Sağlık Sektörüne Bakış Açısı

11 yıllık Endüstri Mühendisi hayatımın , sosyal yaşamımın vermiş olduğu bakış açısı her artan yıl daha da olgunlaşıyor.

Sağlık ile ilgili  hayatımın bazı dönemlerinde beni ve ailemi ilgilendiren önemli dönüm noktaları var. Bu nedenle lise yılları başından beri  doktor olmayı hiç tercih etmedim. Tercih etmemem gerektiğini şimdi daha iyi anlıyorum.

Hastane , doktor isimleri kullanmadan gözlemlerimi başa gelenleri olabildiğince özet yapmaya çalışacağım. Bu blogu yapmamın sebebi de deneyimlerimi aktarmak idi.

Aslında durumu şöyle basitleştireyim. Markete gidiyorsunuz , istediğin türde ne ihtiyacınız varsa seçerek alabiliyorsunuz. Doktora gittiğinizde bu iş daha farklı hale gelip , sizin neyiniz olduğunu anlayıp farklı tedavi yolları seçiyorlar. Fakat siz bu yöntemlerin hangisinin iyi / ekonomik mühendis bakış açısıyla optimum olduğunu bilmiyorsunuz.Açıkçası verilen hizmetin açıklamasını ve yarar kısmını öğrenmek istiyorsunuz.

İlk büyük deneyimim 1999 yılında üniversite harçlığımı çıkarmak için bir devlet hastanesinde gerçekleşti. Detayıyla daha önce bu konuyu daha önce anlattığım için sadece özetleyeyim.Bir doktorun hastasından izin almayarak , sıraya başka hasta alması ve bunun üzerine yapılan şikayetin üzerine daha sert davranması. Yazılan dilekçe ile birlikte sonraki senelerde o olayla başhekim olamadığını iletmişlerdi.

İkincisi Annemin kalp krizi geçirdiği 2014 yılında yaşandı. Bu sefer özel bir hastane. Annem kalp krizi geçiriyor ve 4 gün boyunca komada yatıyor. 4.gün sonunda ben de Manisa’daki hastaneye gidiyorum. Hastane Baş hekimi ve heyeti  açık kalp krizi ameliyatı kararını vermiş , 3 gün dinlenme süreci sonunda  Pazartesi günü Ameliyatı yapacaklar. Tek istedikleri ailenin ameliyat sırasında başına gelebileceği bir onay,imza almak. Ailem her aile gibi  Türk doktorlarına güvenmenin dışına çıkmayıp evet diyorlar. Durumu bana aktarıyorlar. Ben de bu durumun gerekliliğinin açıklamasını istiyorum . (İlk başta verdiğim hizmet örneği )

Cumartesi-Pazar hastanede annemle yalnız kaldım , ailemi dinlenmesi için eve gönderdim. Cumartesi Pazar ne yapabileceğimi düşündükten sonra Anjiyo Cd sini alıp bazı doktor arkadaşlara göndermeye karar verdim. Bakanlıktan müfettiş olan arkadaşımdan da ameliyatı yapacak ekibin başarı oranını öğrendim. Müfettiş arkadaştan gelen yorumlar pek hoş olmadığından detaya inmek istemiyorum.CD yi hafta sonu baş hekimin haberi olmadığı için vermek istemediler. (Aslında sebebi belli) Pazartesi 09:30 daki  başhekim görüşmesi için CD nin analizi baş hekimle veri üzerinden konuşabilmek adına çok önemliydi. Pazartesi erken saatlerde CD yi  arkadaşlarla yollayarak doktorlardan cevapları aldım ve şimdilik böyle bir ameliyatı gerek görmediklerini ilettiler. Bu veriyle birlikte olası kötü bir durumda  İzmir ‘de bir ekip hazırlama alternatifi hazırladık.

Başhekimle görüşmemiz çok gergin ve şok ediciydi. Aileyi ikna ettiğini düşünüp , oğlunun her planını değiştiğini söyleyen bir doktor vardı. Öyle kibirli , öyle kendinden emin konuyordu ki  , konuşma boyunca doktor statüsünden çıkmıştı. Bu ameliyatın mutlak olması gerekliliğini , olmazsa benim sorumşu olacağının altını çiziyordu. Ameliyattan çıkma şansını sorduğumda ukalaca hasta hassasiyetliliğini kenara bırakan “Yüzde sıfır, biz adam öldürüyoruz” cevabı vermişti. Üstelik bakanlığın soruşturma ihtimalini de düşünerek bazı ödemeleri de istemediler. Sonuç olarak annem kilo vermemesine rağmen 2 senedir hala sağlıklı ve hiç anjiyo gerekliliği olmadı.

Üçüncüsü son 4 ayımda gerçekleşen bir mücadele içeren sağlık durumu olacak. Düzenli koşu yaptığımdan dolayı  sağlık problemim genelde olmuyor. 6 ay önce ayağımdaki ara sıra olan ağrı nüksedince Avrasya İstanbul maratonu öncesi hızlanırmak adına bir devlet hastanesine gittim. Ayak röntgeninde birşey çıkmayınca , bel/sırt röngeni de çekildi.

Bel fıtığı / siyatik başlangıcı tespitiyle (sonraki süreçlerde böyle olmadığı) çıkınca yine ana devlet hastanesine hiç olmadık bir bölüme Beyin cerahine başvurdum. Doktor hiç muayene etmeyerek , MR çekilerek bakılmasında fayda ileterek ortopediye gönderdi ki ben de hak verdim. Ortopedi’ye inerek durumu anlattım ve Beyin Cerrahı’nın MR ile sonuca ulaşmamızda fayda olduğunu iletince ” ısmarlama iş yapmıyoruz” cümlesiyle doktorluk mesleğine olumsuz bakış açım daha da arttı. Yine  röntgen yazarak (ki zaten çektirdiğimi ilettim) . O da farklı bir bölgeye bakacağını iletti. 3 saatlik röntgen sırasından sonra (bu sistemi de anlatmam lazım fakat daha çok doktor/sağlık sistemine yoğunlaşalım) doktorun yanına gittim ve “MR ‘ı da görelim şimdi” demez mi! . Çıktıktan sonra MR çektirmeden özel hastaneye gideceğime karar verdim.

Yani 2 hafta , 3  röntgen tespitiyle elimdeki SIFIR ile evime geri döndüm. Uzun süre sporun bu durumu iyileştirebileceğini düşünerek , yaşamımı sürdürdüm. 3 ay sonrası ağrılar artınca  doktor arkadaşımın hastenesine gittim ve ağrıyan bölgeyi belirttim. Doktorlar hastanın net açıklamalarını duymak istiyorlar. Size de tavsiyem ağrınızı/probleminizi çeşitli örneklerle anlatmanız olacaktır.

2 tür MR çektirip  duruma bakıldı ve herhangi bir bulguya rastlanmadı. Sevinsem mi , üzülsem mi pek anlayamadım. Ağrı olmasına rağmen bir problem gözükmemesini beraber anlayamadık. 3-4 haftalık bir ilaç tedavisi sonucunda (ki birşey yok tespitine karşın öngörü ilaç tedavisi) ağrı yine geçmeyince aynı yere 2.kez gittim. Bu sefer sadece Romatizma ile ilgili hastalıkların yer aldığı bir hastaneye gitmemimin , Romatolog gözüyle bakılmasının fayda olacağını , kendisinin bu noktada birşeye yapamayacağını iletti.

4.hastaneye gittiğimde  3 ay zaman geçtiğini  , 4 doktor kontrolunden geçtiğimi , elimde   3 röntgen , 2 MR olduğumu farkettim. Hastalık hala teşhis edilememiş , ilerleyememiştik. Benim için yeni bir kelime bilgi dağarcığıma girerken , alanında ender bulunan bir romatolog ile konuşmam tecrübe oldu.Romatalog ile geçirdiğimiz 1 saat içerisinde hoş sohbet ettik. 4.doktorum olan doktorumun öngördüğü problemin görülmediğini ,  hasta olarak kendinen çok vücudumu tanıdığımı , sporun bu tespitler önemli olduğunu iletti. Problem giderilmezse MR isteyeceğimi ilettim , hak verdiği cevabını alarak hastaneden çıktım.

4.hastane sonuçlandığında 3.ay zaman , 5 doktor , 3 röntgen , 2 MR ile  hala teşhis konulamamıştı.

Ağrılar geçmeyince 2,5 ay sonra özel hastaneye gitmeye karar verdim. Teşhis konmaması sebebiyle hem tedirginim , hem de yaşam kalitem oldukça düşmüştü.Ortopediye giderek durumu anlattım ve yine 1 röntgen , 2 ultrason film ile birlikte  5.döngüye girmiş oldum.

Röntgen filmine hiç bakmamıza gerek kalmadan 2 ultrason filminde ortaya çıkan sol böbrek orta bölümdeki 6,3 mmlik böbrek taşına üzülsem mi yine ne yapacağımı bilemedim. Fakat teşhisin konması açısından rahatladım.

Dişçime gittiğimde raporu okuyunca tekrar bir şaşırma dönemine girdim. Çünkü ağrı sağda olmasına rağmen solda böbrek taşı ortaya çıkmıştı. Ultrason çekilirken de doktora sağ tarafımın ağrıdığının altını çizmiştim ama herşeyi gördüğünü iletmişti. Ben de rapora yazacağını düşünerek üstelememiştim. Sonuç olarak  sol tarafta ağrı olmamasına rağmen sol tarafta ek olarak böbrek taşı tesptiyle bu ağrıların sebebi hala belirsizliğini koruyor. Muhtemelen de  sağ taraftaki ağrının sebebi de böbrek ile ilgili bir durum çıkacağını , 6 doktordan sonra tahmin edişim sağlık sektöründeki durumu açıkça net ortaya koyuyor.

Problemin analizi , teşhisi ve her olasılığın dikkate alınması gerekliliğini  hayatımızda öngördüğümüz halde doktorlarımız neden öngöremiyorlar , bilemiyorum. Ameliyat , hasta sayısına paralel olarak maaşın arttığı bir sağlık sektöründe bu tür pozitif beklentinin olması da garip olurdu.

Sağlık ile ilgili herkesin söyleyecekleri , eleştirileri olacaktır. Ben Türkiye’mizde 3 ana problemin (eğitim,sağlık,adalet) uzun yıllar gerektiren bir alt yapı süreci oluşturulması gerektiğini ve bu sürecin de yeni bir zihniyet ile yapılması gerekliliğini düşünenlerdenim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

RunBursa

" Koş Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

''Bütün bu yazdıklarım belirli bir anlamda, anlamsız ''

Hayata Dair...

Hayata Dair...

Prakkypedia

Corporate communications + Public Relations Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU/Çocuk ve eğitime dair...

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

%d blogcu bunu beğendi: