008

Yôjirô Takita’nın yönettiği 2008 yapımı konu itibariyle izleyenleri etkileyen dramatik bir Japon filmi olup 2009 yılında en iyi yabancı film dalinda Oscar almıştır.

 “Okiribito” araştırmalarıma göre Japonya’da kelime olarak kullanılmayan İngilizce ” Sending away/off people” anlamına geliyor. Türkçe açıklaması da “Son veda” . “Departures” da bildiğiniz gibi ayrılık , veda yeri / veda anlamına geliyor. Filmde ise ayrılma konusunda iş fırsatı esprisi ile başlayan (seyehat acentesi işe sanan …) serüven çoğumuzun konuşmak istemediği ölüm – hayat arasındaki son ayrılık yeri ile sonlanıyor. Ölüm-hayat arasında uğurlama sürecinde (bizde cenaze ) son vedayı hakkeden/hakketmeyen kişilerin Japon kültüründe saygıyla nasıl uğurlandığı anlatılıyor. Filmin konusu ne kadar karamsar ve basit olsa da gerçekçi , iç burkan bir tarafı olması filmi dramatik hale getiriyor. Bizim kültürümüzde farklı derecelerde yapılan cenazelere bakışımız , hergün sevdiklerimizin bir bir ayrılmasına rağmen büyüklerimize ziyaretlerin azalması , yakınlarımızı uğurlama sırasında gerçek bir saygı /sevgi ortamı oluşturamamız nedeniyle filmi izlerken Japon kültürünün ölülere saygısını tekrar takdir ettim. Diğer takdir ettiğim konulardan biri de film de her türlü sosyal baskıya rağmen (ki bu istenmeyen ,toplumda kabul görmeyen iş baskısı Japonya’da bile var) mesleğini gururla yaptığını söylemesi, bu mesleği kabullenmesiydi. Buna örnek olarak 2005 yılında bir Japon ile İngilizce pratik yaparken , işini sorduğumda şu cevabı vermişti :

 – Tuvalet temizliyorum.

 Bunu gururla söyleyebilen kişilerin bulunduğu , temizlik görevlisinin bile hobi olarak İngilizce öğrenmeye çalıştığı ,konuştuğu bir toplumu alkışlamak gerekiyor. En son olan deprem sonrası yardımseverlikleri ve soğukkanlılıkları da takdire şayandı. Benim örnek olarak aldığım kültürlerden biri de Japon kültürüdür.

Franklin demiş ki :

 Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız ya okumaya değer şeyler yazın yada yazılmaya değer şeyler yapın.

Bu film konu ve müzik itibariyle en iyi filmlerin arasına girmeyi başardı.

Oyun Merdiveni Blog Sayfası

Zeka oyunlarına olan ilgim lise yıllarında Tübitak dergileri ile başlamıştı . Üniversite yıllarında ise  yine Tübitak dergileriyle devam etti. Üniversite yıllarında bilim , zeka oyunları , spor ile ilgilenmeme rağmen ” kayda değer ” bir çalışma yapmamam yıllar sonra  benim en büyük eksiklerimden biri olacaktı .

İş hayatının yoğun , monoton temposundan kopmak adına spor,zeka oyunları ve satranca daha çok merak salmıştım. 2005 yıllarında  bir iş portalında zeka oyunları grubunda güzel bir gruba sahip olmuş , arkadaşlığımızı sonraki yıllarda pekiştirmiştik.

Sonraki dönemde bulunduğumuz iş portalı başka bir Alman şirkete satılarak yeni bir Zeka Oyunları grubuna dahil olduk. Bu grubun yöneticisinin  bu gruba yakışmadığını kendi içimizde  konuşuyor ama sitenin bir iş portalı olmasından dolayı çok önemsemiyorduk. Grup yöneticisi birgün yoklama yapacağını , “Burdayım” demeyenleri gruptan atacağını söyleyince  grup yöneticisi ile tartışmaya başladık . Yazdığım yazıları silip , tek taraflı yazdığı yazıları okutan ; “Sen bu grubu benim elimden alacaksın , bu gruptan seni çıkarmak durumundayım” diyen (hala mailer ilgili sitedeki kişilerde vardır) bir yöneticinin aciz durumundan  ve benimle birlikte gruptan ayrılıp grup kurmamı destekleyen arkadaşlarımın da tavsiyesiyle  yeni bir grup kurdum .Adı Mind Sports (Akıl sporları) . Spor ve zeka oyunlarını çok sevmemden dolayı bu ismi vermiştim.

Bu site üzerinde oynanan oyunlar , sorulan özgün sorular  internet oyun piyasasında  benzeri olmayan bir çeşitlilik kazandırmıştı . Özellikle  cevabı verip , soru hazırlamayı  üstlenenler ileriki dönemlerde kendi özgün sorularını soruyor oldular. İngilizce çok fazla yazışma olmamasına , soruların cevap verilip sorulması gibi zaman ve çaba isteyen yazıların yazılmasına rağmen  “en aktif” formlardan biri  olarak kendini gösermişti.

Sitenin yapısal değişikliği nedeniyle forum kısmının işlevselliğini yitirmesi  nedeniyle 6 ay gibi süreyle zeka grubumuza uğramaz olduk . Arkadaşların da önerisi /ısrarı nedeniyle  “Oyun Merdiveni” (ki TZV  Oyun dergisi  sayfamdan) adlı  bir blog sayfası kurdum.

Bu blog sayfasında görüşler / öneriler / problemler  konuşulacaktır .

http://oyunmerdiveni.wordpress.com/

 

RunBursa

" Haydi Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land | Gezgin Keçi'nin Düş Dünyası

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

Başa sarar tüm nakaratlar dilimin ucunda. İki üç parça eksiğiz mırıldanırsak bu parçayı da geçeriz.

Hayata Dair...

İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludur.

rabirius

photography and other things

Prakkypedia

Corporate communications + Public Relations Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU/Çocuk ve eğitime dair...

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

%d blogcu bunu beğendi: