Samsung Devinin Satış Sonrası Beklenmeyen Müşteri Memnuniyeti Yönetimi

Blog sayfasına bu tür bilgilerin yazılması , diğer okuyucular tarafından okunması  her zaman yararlı oluyor.

Pazarlama dünyasında WOMM( Word of Mouth Marketing) stratejisini güzel TürkçeyleKulaktan kulağa pazarlamaşeklinde çevirmek en doğrusu olacaktır.Kulaktan kulağa pazarlamanın yayılması konusunda bazı kurallar da ortaya çıkartılmış. Bunlardan en önemlisi bazı tüketicilerin diğerlerinden “daha eşit” olması esasına dayanıyor. KKP yöntemi uygulayacaksanız, toplumun yüzde 90’ını etkileme gücüne sahip olan yüzde 10’luk bölümü ile ilişki kurmalısınız ki o yüzde 10’luk bölüm toplumun geri kalanını etkileyebilsin. Ama o yüzde 10’un içinde yüzde 1’lik bir bölüm var ki, işte onlar sizin asıl aradığınız tüketicilerdir. O tüketicileri bulup onların fikrini değiştirirseniz onlar yüzde 10’luk bölümü etkileyecek, yüzde 10 da yüzde 90’ı etkileyecektir.

Bu pazarlama stratejisinin aynı şekilde eleştiri yönünde kullanılması satış sonrası müşteri hizmetlerinin başarısını da gösterecektir. Bu anlamda hiç ummayacağını bir markanın satış sonrası müşteri menuniyetini (Müşteri memnuniyeti ölçülmesi Üniversite tezimdi) sizlere anlatmaya çalışacağım.

Samsung firmasına yazılan yazıyı , yazdığım yazıya Samsung’dan aldığım tatmin olmayan cevabı sizlerle paylaşacağım.

Yorumunu ise size bırakacağım.

Yazıyı okumadan önce şikayet sitelerinde Samsung firmasının oldukça fazla şikayet oranını görebilirsiniz.

Şikayet siteleri ve birer örnekleri :

http://www.sikayetvar.com/

http://www.sikayetvar.com/sikayet/detay/1310146/samsung-garantiden-faydalanamadim/d9pmp

http://www.sikayetim.com/

http://www.sikayetim.com/index.php?link=moduleinfo&dbname=sk_data&pid=249361

Benim yazdığım ilk mail :

Sayın İlgililer,

 Endüstri mühendisi olarak teknolojiyi  yakından takip etmeye çalışıyorum. 2011 yılında 147 milyar USD satışlarından 12,2 milyar USD net kar elde eden Samsung firmasının elektronik devi olduğunu tekrar kanıtladı. Özellikle mobil pazarında rakiplerini geride bırakan Samsung büyük başarılara imza atmaya devam ediyor.

 Kişisel olarak 1,5 sene önce hediye aldığım Samsung telefon sonrası bugünlerde çok sık reklamları olan  SIII almayı düşünüyordum. Bu düşünce son 1 haftada oldukça değişmiş olup, düşüncelerimi / eleştirilerimi sizlerle paylaşmak bu  düşüncelere sahip olan diğer müşterileriniz için de aksiyon almanıza yardımcı olabileceğimi umuyorum.

 1,5 sene önce TEKZEN sanal mağazasında aldığım Samsung Telefonum bugünlerde arıza yaptı. Garanti süresi içerisinde olduğundan Bursa Samsung Teknik Servisi’ne başvurdum . Ortalama 3 gün teslim süresi olan müşteri talebine hızlılık anlamında kötü bir performans gösteren servisinizi 1 hafta sonra ben aradım ve gelip alabileceğimi ilettiler. 1 hafta sonra gittiğimde ise telefonda herhangi bir arıza olmadığını ileten bir form ile telefonumu teslim ettiler. Fakat telefonumun açılmama problemi teslim aldığım gün bile sürdüğünden dolayı 1 gün sonra tekrar servisinize gittim . Servisiniz bu sefer “ Aldığınız telefon yurt dışından getirilmiş , o yüzden garanti kapsamında değil” gibi bir alakasız,ilgisiz cevap verdiler.

(“Biz telefonunuza bakalım , fakat ücretli olacaktır”)  anlayışı yerine olumsuz,ilgisiz cevap verdiler işlemi kapattılar . (1)Satış sonrası Samsung desteğini burada göremiyoruz)

 Tekzen firmasına durumu açıklayarak yardımcı olmalarını istedim. Fakat Samsung benzeri bir anlayışla taşeron firma ile görüşebileceğimizi , garanti belgesinin onlar adına olduğunu , firmayla çözebileceğimizi ilettiler. Samsung’un şaşırtacak ürününü bilinçli  alan bilinçli bir müşterinin  taşeron firmayla görüşmesi ne kadar garip görünse de aslında TEKZEN ve başta Samsung’un müşteri memnuniyetinden uzak tavrı gözler önünde duruyor. (Bu anlamda trilyonlar ödenen reklamların da bir anlamı olmadıkları ortaya çıkıyor) Tekzen ile bu konuyu daha akıllıca konuşup çözmeye kalkıştık ve kendilerine yakışır bir biçimde servisi üstlendiklerini, kendilerinin bu süreci yöneteceğini ilettiler.(Burada da bilinçli bir tüketicinin olması gereken desteği istemesi karşısında yardımcı olmaları gözüktüğü unutulmamalıdır)  

 Bu konuyu sizin müşteri hizmetleri servisinizle telefonda uzun uzadıya konuştuk . Umarım bu konuşma sonrası bazı aksiyonlar alınmış ve problem çözümüne yönelik profesyonel Samsung Müşteri Temsilci ekibiniz bazı aksiyonlar almıştır (2) Bu aksiyonlar alınmamış veya yavaş alınıyor ki kaç gün geçmesine rağmen Samsung’un hala bir hamlesini göremedik.

Müşteri hizmetlerinizin bana ilettiği durumu özetlemeye çalışayım . “ Siz Türkiye’de Samsung’un tanıdığı bazı firmalardan (Genpa,telpa…(ki benim de ilk defa duyduğum) almalısınız yoksa diğer firmalardan aldığınız takdirde sizlere bu desteği veremeyiz!” Türkiye’deki  satış cironuzun yüzde kaçının anlaşmalı olduğunuz firmalardan geliyor , bilmiyorum ama bu verilerden yola çıkarak şu sonuca ulaşabiliriz. Bu cironun %60 anlaşmalı firmalardan , %40 diğer firmalardan olduğunu düşünürsek Samsung’un aslında müşteri olarak gördüğü %60 paydaki müşteriler olduğunu diğer %40 hiçe saydığını düşünebiliriz. (3) %40 oranındaki müşterilerinizin “ Size satılan Samsung ürünlerinizle bir problem yaşadığınızda herhangi bir servise götürebilirsiniz, çünkü biz size destek veremeyeceğiz” memnuniyeti ne kadar doğru ölçülecektir ?)

Üstelik aldığımız firma SAMSUNG ’un gözetiminde bulunduğu akakce,hepsiburada,tekzen … gibi sanal mağazalarda yer alan firmalardır. Yukarıda bahsedilen durumlardan dolayı ben şöyle bir çıkarım da bulunuyorum (4) Samsung’un bu firmalar üzerinde hiçbir denetimi olmayıp, anlaşmalı olmayan firmalardan satın alınan müşterilere müşteri gözüyle bakmadıkları, müşteri memnuniyetinden uzak bakış açısıyla süreci yönetemedikleri ortadadır.

Sonuç olarak gittikçe devleşen firmanızın benzer yapıda diğer şikayetlerle(Servisinizde çok fazla müşterinin memnuniyetsizliği gözlemlerim sonucu)   kan kaybetmesi ve şikayetlerin Samsung ürünü alacakların kararlarını değiştirmesi (şimdiden 15 arkadaşım vazgeçmiştir) beklenen süreçtir.

Bu konuda düşüncelerinizi ve alınacak aksiyonları duymaktan memnun olacağım.

İyi çalışmalar,

Sedat ESER

 Samsung’un yazdığı sabit  yazısından memnun olmadığımdan tekrar ikici bir ileti yazma gereği duydum.

Hızlı cevabınız için teşekkür ederim.

Ekte verdiğiniz bilgilerle , cevabınızın içeriği benim gibi birçok müşterinin yaşadığı problemin tam olarak cevabını vermediğini iletmek istiyorum.

Anlaşmalı olmadığınız firmaların (ki gözler önünde internet ortamında satılan …) satış yönetimi ve satış sonrası müşteri hizmetlerinin nasıl olacağı konusunda Samsung yönetiminin başarılı bir süreci olmadığını anlıyorum .

Madalyonun bir tarafında anlaşmalı olmayan firmaların satışlarına izin verilmesi ve izin verilmesine rağmen bu karmaşık , denetlemenin zor olduğu sürecin yönetilememesi varken , diğer tarafında müşterilerin bilinçli olarak tercih ettikleri Samsung ürünlerinin _quotyurtdışı bölgesel ayarlı olup olmadığı_quot karmaşıklığı içinde doğruyu bulmanın yolunu aramaktadırlar.

Sizin yetkili teknik servislerinizin diğer yetkisi olmayan servislerine oranına bakılarak durumun ciddiyeti daha net anlaşılabilir . (Ki bu konuda birçok arkadaşım da aynı düşünceyi destekliyor)

Müşterilerinizin gönül rahatlığıyla herhangi bir Samsung ürünü alması bu şartlarda mümkün olmadığının tekrar altını çizmek isterim.

Bu iletiyi sizlere yazma amacım müşteri gözüyle sürecin eksik taraflarını ileterek eleştirmek ve devamlı gelişmekte olan firmanızın çözüm ekibinizle çözümler üretmektir. Bu işi şikayet anlamında bazı sitelerde veya yasal açıdan büyütmek derdinde değilim.

İyi çalışmalar ,

Bu yazı sonrası da aynı cevabı alınca yazmayı bıraktım ve Samsung firmasının reklamlarını bile izlemez oldum.

Bu herhangi bir olay olması dışında birkaç arkadaşımın yaaşadığı kötü Samsung tecrübesi de eklenince bu firmanın kalite ve müşteri memnuniyeti açısından pazarda bu değer göstermediğini kendim görmüş oldum.

Reklamlar

Resfebeler_2

Resfebelere kaldığı yerden devam ediyoruz, Eğlenerek çözmeniz dileğiyle…

Reklam Müzikleri

Reklam dünyası oldum olası hep dikkatimi çekmiştir. Bazen kurgusu,bazen müziği bazen de reklam  karakterleri bizi etkiler. Reklamların her ne kadar tüketiciler üzerindeki etkileri tam ölçülemese de tüketici davranışına etkisi olduğu biliniyor.

2 gündür bir reklamın müziğini internet arama motorlarında,yayıncı kuruluşun web sayfasında bulamayınca birkaç kaynaktan yararlanarak en sonunda başka bir müzikten alıntı olduğunu öğrenmiş oldum. Benim gibi arkadaşların kolayca bulabilmesi için bu müzikleri buraya toplamaya çalışacağım (Benim hoşuma gidenleri )

Hoş zaman geçirmek dileğiyle…

Arko Güneş Kremi reklam müziği ve güzel kızı :

Esinlenilen müzik :

 

Kasık Fıtığı(Inguinal Herni) Ameliyatları — Laparoskopi Yöntemi

Edit:Bu yazıyı okuyan bazı okurlar bana e-posta ile ulaşarak bazı sorular sordu. Bu konuda sorularınız varsa yorum kısmına yazabilir ve diğer arkadaşların da görmesini sağlayabilirsiniz.

 

2012 yılı garipliklerle geçiyor. 2012’nin bana göre iyi mi , kötü mü olduğunu şu an ben bile bilmiyorum.

Son günlerde kasık bölgemdeki hafif yumruluktan dolayı genel cerrahide muayene oldum. Doktorumuz tereddütsüz “Kasık Fıtığı” teşhisini koydu. İçinde kan tahlili, röntgen, EKG, anestezi olan bir rota kartı verdi. Bir gün önce iftarımı salata ile yapıp, ramazan boyunca ilk defa kabak çekirdeği eşliğinde film seyretmiştim. Bunun üstüne ramazan ayının ilk sahur firesini o gün verdim. O gün hastaneye gideceğimi biliyor ama bir takım tahliller istenmez, o gün dayanabilirim diye oruca niyetlendim(Kabak çekirdeğin tuzlu yapısıyla). O gün doktor da tahlilleri istediğinde yıllardır gelişi güzel soran soruyu  “Kan vermek orucu bozar mı?” kendime sormaya başladım. Hastane koridorunda “Hastane imamı” tabelası gören ve “hastanede imam mı olurmuş” diyen ben direkt olarak imamdan bu sorunun cevabını aldım. Serum,kan almanın orucu bozduğunu öğrenmiş oldum.

O gün analizlerden sonra 22 Ağustos gününe ameliyat günü aldım. Yıllık izne çıktıktan sonra Uludağ Üniversitesi Spor hekimliğine gittim. Amacım kapalı ve açık ameliyatların avantaj ve dezavantajlarını öğrenmek, spor hekimliğindeki doktorlara bu fıtığı onaylatmak olacaktı. Spor hekimliği yine çok fazla yardımcı olamadı ama fıtık teşhisini onayladılar. Bu arada ben de üniversitede ameliyatların kapalı yani laparaskopik yöntemle yapıldığını öğrendim. Kapalı ameliyatın avantajlarını araştırmış ve en uygunu bu ameliyat tipi olacağına karar vermiştim ama üniversiteden sadece muayene için 2 hafta sonrası vermesi nedeniyle planlarımı değiştirdim. Üniversiteden aile hekimime , devlet hastanesine giderek bilgiler aldım. Devlet hastanesinde yapılan ameliyat da açık ameliyat olduğunu yine ameliyata giren bir doktordan öğrendim.

Yıllık iznimin 3.gününde özel bir hastaneye gidip bilgi aldım . Özel hastaneye gitme sebebim ;

1)  Bu bir karın içi basınç değişiminden dolayı zorlanma , zar yapısının zayıflığı ise sol tarafta olma endişesi idi.

2)  Kapalı ameliyatın başarılı şekilde yapılması (üniversitede genç asistanlar yapabiliyormuş)

3)  Okuduğum, araştırdığım bilgilerin bir genel cerrah tarafından da bana iletilmesi olacaktı.

Muayene ve ultrason  sonucu sol tarafta 12mm,sağda 20mm bir açıklık olup kapalı ameliyatın olmasına karar verildi.

Özel hastanenin para odaklı olması karşısında sizleri bilgilendirmesi , net bir teşhis koyması daha önemli hale geliyor. Blogu okuyup fiyatlar hakkında bilgi edinmek isteyenler için bilgi vereyim .

Tarih : 15 Ağustos 2012

Hastane kabul ve giriş muayene : 39TL (12 TL devlete ödeniyor)

Ultrason : 50 TL

Tek taraflı Kasık Fıtığı Ameliyatı : 2200 TL (Sanırım 1100 TL SSK ödüyor)

Çift taraflı Kasık Fıtığı ameliyatı : 3300 TL (1650 TL ben ödeyeceğim , 1650 SSK karşılayacak(%50 ise)

Çift kişilik yatak : 100TL (1 gece)

Yaklaşık 1800 TL sizin cebinizden çıkıyor (SSK’nız varsa)

Araştırma sonucu devlet ve üniversitedeki memur zihniyetindeki doktorların iyice duyarsızlaştığını gördükçe bu paranın tam yerinde kullanıldığını düşüneceksiniz. Umarım ameliyat da başarılı geçer sorunsuz 6-7 haftayı atlatır, sahalara dönebilirim.

Devlet hastanesinde 22 Ağustos’ta tek taraflı açık ameliyat olsaydım , hem ağrı sızım 1-2 hafta sürecek hem de sol tarafımdaki 12mm için bir daha ameliyat olmak zorunda kalacaktım. Siz siz olun bana önerilen gibi birkaç doktora çıkınız.

Edit : Cuma günü ameliyatım yaklaşık 2 saate yakın sürdü. Genel anestezi yapıldı.Ameliyat öncesi sol kolumda 4 kez damar yolu bulma girişimi 2 hemsşireyle sağlanamadı.5.kez sağ koldan damar yolu bulunabilidi.Özel hastanenin hemşirelerinin bu düzeyde olması , sağlıklı olmama rağmen damar yollarının görülmeme bahnesine sığınmaları  sağlık sisteminin özelde de tartışılır düzeyde olmasına işaret ediyor.

Ameliyat sonrası göğüs bölgesine  hatta boyun seviyesine kadar olan ağrının sebebi , ameliyat sonrası doktorumun yanındaki doktorun “13 seviyesinde yapsaydın, bu ağrılar olmazdı…”  (aslında işin özü ameliyatda karbondioksit gazının verilmesiyle iç taraftaki onarımları kamerayla görebilmek için ,fakat ogaz olması gerekenden fazla verilmiş) demesinden bir ölçü ayarının olmadığını öğrenmiş oldum. Şu an genel ağrılar var , o ağrıları atlatıp esas olan kasık bölgesi tamirinin iyileşmesini bekleyeceğim.

Edit: Ameliyattan tam 1 hafta 1 gün geçmesine rağmen Co2 gazının etkisi geçmedi.Dikişler alındı fakat ağrılar devam ediyor.

Şimdi de  öğrendiğim sizlerin de merak ettiği kasık fıtık hakkında bilgiler vereyim.

FITIK nedir?

FITIK, anatomik  yapının bozulması ile doku veya organların normal yerinden başka bir alana yer değiştirmesidir. Vücudun hemen hemen  her  bölgesinden  fıtık  oluşabilmektedir.

Fıtık  dendiğinde  insanların  ilk anda  aklına  gelen  karın  duvarı  fıtıklarıdır. Karın  duvarı  fıtıkları  başlıca;

1) Kasık fıtık

2) Femoral  fıtık

3) Kesi yeri fıtık

4) Spiegel fıtık

5) Göbek fıtık

6) Epigastrik  fıtık
Bunlar içinde,   kasık  bölgesi  fıtıkları   tüm  fıtıkların  % 75’ini  oluşturmaktadır.

Kasık  fıtıkları  erkeklerde  kadınlardan 25  kat  daha  fazla  görülmektedir.

Başlangıçta bu video yazının devamı için anlaşılır kılacaktır:

Fıtık Sebepleri

1-)  Obezite ( Şişmanlık )
2-)  Kronik öksürük ( Bronşit, Astım )
3-)  Ağır  kaldırma ( Fiziksel zorlanma )
4-)  Kronik kabızlık
5-)  Karın içi  sıvı  birikimi
6-)  Ventrikülo-peritoneal şant
7-)  Periton diyalizi
8-)  Kronik  Obstrüktif  Akciğer  Hastalığı
9-)  Ailede  fıtık  öyküsü  olması . . .

KASIK FITIĞI (İNGUİNAL HERNİ) NEDİR?

Kasık fıtığı, kasıkta (inguinal bölgede) karın duvarına ait zar yapılarının zayıflığı veya yırtılmasıdır. Kasıkta bir yumuşak doku şişliği şeklinde kendini gösterir. Şişlik öksürme, ıkınma veya ağır kaldırma gibi karın içi basıncı artıran durumlarda daha belirgin hale gelir.

Sabahları genellikle kaybolan şişlik, gün içinde ayaküstü dolaştıkça yeniden ortaya çıkar. Şişlikle beraber ağrı da olabilir ama bu şart değildir. Bazı fıtıklar şişlik ve ağrı olmaksızın tesadüfen tespit edilebilir.

 KASIK FITIĞININ TEDAVİSİ NEDİR?

Cevabım net : Kasık fıtığında geçerli tek tedavi seçeneği ameliyattır.       

TEDAVİ EDİLMEYEN FITIĞIN TEHLİKESİ VAR MIDIR?

Bu sorunun cevabı önemli.

Maalesef evet. Zaman geçtikçe onarılması gereken alan büyüyecektir. Bazı fıtık tiplerinde sarkma zamanla torbaya inecek, torbada giderek artan şişliğe yol açacak ve ameliyat nispeten zorlaşacaktır.Şişlik içinden sarkan kısım çoğu zaman bir ince bağırsak parçasıdır. Sarkan kısım sıkışabilir(inkarserasyon deniyormuş). Uzun vadede her üç hastadan birinde bir sıkışma atağı olması beklenir.Sarkmanın sıkışıp kalması durumuyla karşı karşıya kalırsanız, sırt üstü, baş aşağı eğimli (vücudunuzun baş tarafı ayak tarafına göre daha aşağıda olacak şekilde) yatarak istirahat edin. Ses, ışık, kalabalık gibi uyaranların az olduğu, nisbeten sakin bir odada derin derin nefes alıp vererek gevşemeye çalışın. Kasık üzerine nazikçe basınç uygulayarak şişliği karın içine doğru göndermeye çalışın. Eğer bu mümkün olmuyorsa 1-2 saatten uzun süre beklemeniz tehlikelidir. Lütfen bir genel cerrahi uzmanına başvurun.

HANGİ ANESTEZİ YÖNTEMİ TERCİH EDİLİR?

Ameliyat için; tümüyle uyutma – (narkoz – genel anestezi), belden iğne yapılarak belden aşağısını uyuşturma (spinal anestezi) veya doğrudan ameliyat bölgesine iğne yapılarak o bölgeyi uyuşturma (lokalanestezi) yöntemleri kullanılabilir.Fıtık ameliyatı olacak hastalara öncelikle önerdiğim belden iğne yapılarak belden aşağısının uyuşturulması (spinal anestezi) yöntemidir.Ben de bu yöntemi seçtim. Bu yöntemde hasta ameliyat esnasında uyanıktır, sadece belden aşağısını hissetmez. İsterse müzik dinleyip, sohbet edebilir. Ayrıca ameliyat sonraki ilk 2-3 saatte de ağrı hissetmeyeceğinden en korktuğu dönemi en konforluşekilde geçirmiş olur. HANGİ AMELİYAT TÜRÜ DAHA ÇOK TERCİH EDİLİR?

Dünyada en yaygınolarak tercih edilen kasık fıtığı ameliyat yöntemi; AÇIK – YAMALI  – GERİLİMSİZ (Lichtenstein) fıtık onarımı ameliyatıdır.Ameliyat kapalı (laparoskopik) teknikle  yapılabilir. Ancak laparoskopi, başka pek çok hastalığın ameliyatında açık ameliyatlara göre önemli üstünlükler sağlarken, fıtık ameliyatında ameliyat süresi ve maliyet açısından dezavantajlıdır.Fakat teknolojinin gelişmesiyle birlikte özellikle hastaların konfor , kozmetik açıdan hastaya yarar sağlarken doktora da çok kolaylık sağlamaktadır.Hastada tekrarlamış fıtık veya iki taraflı fıtık olması laparoskopi için tercih nedeni olabilir ki benim ameliyatın olmazsa olmazlarından biridir.Kısa bir video sunumu :Kapalı ameliyat :LaparoskopikAçık ameliyat ise :Açık AmeliyatKapalı ameliyatın ayrıca avantajları ;  3 ayrı  mini  kesi nedeniyle  daha az ağrılı, daha konforlu ve  daha estetik bir  ameliyattır. Daha erken normal  hayata  ve  işe dönüş gerçekleştiğinden  tercih  edilebilecek  bir  ameliyattır.Mutlaka  genel  anestezi gerektirmesi, özel bir yama ve özel el aletleri  nedeniyle  maliyetin %50 kadar artması en önemli  dezavantajlarıdır. Peki bu bölgelere konan yama çeşitlerini biraz inceleyelim.

Yama Çeşitleri

Yamalar  birçok maddeden yapılmış olmakla   birlikte,  cerrahlar  sıklıkla  sentetik  ve  örgülü materyalleri  kullanmaktadırlar. Polipropilen, Polyester, PoliTetraFloroEtilen  ( P T F E ) üretilen   yamalarda  en sık  kulanılan  sentetik  maddelerdir.

Kullanılan  yamalarda istenilen optimum   özellikler  ise  güçlü  yapıları yanında esnek, ince  ve dokuya  uyumlu  olmalarıdır.  Yamalar hem  gerilimsiz fıtık onarımlarında  hem de  laparoskopik  ameliyatlarda  günümüzde  altın  standart  olarak kullanılmaktadır.

Her ne kadar  yıllar içinde yüzlerce yama çeşidi ve  markası türemiş  olsa da , asıl  önemli  olan  cerrahın  hastası  için  en  uygun  yamayı,  zayıflamış yada  fıtıklaşmış alan  üzerine doğru  tekniği  uygulayarak tesbit  etmesidir.

Yamalar  şekillerine göre  3 boyutlu ( 3D ) veya  tek kat (Flat ) olarak sınıflanabilir.

Yada içerdikleri materyallere göre sentetik yamalar ( polipropilen, polyester, PTFE vs ) veya   biyolojik yamalar ( insan doku kültürlerinden yada hayvansal dokulardan elde edilen yamalar) olarak adlandırılır.

Değişik fıtık türlerinde  Çift Katman (Dual Layer) yamalar  da  kullanılabilmektedir.

Kullanım özellikleri ve kullanım bölgeleri dikkate alındığında  hastalar  tarafından daha  kolay  tolere  edilebilen  çok ince ve çok hafif (Ultra-light) yamalar da yine son yıllarda kullandığımız yama türleridir.

Umarım yararlı bir yazı olmuştur.

Ramazan Ayında Davul Geleneği — Çağdaş Uyandırma Servisi

Her sene beklenen ve sabırla geçirilen Ramazan aylarında değişik tartışmalar olmuştur. Bu tartışmaların medya tarafından yansıtılan kısımları genelde Ramazan ayındaki ruhi ve fiziki  istikrarın devam etmesi, zekatın kimlere verileceği , kimlerin oruç tutabileceği gibi kişilerin görüşüne göre değişen konular ele alınıyor. Bu yıl eski geleneklerin devam ettirilmesi ile ilgili medyada, çevremde çok haber görmedim. (Olimpiyatların da etkisiyle arka planda kalması olasıdır.)

Bu yazımda geçmiş yıllarda dile getirdiğim, bugünlerde gelenekçi davulcuların para toplamaya çalışan bir atmosfer içinde davul ile insanların uyandırılması konusundan bahsedeceğim.

Davul ile insanları uyandırma eskilerde teknoloji araçları olmadığı düşünülünce gayet mantıklı bir “sahur için uyandırma hizmeti” şeklinde değerlendirilebilir. Lise yıllarımda davulcumuz (ki küçük yerel yerlerde insanlar birbirlerini çok iyi tanıyorlarsa o kişiler o ailenin davulcusu olurlar) biz ışıkları açıncaya kadar davulu çalar, zile basardı. Hatta davulcumuz aileden birini kaldıramaz  ise cep telefonu veya telefonla bizleri uyandırmaya çalışırdı.

Çevremden edindiğim bilgilere göre son yıllarda İstanbul, Bursa, Ankara gibi metropolitan illerin bazı ilçelerinde, mahallelerinde davul geleneği sürdürülmüyor.(Benim görüşüm yüksek katlara seslerin ulaştırılamaması, elit tabakanın oluşan gürültüye  tepkisi gibi nedenlerden dolayı sürdürülemiyor) . Bu geleneğin sürdürüldüğü mahallelerde davulcular ihaleye giriyor ve birçok mahallelere talip oluyorlar. Aslında bu ihalenin fizibilitesini incelemek isterdim. Bu ihlaleler ile ilgili merak ettiğim iki konu var:

1)      Nasıl bir fizibilite hesaplanıyor ki Ramazan boyu bu işi kabul ediyorlar!

2)      Bu işi yapmanın bir sebebi de Ramazan ayında bu kutsal görevi yerine getirmek midir, yoksa işsizliğin verdiği boş zamanı iş ile bir aylık süreci iyi kullanmak mıdır?

 Ayrıca davulcuların çaldıkları bir ritim / name olup olmadığı, yoksa rastgele bir ses mi ortaya çıkardıklarını da merak ediyorum. Bu konuda ders aldıklarını, standart davul sesi konusunda diğer davulcularla anlaştıklarını düşünmek de bu noktada karmaşık olacaktır. Bu konuda fikri olanlar bana ulaşırlarsa sevinirim.

İzmir’de sahur öncesi insanları kaldırmak için orkestra niteliğindeki bir grup arkadaşın güzel sanat müzikleriyle insanları kaldırması değişimin de bir göstergesiydi fakat ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışılırdı.

Davul geleneğinin uygulandığı mahallelerde bu geleneğinin yararını kaç aile kullandığını bilemem ama tahminimce zararını birçok aile görüyordur. Özellikle işe giden, erken okula giden, küçük yaşlarda çocuğu olan, hastası olan aileleri düşünürsek bu davul geleneği uyandırmadan çok rahatsızlık verme düzeyine ulaşıyor. Örnek olarak ortalama 23:30 – 24:00 arası uyuyan küçük bir aile düşünelim. Bu ailenin küçük yaşlarda çocuğu veya hastası olmasın (İstatistiki olarak bakılırsa en az %10 bu istatistiki verinin tüm . O yüzden bu konuyu hiç tartışmayıp bu geleneğin bu durumlarda kesinlikle rahatsız edici bir yönü olduğu açık olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.) . Bu ailenin (davulcunun tamamen kendi rotasına ve planına göre istediği saatler gezdiğini düşünürsek )02:00 – 03:00 arası kaldırıldığını düşünelim. (Aslında ailede bir veya iki kişi erken kalkar, sofrayı hazırlar. Sofra hazır olduğunda ise diğerlerini kaldırır. )

Birçok ailenin de uykuyu, sahurdaki iştah ile değişmediğini gözlemlediysek, birçok ailenin imsak vaktine yakın saatlerde kalkmasını bekleriz. Sahuru bitirip, yatma faslından sonra sabah işe gitmek için erken kalkma gibi zor bir sürece daha gireriz. Çünkü tekrar uyumak ve uyku fazlarının en derin olan bölümüne girmek bu saatten sonra zor olduğu gibi sabah erken saatte kalkmak da zorlaşmaktadır.

Kendimden örnek vermek gerekirse, ben genellikle 24:00 gibi uyuyor  , 02:00 gibi davulcular tarafından gereksiz kaldırılıyor (ayrıca sizlere ek olarak Bursa’nın merkezinde Tophane’nin hemen altında yaşayan ve gecenin 03:00’nde topla uyanan bir ek uykusuzluk evrem de  var)  ve kurduğum saatle 03:30 gibi uyanıyor ve sahurumu yapıyorum. Tekrar saatimi 07:00 gibi kuruyor (ki Ramazan öncesi 06:00-06:30 gibi uyanıyorum) .Ertesi gün genellikle uykusuz olup Ramazan ayı hürmetine sabırla Ramazan ayının geçmesini diliyorum.

Ramazan ayının birçok tarafı konuşulabilir ama biz davul geleneğine odaklanalım. Geçmiş yıllarda aklıma gelen, ileride birilerinin uygulamasını düşündüğüm sahur için kaldırma uygulamasını paylaşmak istiyorum. Eğer birilerinin bunu uyguladığını görürsem mutlu olacağım. Yukarıdaki eleştiri, şikâyetlere çözüm olacak Ramazan ayının dini sınırlarına müdahale etmeden, diğer taraftan çağdaş, bu dönemin artılarını kullanarak bir yol izleyeceğimizi öneriyorum.

Çağımızın gerektirdiği düzende davul geleneğinin zamanla tamamen unutulacağını, ileriki dönemlerde uygulanmayacağını düşünüyorum. Bu düşüncenin altında başta söylediğim gibi insanların eski geleneği devam ettirmeden çok, bu geleneğin ticari bir araç olarak görmeleridir. 

Fakat bu geleneğin unutulasıya kadar, yukarıda bahsedilen problemlerin çözümü için bu uygulamanın yerel bir mahallede model olarak uygulanması ve sonra yaygınlaştırılması düşünülebilir.

Öncelikle muhtarlığın (ileriki dönemlerde belediye ,…) liderlik ettiği bir çalışma olmalıdır. Halkın sadece seçim dönemlerinde muhtarların isimlerini gördüğü bir dönemde , kendini seçen halka  liderlik etmesi  ve halkıyla  bir takım uygulamaları yapma açısından da iyi bir şans olacaktır.

Ramazan öncesi bu uygulamanın detayları tüm ailelere anlatılmalıdır. Artık her evde sabit olan telefon ve internet bu uygulamanın en büyük araçları olacak. Öncelikle muhtarlık hangi ailelerin bu uygulamayı kullanacağını belirleyecek. Böylelikle ramazan ayında oruç tutmayan aileler bu uygulamanın dışında tutulacak ve bu ailelerin rahatsız edilme boyutu olmayacak. Her ne kadar bu dini bir sınır gibi gözükse de dini bir yapının bıktırıcılığı, gelenekleri rahatsız etme duygusundan daha iyi bir fikir olacağı tercih edilecektir. Bu uygulamayı kabul eden aileler de hangi araçla kaldırılmak istiyorlarsa onu belirleyeceklerdir. Bu belirleme internet üzerinde (muhtarlığın, belediyenin kendi sayfası olabileceği gibi özel bir adres de olabilir) olacağı gibi, internet imkânı olmayanlar için muhtarlığı ilk ziyaretlerindeki anketlerinde  ortaya konabilir.

Bu araçlar telefon mesajı gönderme, GSM telefonu kullanma, ev telefonunu kullanma, zile basma gibi çeşitli araçlar olacaktır. Aileler bu aracı seçtikten sonra bir saat aralığı (en fazla yarım saati geçmeyen) vereceklerdir.

Muhtarlık, o mahallenin davulcusu artık yeni adıyla uyandırma servisinin ana görevi bir gün önce bu listelere göre rapor hazırlayıp hangi ailelerin nasıl kaldırılacağı planın yapacaklardır.  Ev telefonu, GSM, GSM mesajı gibi uygulamaların evlerinden yapacakları düşünülürse bu uygulamanın ailelerin istediği saat aralığına göre kaldırılması basit olacaktır. Zile basma, kapıyı çalma (özellikle telefon, internet olmayan ailelerde) gibi eski yöntemleri seçen ailelerin (ki bu kriterin %20 ‘nin altında kalacağını düşünüyorum) kaldırılması uyandırma servisinin saat aralığında uygun bir rota belirlemesi için iyi bir optimizasyon planı yapmalıdırlar.(Endüstri Mühendislerinden yardım alabilirler).Uyandırma servisi de eskisi gibi verimsiz olarak tüm mahalleyi dolaşmak yerine hedefleri tam belirleyip süreyi ve yolu minimize edecektir.

Mesajla kaldırma, telefon etme seçeneklerindeki konuşma, istenen melodi çaldırma gibi seçenekler de geliştirilebilir olacağını iletmek istiyorum. Temel bazda uygulama bu şekliyle tüm oruç tutan ve tutmayanlar için ideal çözümlerden biri olacaktır.

Sözün kısası Ramazan ayının davul geleneğinin kuralsızlık ve işgüzarlık seviyesi ve çıkar amaçlı bir mevsimlik iş kolu düzeyinden çıkarak teknolojinin kullanıldığı , yapılan işin verimli olacağı (bu hizmeti almak isteyenlerin uygulanabileceği) Ramazan ayına dönüşmesini diliyorum.

Bu uygulamanın yararlarını özetlersek;

Oruç tutmayan veya bir nedenden dolayı tutamayan, hastası olan, uyutması zor çocuğu olan ve diğer nedenlerden dolayı rahatsız edilmek istemeyen aileler bu kapsam dışı kalacağından problemi daraltmış , hedeflediğimiz noktaya daha ölçülebilir bir şekilde ulaşabilir hale getirmiş olacağız.  Oruç tutanların da uyku düzenlerini daha sağlıklı hala getirip  daha yaşanır,daha rahat bir ramazan geçirmelerini  hedeflemiş olacağız.

  • Oruç tutan/tutmayan, sabah erken saatlerde işe giden kişilerin uyku saatlerinin bölünmemesini sağlayan, sistemli sadece kalkmak istedikleri saatlerde kaldırılmalarını sağlayan bir uygulama olacaktır.
  • Aile içinde sadece oruç tutmak isteyenlerin kaldırılabileceği bir sistem olmasıyla aile içindeki rahatsızlık problemi giderilecektir.
  • Ramazan ayı içerisinde devamlı oruç tutup, belirli günlerde belirli sebeplerden dolayı tutamayacak kişiler için bir gün önce uyandırılmama opsiyonu olduğundan her iki taraf için de en iyi seçilen uygulama olacaktır.

Bu konuda görüş bildirmek isteyenler bu blog üzerinden görüşlerini bildirebilirler.

 

Edit : Şükrü Kızılot’un 19 Ağustos 2012 (Ramazan bayramının 1.günü) yazısında özel çalışsalar ya da ilan verseler de her durumda vergiden muaf oluyorlar (Bakınız : Gelir Vergisi 2010/1) 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21257485.asp?utm_source=twitterfeed&utm_medium=facebook

RunBursa

" Haydi Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land | Gezgin Keçi'nin Düş Dünyası

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

Başa sarar tüm nakaratlar dilimin ucunda. İki üç parça eksiğiz mırıldanırsak bu parçayı da geçeriz.

Hayata Dair...

İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludur.

rabirius

photography and other things

Prakkypedia

Prakky | Public Relations | Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

Two Thirds Done

thoughts and experiences of a 72 year old boy

%d blogcu bunu beğendi: