Author Archive: sdteser

Pandemi Sürecinde Liderlik,Güven,Dayanışma ve Aitlik Hissi

23 Mayıs 2020 tarihi itibariyle , hava durumu / takip ettiğim günlük siteler gibi ölü sayıları ve aktif vaka sayısını takip ettiğim worldometers  sayfasının güncel adetleri ;

  • Toplam vaka sayısı 5.329.444
  • Toplam vefat sayısı 340.524 . (20.000 adet üzeri ülkeler ; Amerika 97.663 , İngiltere  36.393 , İtalya 32.616 , İspanya 28.628 , Fransa 28.289 , Brezilya 21.116 adet ) . Toplam vefat sayısının %72 ‘sini bu ülkeler oluşturuyor.
  • Türkiye ise 4.276 adet ile diğer ülkelere göre iyi bir süreç (Küçük/Orta ölçekli hatalara rağmen)  geçirdi diyebilir.

Dünyadaki tüm ülkeler , her alanda ortak düşmana karşı savaşlar verdiler ve vermeye de devam edeceğiz. Yeni dünya düzeni , salgınla yaşama konuları bugünlerde konuşuluyor. Daha önce deneyimlenmemiş olan, hiç bilinmeyen ve öngörülmemiş bu kaotik süreçte yol alırken süreci yönetmeyi kolaylaştıracak iş dünyası , ülkelerin kültürleri üzerindeki alınacak kararları sizler kadar ben de çok merak ediyorum .

Pandemiyi bu yüzyılın “siyah kuğusu” olarak görmemiz yanlış olmaz. Teoriyi hatırlamayanlar için özetleyeyim :

Nassim Nicholas Taleb’in The Black Swan (Siyah Kuğu) teorisi:

“Avustralya’nın keşfinden önce Eski Dünya’da, bütün kuğular beyaz zannedilirdi. Görünüşe göre bu şüphe götürmez kanaatin dayanağı, deneysel delillerdi. Görünen ilk siyah kuğu, bazı ornitologlar ve kuşların renkleriyle aşırı derecede ilgilenenler için herhalde ilginç bir sürpriz olmuştu; ama bu olgunun ortaya koyduğu daha temel bir şey vardı: Gözlem ve deneylere dayalı öğrenmenin, ciddi boyuttaki sınırlamaları ve bilgimizin kırılganlığı. Tek bir gözlem, milyonlarca beyaz kuğunun binlerce yıldır teyit etmiş olduğu genel bir kanıyı geçersiz kılabilir. Bunun için tek bir siyah kuğu olması yeterlidir.”

Taleb’in Siyah Kuğu olarak nitelediği olguların 3 ortak özelliği var:

– Geçmişte olabilirliğine işaret edecek hiçbir belirti olmadığı için sıra dışı.

– Olağanüstü etki gücüne sahip.

– Beklenmedik olmasına rağmen, ortaya çıkışından hemen sonra olan-biteni açıklanabilir ve öngörülebilir hale getirecek birtakım açıklamaların mutlaka yapılması.

Bu  yazımda iş dünyasının hayata dönüş yolunda  geçmişte yapılan 2014 yılı Simon Sinek’in  TED Liderlik konuşması ve Peter Skillman’in “Spaghetti Tower” ya da “Marshmallow Spaghetti Tower” çalışmasını birleştirmeye çalışacağım. Her iki vedoyu da ekleyeceğim.

Siyah Kuğu her firma için ayrı stratejik kararlar verecek , doğru ve yanlış kararları  yakın gelecekte anlayabilecek.

Aşağıda yer alan 2014 yılında TED konuşmasında Simon Sinek birkaç olay sonunda güven ve dayanışma hissinin önemini ortaya koyar.

“Neden bunu yaparsınız?” “Neden bunu yaptınız?” Hepsi aynı şeyi söylediler: “Çünkü onlar da benim için bunu yapardı.” Bu çok derin bir güven ve dayanışma hissi. Yani güven ve dayanışma çok önemli burada. Güven ve dayanışma kavramıyla ilgili sorun, bunların talimatlar değil, hisler olması. Sadece “Bana güvenin” demek, size aynı şeyi yaptırmaya yetmez. İki insana işbirliği yapmalarını söylediniz diye öyle yapmalarını sağlayamazsınız. O şekilde olmaz. O bir histir.

Liderliğe atıf yaparak aitlik hissinin altını çizer.

“Bir lider organizasyon içindeki insanların güvenliğini ve hayatını ilk sıraya koymayı seçerse onların rahatlarından ve somut sonuçlardan fedakarlık etmelerini de sağlar. Çünkü insanlar kalıp kendilerini güvende ve o yere ait hissetmeye devam etmek isterler.”

Peter Skillman’in “Spaghetti Tower” çalışmasını kısaca özetleyeyim. 2006 Ted konuşmasını aşağıda bulabilirsiniz.

 

Kendi çalışmasını kendi kaleminden detaylı olarak okumanızı öneririm.

Hedef :  20 tel pişmemiş spagetti , bir bant , bir metre ip , suni şekerleme(Marshmallow)  ile  20 dakika içerisinde en az 3 saniye ayakta hareketsiz  kalacak yapı kurmak.

İçinde CEO , mühendisler , mimarlar , üniversite , ana okulu öğrencileri gibi birçok meslek grubundan  2000 kişiden fazla topluluklarla çalışmış. Puanlamayı ve fotoğraf gibi içerikleri de yazıya eklemiş.

En başarılı grup  ana okulu öğrencileri , en başarısız grup ise MBA öğrencileri olmuş.

1_qPIDGw4wC6rVzem1d54erQ

Bu testte öne çıkan birçok nokta var fakat ben ilk örnek ile bağlantısını kuracak maddeleri özetlemek istiyorum.  Oyunun amacına yönelik hedef(Strateji ve plan olmadan en yüksek noktaya çıkmak)  , güven hissi ve egoların bir kenara bırakılması  ana okuldaki çocukların temel basamakları olmuş.

Meraklısı için bir TED konuşmasını da buraya ekliyorum.

Simon Sinek’in bahsettiği güven ve dayanışma , aitlik , çalıştığın yere aitlik hissi ile Peter Skillman’in “Spaghetti Tower” çalışmasındaki  ana okuldaki çocukların basit bir hedef doğrultusunda egolarından bağımsız , güven duydukları bir çalışma günümüzde pandemi sonrası iş hayatına dönüşte bize örnek olabilir.

Pandemi sürecinde evden çalışan insanların gerek kişisel , gerekse de aileleriyle ilgili tecrübe edindiği birçok olay yaşadılar. İnsan hayatının evde geçirdiği zaman kadar iş yerlerinde geçiren zamana , pandeminin yeniden şekillendireceği yeni iş hayatında en çok ihtiyacımız olan iş yerine olan güven (markaların yönetim kaliteleri de ölçülecektir) , aitlik hissi yaratacak çalışmalar , psikolojik liderlik destekleri  markaların önemli bir rotası olacaktır.

 

 

 

 

2020_ Öneri Kitap Listesi

Edit : 2020 kitap listemi güncellemeye devam ediyorum : 

2020’de okuduğum ve okuyacağım kitaplarla ilgili yorumlarınız varsa burada veya özelden  paylaşabilirsiniz. (oyunmerdiveni@gmail.com)

Mart ve Nisan aylarında okuduğum kitaplar :

  • Eşyanın Tabiatı _ Mark Miodownik (7/10) Kitabın arkasından bir bölüm ile başlamak istiyorum :  “Malzemeler dünyasında yaşıyoruz. Etrafımız gündelik tasarım ve mühendislik mucizeleriyle çevrili. Çeliği düşünün: Ağzımıza sokuyor, istenmeyen tüylere karşı kullanıyor, içine biniyoruz. En sadık dostumuz ama nasıl işlediğini bilmiyoruz. Cam neden saydam? Lastiğe esnekliğini veren ne? Ataş neden bükülüyor? Bir malzeme neden göründüğü gibi görünüyor, neden davrandığı gibi davranıyor?

    Mark Miodownik bizi malzemelerin iç dünyasına götürüyor. Mucidini idamdan kurtaran porselenden ayakkabılarımızdaki köpüğe, elinizdeki kâğıttan uygarlığımızın günah keçisi betona kadar, yaşamlarımızı şekillendiren bu mucizelerin nasıl doğduğunu, keşiflerinin ardında yatan akılalmaz öyküleri ve tüm bu yolculuğun insan ırkının becerisine, yaratıcılığına dair ne anlattığını ortaya koyuyor.

    Eşyanın Tabiatı’nı benzersiz kılan, 20 dilde yayımlanmış bir popüler bilim klasiğine dönüştüren şey Miodownik’in saplantı derecesindeki tutkusu ve bu tutkuyu kelimelerle bize bulaştırma becerisi. Sadece etrafımızdaki nesnelere değil, dünyaya bakışımızı da değiştiriyor.”   Her ne kadar merak edilecek bir dünya sunsa da  diğer kitaplar gibi sizi büyülemeyeceğini , bilimsel olarak merakınızı gidereceğini iletmem gerekiyor. Fakat anne , baba , öğretmen iseniz ya da bu görevleri hakkeden kişilere göre daha önemle yapıyorsanız okumanız ve okuduğunuzu daha basit ifadelerle anlatacağınız baş ucu kitabı olabilir.

 

Konuyu Barry Schwartz “The Paradox of Choice” kitabında çok geniş bir şekilde işlemiş ama özetlemek gerekirse seçeneklerin fazla olması dört farklı şekilde zarar veriyor:

  1. Çok sayıda seçenek insanların gerçekten seçtiği şeyin çekiciliğini azaltır, çünkü seçilmeyen alternatiflerin çekiciliğini düşünmek, seçilen şeyden duyulan keyfi azaltır.
  2.  Çok sayıda seçenek tüketicilerin cesaretini kırabilir, çünkü karar vermek için harcanan eforu arttırmaya zorlar. Bu yüzden tüketiciler karar vermemeye karar verebilirler ve ürün satın almazlar. Videoda  anlattığı gibi sürekli ertelerler.
  3. Birden fazla alternatifin olması, var olmayan alternatifleri (var olanların çekici özelliklerini birleştiren alternatifleri) daha kolay hayal etmemizi kolaylaştırıyor. Kafamızdaki mükemmeli ararken giderek daha müşkülpesent ve mutsuz hale geliyoruz.

Tüketici davranışları ve pazarlama ile ilgiliyseniz aşağıdaki videoları da izlemenizi öneririm .

2020 itibariyle 4 videosu mevcuttur. İlgili videoya ise buradan ulaşabilirsiniz.

Sheena Iyengar tarafından ABD’de yapılan bir deney ile bitirmek istiyorum .

Deney için çok fazla çeşit ürünün bulunduğu bir süpermarket seçiliyor. Süpermarketin girişine bir tadım standı koyuluyor. Deneyin ilk parçasında, standa 24 farklı çeşit reçel koyuluyor. Müşteriler istedikleri kadar ürünü tadabiliyorlar. Sonuç; mağazaya girenlerin %60’ı 24 farklı çeşit olan standa uğruyorlar. Deneyin ikinci kısmında, aynı stanttaki reçel çeşidi 6’ya indiriliyor. Bu durumda ise, mağazaya girenlerin yüzde %40’ı standa uğruyor. Ama 24 farklı çeşit olan reçel standından, standa uğrayanların sadece yüzde %3’ü satın alma yapıyor. 6 farklı çeşit olan reçel standından satın alma yapanların oranı ise %30. Yani daha çok seçenek, karar vermeyi güçleştiriyor ve devamında tüketici karar vermemeyi seçiyor. Seçeneklerin sınırlı olması satışları arttırıyor.

Kısaca, kitap bize anlatıyor ki seçeneklerinizi gözden geçirin, sadeleştirin, azaltın. Aksi halde mutsuz insanların sayısı artacak.

Khan “Eğitimi Yeniden Düşünmek” alt başlığını taşıyan kitabını, Öğrenmeyi Öğretmek, Parçalanmış Model, Gerçek Dünyada ve Dünya Okulu adını taşıyan dört bölüm üzerinden kurgulamış. İlk bölüm olan Öğrenmeyi Öğretmek, kuzeni Nadya ile deneyimlediği birebir çalışma dönemini ve bu dönemde eğitim dünyasının aksayan yönlerine dair farkına vardığı durumları aktarıyor. Aynı zamanda Khan Akademi’nin doğuşuna kaynak olan basit video içeriği hakkında da bilgi veriyor.

Salman Khan tercihini yapmış ve bize şunu söylüyor

Her şeyin olduğu gibi kalmasına izin veremeyiz. Hiçbir şey yapmamanın bedeli kabul edilmeyecek kadar yüksek, bu bedel de dolar ya da euro ya da rupi cinsinden değil, insanların geleceği cinsinden ölçülüyor. Yine de bir mühendis ve inatçı bir iyimser olarak, sorunların olduğu yerde çözümlerin de olduğuna inanıyorum.

  • Keşfetmenin Hazzı _ Richard Feynman (9/10) . İnsanlara “Fizik” deseniz eminim Einstein , Arşimed , Newton gibi isimler dışında isimler duyamazsınız. Severek takip ettiğim , yararlı bilgilerin bulunduğu Açık Bilim sitesinde Feynman hakkında merak ettiklerinizi bulabilirsiniz. Feynman kadar bilim dünyası dışındaki insanlara fiziği sevdirmiş insan olmadığını belirterek kitaba dönmek istiyorum. Ayrıca kendi sitesini de buraya  ekliyorum.

Açık Bilim sitesi bu kitabı hem içerik hem de akıcı şekilde anlatmış , detayları okumanızı öneririm .

Kitap konuları  aşağıdaki şekildedir.:

1.    Atomlar hareket halinde
2.    Temel fizik
3.    Fiziğin diğer bilim dalları ile ilişkisi
4.    Enerjinin korunumu
5.    Çekim Kanunu
6.    Kuantum Fiziği

Kitabın en ilgi çekici yanı hiç matematik ve benzeri araçlar kullanmadan sadece Feynman’ın anlatışı ile okuyucuya temelden başlayarak fizikteki en temel kuramları aktarabilmesidir. Bunun için Feynman en temelden başlar: atomlardan. Feynman ilk bölümde öncelikle şu soruyu sorar: “Eğer tüm bilimsel birikimimiz yok olma tehlikesi ile karşı karşıya alsa ve gelecek nesillere bütün bilimsel birikimi tekrar oluşturmalarına yardımcı olacak şekilde tek bir cümle iletilecek olsa bu ne olurdu?”

Cevabı kendisi verir: “ Her şey atomlardan yapılmıştır –  sürekli devinim halinde olan, biraz uzaklaştıklarında birbirlerinden, birbirlerini çeken ancak sıkıştırılmaya çalıştıklarında birbirlerini iten küçük parçacıklar”

Feynman kitabını  meşhur Kuantim Fiziği ile bitirir. Feynman kuantum fiziğine en büyük katkıları yapmış ve kuantum elektrodinamiğine getirdiği yaklaşım ile Nobel ödülü kazanmış bir fizikçidir .

Ocak  ve Şubat aylarında bitirmiş olduğum 4 kitap :

  • Makine Olmak _ Mark O’Connell  ( 8/10)O’Connell  kitabı yazarken olabildiğince  örnekler üzerinden gitmesi kitabı gerçekçi yapmış.Transhümanizmin geleceği ile ilgili örnekler veriyor.  Örneğin, PayPal kurucusu, Facebook yatırımcısı Peter Thiel, insan yaşam ömrünün (özellikle kendi ömrünün) uzatılması için milyon dolarlar yatırmasıyla tanınıyor. O’Connell, Thiel’in bu inancı ile alâkalı söylediklerini şöyle aktarıyor:“Teknoloji, biyoloji alanına zaman geçtikçe daha çok yönelecek, bilgisayar programındaki bugları yok eder gibi insan hastalıklarını engelleyebilmemize olanak sağlayacak… Ölüm sonunda bir gizem olmaktan çıkıp çözülebilir bir problem hâline gelecek.”Diğer bir örnek : Günde 150 hap alan Google’ın baş mühendisi, olağanüstü mucit Ray Kurzweil, eğer 120 yaşına kadar yaşamayı başarabilirse, yaşlanan vücudun moleküler ve hücresel yapısını onarma hakkındaki bilginin çok hızlı bir şekilde artacağını varsaydığından, sonsuza kadar yaşayabileceğini öngörüyor. Kurzweil ayrıca, O’Connell’ın sözleriyle, “insanın yeni dini, insan ve makinenin birleşimi”, yapay zekânın öncülük edeceği Teknolojik Tekilliğin peygamberi sayılıyor. Kurzweil’e göre Tekillik, biyolojik bedenlerimizin ve beynimizin sınırlarını aşmamıza izin verecek. Kaderlerimiz üzerinde güç kazanacağız. Ölümlülüğümüz kendi ellerimizde olacak. Dondurulmuş insanlar , seks robotları bekleyen insanlar , derilerinin altına teknoloji aparatları yerleştirerek daha iyi bir gelecek bekleyen insanlarla söyleşiler bulabileceğiniz futuristik / gelecek beklentisi arasında olan bir kitap olacak.
  • Gelecek Daha Güzel Günler Mi Getirecek? _ Steven Pinker (8/10)Öncelikle kitaptan ziyade bir münazara eseri olduğunu iletmeliyim. Münazaranın katılımcılarından Steven Pinker, Matt Ridley geleceğin daha güzel günler getireceğini savunurken Malcolm Gladwell ve Alain de Botton karşı görüş ileri sürerler. “Makine Olmak” kitabından sonra okumanızı öneririm.

  • İpek Sabahlık: Bir Suat Derviş Romanı _ Osman Balcıgil (7/10)Suat Derviş ile ilgili yazılan kitap hakkında yorum yapmayacağım. Onun yerine Osman Balcıgil ‘e sorulan bir soru üzerinden kitabın okunması gerekliliğini ortaya koyacağım.                                                                                                                                                    Eserinizde Suat Derviş’i hangi yönüyle ele aldınız?
    İşte bu kısımda biyografik özellikler ağırlık kazanıyor. Bildiğiniz üzere Suat Derviş gazeteci ve yazar kimliğinin yanında, feminist ve sosyalist bir kişi. Fakat yıllar içinde kendini değiştirmiş, dönüştürmüş biri. Mesela 1925 yılına kadar komünizm ile bir ilgisi yok, tabii ülkesinin sorunları üzerine düşünüyor. Bu noktada hangi yılda ne yaptıysa bunları kronolojik bir şekilde ele aldım. Onun yaşamında kendimi gözlemci olarak konumlandırdım.Bu nedenle kütüphanenizde olması gereken bir kitap olmasında fayda var.

  • Kaplumbağa Terbiyecisi _ Emre Caner (9/10) 
    Osmanlı’nın son zamanlarını , Avrupai dönüşüm sürecini anlamak ve bütün ülkelerin din/bilim ile ilgili kültürel mücadelesine tanık olmak istiyorsanız kitabı okumanızı öneririm. Bana doğum günümde hediye gelmesi , kitapta ve gerçek hayatta da karşımıza çıkan haksızlık ve değişimin karakter yapımdaki  yeri nedeniyle ayrıca kıymetlidir. (Değerli dostuma tekrar teşekkür ediyorum)

    Tek eleştirim : İsmi “Kaplumbağa Terbiyecisi” olan bir kitabın ağırlıklı olarak dünyayı şaşkına çeviren bu mesleğin ne anlama geldiğinin , hasta bir ülkenin değişimin zorluklarını anlatması beklenirdi. Fakat diğer bir yandan da Osman Hamdi Bey hayatını akıcı bir şekilde anlatması ile “Kitapta keşke ikisi de olsaydı” dedirten bir beklenti de oluştu.

    Peki Osman Hamdi Bey ne yapmıştı ?

    Arkeolojik zenginliklerimize ilk dikkat çeken, ilk yerli arkeolojik kazıyı gerçekleştiren, Nemrut ve Komagene eserlerini ilk defa gün ışığına çıkaran, ilk yerli sanat okulunu açan, Arkeolojik müzemizi kuran, Taksim – Kabataş metrosunun fikir babası, ilk insan figürlü resimlerimizin ressamı, Beyoğlu belediye başkanlığı döneminde Beyoğlu’na bu görkemli binaları kazandıran kişi Osman Hamdi Bey‘dir. Hayatımızdaki kimi güzellikleri, farklılıkları işte 100 yıldan daha uzun zaman önce yaşamış Osman Hamdi Bey‘e borçluyuz.

Siparişini vereceğim 5 kitap ise :

2020’de okuduğum ve okuyacağım kitaplarla ilgili yorumlarınız varsa burada veya özelden de paylaşabilirsiniz. (oyunmerdiveni@gmail.com)

 

2018_Kitap Önerisi_Outliers (Çizginin Dışındakiler

Sıçrama kitabını bir çırpıda okuyup bitirdikten sonra kitapta bahsedilen Çizginin Dışındakiler kitabını hemen alıp , onu da bitirmiştim. Sıçrama kitabını bu blogda bir video ile birleştirerek anlatmıştım.

Tüm okuduğum kitapları goodreads sayfasından ulaşabilirsiniz.

Bu tür kitaplar seviyorsanız Matthew Syed’in  Sıçrama (Bounce) ,  Daniel Kahneman’ın Hızlı ve Yavaş Düşünme (Think Fast and Slow),  David Eagleman’in Beyin Senin Hikayen  okuyabilirsiniz.

Kitap Özeti : 

Gladwell, Outliers’da dahiler, zengin ve güçlü avukatlar, rock yıldızları ve başarılı programcılardan yola çıkarak, “bireysel başarı” şeklinde ifade edilebilecek olan genel başarı algısının yanlış olduğunu ispatlamaya koyuluyor. Outliers’da iddia ettiği tez şu: Başarı, bireysel değildir. Başarı, ancak doğru şartlarda oluşabilir. Bu şartların pek çoğu ise kişinin elinde değildir, olsa olsa kişi, o başarıyı hazırlayan şartların içine doğar. Bu şartlar ise temelde zaman, toplum ve bu çerçevede ele alınabilecek olan imkanlar ya da şanslardır.

Gladwell, Outliers’ı, insanların başarıyı, başarılı insanların üstün zekalarına ve yeteneklerine atfetmelerini çürütmek amacıyla yazdığını ifade ediyor. İnsanlar genel olarak, başarıda zirveye çıkmanın ancak çok sıradışı zeka ve yeteneğe sahip olmakla mümkün olduğunu düşünürler. Fakat Gladwell, normal bir zekaya sahip olduktan sonra başarı için bir bireyin yapabileceği tek şeyin çok çalışmak olduğunu vurguluyor. Peki çok çalışanların hepsi çok başarılı olabilir mi? Hayır olamazlar, çünkü kişilerin doğduklarında kendilerini içinde buldukları aile başta olmak üzere her türlü ortam ve zaman ile bunların sunduğu fırsatlar, onların başarılarında, zeka ve çalışmalarından çok daha etkilidir.

Dokuz bölümden oluşan kitap akıcı bir dile sahip ve birkaç günde bitirilebilecek şekilde sizi kendine bağlıyor.
Kitabın ilk beş bölümü “Fırsat” başlığı altında, geri kalan dört bölümü ise “Miras” başlığı altında toplanmış. Fırsat kısmındaki bölümlerde başarılı kişilerin, nasıl fırsatlar dünyasına doğdukları inceleniyor. Miras başlığındaki bölümlerde ise atalar ve aileden gelen kültürel yapıların, başarıda oynadığı rol ele alınıyor.

Kitabın birimci bölümü “Matta Etkisi” başlığını taşıyor ve sosyologların “kümülatif avantaj” dedikleri olguyu, Kanada hokey ligindeki oyuncuların doğum tarihleri üzerinden açıklıyor. Kanada hokey ligi oyuncuları, ilkokuldan başlayıp devam eden okul liglerinde başarı gösterip sivrilen, en yetenekli oyuncular arasından geliyorlar. Ve Kanada okullarında o yılki hokey takımına seçilmenin yaş bakımından şartı, 1 Ocak’tan sonra doğmuş olmak.  Dolayısıyla takımda olan 1 Ocak doğumlu bir çocuk, aynı takımdaki 30 Aralık doğumlu bir diğer çocuğa göre çok daha gelişmiş ve yapılı oluyor.  Bu durum, bireysel liyakat prensibi üzerine kurulu olan bu sporda, en başarılıların ezici  çoğunluğunun, yılın ilk aylarında doğmuş olanlardan çıkmasını sağlıyor. Ve Gladwell diyor ki, Kanada’da hokeyde ne kadar iyi olduğunuz ve ne kadar çok çalıştığınızdan daha önemli olan, yılın hangi ayında doğduğunuzdur.

Kitabın ikinci bölümünün adı “On Bin Saat Kuralı”. Bu bölümde Gladwell, doğru zamanda doğup, fırsatları değerlendirerek 10.000 saat çalışmış olma avantajını yakalayanların, şartların elverdiğinde, bu bilgi ve tecrübe ile, dallarında dünyanın en iyisi olduklarını vurguluyor.

Kitabın üçüncü ve dördüncü bölümleri “Dehaların Sorunu, 1. Bölüm” ve “Dehaların Sorunu, 2. Bölüm” isimlerini taşıyor. Gladwell bu bölümlerde, zeka ile başarı arasında bir zorunluluk ilişkisi olmadığını, dehaların hayatları ve onlar üzerine yapılan araştırmalardan yola çıkarak savunuyor. Yani yeterli zekaya sahipseniz, çalışmanız ve elinizde olmayan diğer şartların elvermesiyle, sizden çok daha yüksek zekaya sahip birinden pekala daha başarılı olabilirsiniz.

Beşinci bölüm, “Joe Flom’dan Alınacak 3 Ders”  başlığını taşıyor ve Avrupa’dan göçen yahudilerin, New York’ta nasıl zor şartlarda kendilerine yer edindiklerini ve yeni nesillerin, ailelerinin bu zorlu tecrübelerinin üzerine, zamanla, şartların değişmesiyle, oluşan fırsatları değerlendirerek nasıl başarıyı bina ettiklerini anlatıyor.

Altıncı bölüm “Kentacky, Harlan” başlığını taşıyor ve kültürel mirasın başarıdaki rolünü ele alıyor.

Yedinci bölüm “Uçak Kazalarına İlişkin Etnik Kuram” başlığını taşıyor ve pilotların içinde yetiştikleri kültürün, onlara empoze ettiği güç anlayışının, pilotların iletişim kurma biçimlerini nasıl belirlediğini ve bu durumun uçak kazalarının sebebi olarak nasıl ortaya çıktığını anlatıyor.

Sekizinci bölüm “Çeltik Tarlaları ve Matematik Testleri” başlığını taşıyor ve Uzakdoğu’da, yüzyıllar boyunca, çok dar alanlarda ve çok dikkatli ve zahmetli çalışmalarla pirinç yetiştiren insanların kültürü ile dillerinin, o topraklarda matematiksel zekanın gelişimini nasıl kolaylaştırdığı ele alınıyor.

Dokuzuncu bölüm “Marita’nın Pazarlığı” başlığını taşıyor ve ABD’de, sekizinci bölümde ele alınan kültürel yapıya benzer bir anlayışla kurulmuş özel yapıdaki bazı devlet okullarına kabul edilen ve bu fırsatın farkında olanların başarıya ulaşmalarını ele alıyor. Bu bölüm, başarının, ne sadece zeka ne de sadece çalışma ve yetenekle bina edildiğini, daha çok bir armağan olduğunu ve fırsatı değerlendirme güç ve soğukkanlılığını göstermeye bağlı olduğunu ifade ederek bitiyor.

Kitabın, “Bir Jamaika Hikayesi” isimli sonsözünde ise yazar, kendi atalarını ve onlardan devraldığı mirası bize aktarıyor.
Gladwell’in kitaplarında sunduğu yaklaşım, bazı tekil olaylardan yaptığı çıkarımları genellemesinden dolayı eleştiriliyor. Bu anlamda kitabın bilimsel doğruluğu elde etmeye çalışmadığını söylemek gerekir. Dolayısıyla, kitap, doğruyu tam olarak ifade etmekten çok, doğrunun bir kısmını güzel bir şekilde ortaya koymuş olmakla övülebilir.

Kitap, bir cümlede özetlemek gerekirse, “başarılı insanlar yoktur, başarılı toplumlar vardır” fikrini güzel bir şekilde savunmaktadır.

Kaynak : 

Outliers’ı da özetlemiştim fakat TEGEP sayfasında güzel bir değerlendirmeden ve goodreads yorumlarından da  yararlanarak özeti genişlettim.

2018_Resfebe Soruları_1

Yıl _ Resfebe Soruları_Soru Serisi şeklinde bir seri oluşturmaya başlıyorum.  Akıl Oyunları kategorisinde toplayacağım. Yıl Sonunda kaç adet resfebemiz birikeceğini de görmüş olacağız.

Aynı zamanda yarışma serisi de yapacağız.

İlk sorumuz ödüllü sorudur : 

Alper Türedi’nin soruları oyunmerdiveni blogumda çok sevilmişti.

odullu_rsfb_3

Resfebe 1 – 2  orta zorlukta soru olup ,  ödüllü soruya hazırlık içindir.

Ödüllü sorunun cevabını  oyunmerdiveni@gmail.com  adresine gönderebilir veya Alper Türedi instagram hesabından cevapları ulaştırabilirsiniz.

İyi eğlenceler ,

 

 

 

 

Satranç Tahtası Yerleştirilebilen Maksimum/Minimum Taşlar

 

Birçok yarışmada sorulabilen bir bilgi olması açısından  arşivlemek istedim. Türkçe kaynak olarak da kullanabilirsiniz.

Ders aralarında öğrencilerinizle de oyun yöntemiyle zihin jimnastiği yapabilirirsiniz.

Fil,Şah,At,Vezir ve Kale’nin birbirlerini tehdit etmeyecek kaç adet maksimum  ve minimum alet satranç tahtasına üzerine yerleştirilebilir ?

Kaynak : 

Fil ; Maksimum : 14 Minimum : 8

BishopsMax_700BishopsMin_700

 

 

 

 

 

 

Şah ; Maksimum : 16 Minimum : 9

At ; Maksimum : 32 Minimum : 12

KingsMin_700

KingsMax_700

 

KnightsMax_700KnightsMin_700

Vezir; Maksimum : 8 Minimum : 5

QueensMax_800QueensMin_700

Kale ; Maksimum : 8 Minimum : 8

RooksMax_700

Satranç Film Önerileri

Satrancın yararları konusunda internette bulabileceğiniz çok kaynak var. Satrancın heyecanını anlamak adına sadece bir turnuvaya katılmanız yeterli.

Benim de satranca olan ilgim ,  satranç eğitmen olmam sebebiyle sizlerin de yararlanacağını düşündüğüm bir liste oluşturmak faydalı olacak.

Listeme geçmeden önce sizin de beğendiğiniz filmler varsa , listeye eklemek istiyorsanız bana iletebilirsiniz.

 

Gelelim Öneri Satranç Filmlerine :

masum_hamleler

Filmlerin detayına inmeden kendi ve IMDB puanlarına ekledim ki , seçiminizi kendiniz yapınız.

Güzel filmleri listeleyip , daha geniş önerileri de en altta vereceğim.

  1. Searching for Bobby Fischer (1993) IMDB : 7,5  Sedat : 9

Uzun zamandır satranç ile ilgili eğlenceli bir film arıyordum . Daha önceleri  1993 yapımı Searching for Bobby Fischer (Masum Hamlemeler ) filmi tadı damağımda kalmıştı. Bu filmi izledikten sonra satranç oynama isteğim daha da arttı .Birçok veli ve öğretmen arkadaşa önerdikten sonra beklediğim pozitif geri bildirimler aldım.Açıkçası 1993 yılından sonra satranç ile ilgili daha iyi film yapılamadı.

Satranç kurslarının başında ilk izletilecek filmlerden biri olmalı.

2)  Queen of Katwe IMDB : 7,4  Sedat : 8

2016’da izlediğim güzel bir satranç filmi. Motivasyon,başarı ve azim.

3) Satrancın Kraliçesi Joueuse  (1993) IMDB : 6,9 Sedat : 7

Satrancın Kraliçesi Joueuse siparişini DVD satan arkadaşıma söyledim , siparişini verdim. 1,5 ayda filmi buldu ve bugün teslim etti. 5 film birden almama rağmen eve gelir gelmez bu  filmi izlemeye başladım.Film zor bulunuyor fakat aradığınıza değecek.

Samimi , yalın  , satranç oynama isteği yaratan bir film olmuş.Önereceğim filmler arasında yer alıyor.

4) Luzhin Defence : (2000) IMDB : 7 Sedat : 7

Bu filmi daha önce blogda bahsetmiştim. Nytimesin haberi de detayda var.

5) Pawn Sacrifice  (2014) IMDB : 7 Sedat : 7

2014-15 yılında sabırla beklediğim fakat politik unsurların oldukça öne sürüldüğü , beklentimi karşılamayan bir satranç filmi .

6) The Tournament   (2015) IMDB : 5,5 Sedat : 6

Eh fena değil dediğim bir satranç filmi  The Tournament 

Filmin sonundaki çocuk sahnesi için film seyredilir.

7) Life of a King   (2015) IMDB : 6,9 Sedat : 6

Çocuklarla izlenecek bir film.

Diğer kaynaklardan oluşturduğum liste :

***  Chessbase in film listesi gayet güzel.

*** IMDB ‘nin  satranç filmleri ile ilgili filmlerin önerisi burada yer alıyor.

*** Wikipedia ‘nın listesi de daha geniş satranç filmlerine sahip.

*** Youtube izlenme sayısı 25.000 geçen  birMagnus  Carslen videosu.Edit: Geçenlerde de 70 kişiyle simultane yaptı.

Dünya Satranç Oyuncuları İstatistikleri_2008-2012

2012 yılının başında yapılan çalışmalar esas alınarak bazı istatistik bilgiler çıkarılmış. 1953,7 ortalama derecesi olan 133.549 satranç oyuncusu dikkate alınarak yüksek ortalamaya sahip bu tüm oyuncuların en çok nerede yaşadıkları incelenmiş.

(2019 yılında da benzer çalışmayı yapmayı hedefliyorum)

Birinci sırada şaşırtıcı bir şekilde Almanya , ikinci sırada Rusya ve üçüncü sırada İspanya olmuş. Türkiye ilk 19 sıraya girememiş!

Görsel

2008-2012 yılları arası yeni oyuncuların artış gösterdiği ülkeler listelenmiş , ilginç sonuçlarla karşılaşılmış.

5153 yeni oyuncuyla İspanya son 4 yılda en fazla artış gösteren ülke olurken , Hindistan,Fransa,Rusya sırayı takip etmiş.

Türkiye de 856 yeni oyuncuyla birlikte Amerikan’ın hemen arkasından 13.olmuş.

Görsel

2008 yılında ortalama derecesi 2235,6 olan Çin , 2012 yılında da  liderliği kaptırmayarak 2193,39 derecesiyle zirvede kalmış.

Çin’i sırasıyla Endonezya ,Kazakistan takip etmiş. Türkiye ilk 21 ülke arasında maalesef yok.

Son olarak Grandmaster , Uluslararası Master gibi büyük unvana sahip olan kişiler dikkate alınarak yapılan çalışma içerisinde beklendiği gibi Rusya 206 satrançısıyla ilk sırada yer alıyor.Ukrayna , Almanya , Amerika  Rusya’yı takip eden başarılı ülkeler olup Türkiye yine ilk 22 ülke arasında yer almıyor.

Son günlerde satranç turnuvalarına katılmaya çalışan , 2.kademe eğitmenlik yapan ve 18 yaş altı Milli takım havuzunda GM tercümanlığı yapan  biri olarak Türkiye’de medya,okul,özel şirketlerin Türk Satrancı için birçok adım atması gerekliliğini düşünenlerdenim. Özellikle alt yapının kurulması ve bu altyapı üzerinde birçok sosyal çalışmaların yapılması Türk Satrancının gereğidir.

Oleksiyenko eğitimden bir kare ile sizi baş başa bırakıyorum.

IMG_5892

Ödüllü “Oyun Merdiveni” Yarışmaları

Geçen yıllarda yaptığım yarışmalara 2019 yılında devam edeceğim.

Öncelikle geçen yıllarda yaptığım yarışmaları özetlemekte fayda var :

  1. Ödüllü 8 Mart Kadınlar Günü Yarışması 

Kadınlar Günü_2016_1

2.Geleneksel Ödüllü “Oyun Merdiveni” Zeka Oyunları 2.Yarışma Soruları

Yarışma_2

3) Geleneksel Ödüllü “Oyun Merdiveni” Zeka Oyunları Yarışma Soruları ve Kazananlar

Yarışma_3

Resfebe Kahramanları İsim Listesi

Resfebelerle ilgili çok sayıda çalışma yaptığım gibi , oyunmerdiveni blogu üzerinden de yeni kahramanlar ortaya çıktı.

İncelemek isterseniz :

  1. Ali Kılıç : Öğretmen , Zeugma serisi
  2. Ayşe Varol : Ana Okulu Öğretmeni , Belçika , Resfebe_1 serisi
  3. Eylül Eser : Lise Öğrencisi , Resfebe_1 Serisi
  4. Tümay Bekçi : Doktor , Resfebe_1 Serisi
  5. M.Alper Türedi :  Öğretmen , Yarışma Soruları Resfebe_1 Serisi Resfebe_2 Serisi Resfebe_3 Serisi Resfebe_4 Serisi ,  Resfebe_5 Serisi  , Resfebe_6 Serisi , Resfebe_7 ve 8 , Resfebe_9 Serisi ,  Resfebe_10 Serisi , Resfebe_11 Serisi , Resfebe 12 Serisi , Resfebe 13 Serisi
  6. Hanife Kaçmaz : Hemşire ve Anne , Resfebe_1 Serisi Resfebe_2 Serisi

 

Bursa Çocuk Yetenek Şenliği _ 2018

Daha önce EKER Meydan’da   Satranç , Akıl Oyunları , Bilim Gösterileri , Doğal yoğurdun hikayesi ile birlikte sosyal sorumluluk projesinde tanışmış olduğumuz Sevgi Uyumaztürk  Çocuk Yetenek Şenliği ile ilgili hayalini bana anlatıp destek isteyince duraksamadan “Evet” dedim. Bursa’nın Yetenek Şenliği’ne çok ihtiyacı olduğunu , geç kaldığını düşünenlerdenim.

PEPEE’nin de yetenek ilişkilendirmesi ve pazarlamada etkin kullanılmasıyla Yetenek Şenliği daha da önemli bir tablo haline geldi.

Benim ilgi alanlarımın içeresinde olan eğitim/yetenek süreci konusunda nasıl bir destek verebileceğimi düşünmeye başladım .  Resim yeteneği olan ekibimle (Resim öğretmeni / Endüstri Mühendisleri ) beraber soruları hazırlamaya başlayarak 2 atölye ile adım attık. Diğer taraftan şenliğin olmazsa olmazlarından akıl / kutu oyunları firma arayışına başladık.

Akıl Oyunları / Satrancın kapsamını  organizasyonlardaki ekip arkadaşım Mehmet Durak ile şekillendirdik.

Aslında beni heyecanlandıran kısım yetenek atölyeleri çeşitliği olmuştu. Tüm atölyelerin koordinatörlüğünü de seve seve kabul ettim.

Yetenek atölyelerinde soyut düşünme , akıl yürütme , strateji geliştirme , analitik düşünme , el göz koordinasyonunun geliştirilmesi , planlama ve zaman yönetimi gibi önemli kavramlara odaklanarak bize destek olacak atölyeleri organize etmeye çalıştık.

Bu şenliğin genel bilgileri ve farklı taraflarını özetle listeleyip , sizi bazı video / fotoğraflarla baş başa bırakmak istiyorum . Tüm etkinlik bilgilerine (fotoğraf , rakamlar…)  hayalin sahibini Sevgi Uyumaztürk‘ün kendi sitesinde bulabilirsiniz.

Genel Bilgiler :

  • Katılım sağlayan çocuk sayısı ortalama 6500 , ebeveynlerle beraber  ortalama 19.000 kişidir.
  • Anne ve babaların meslekleri dağılımı ; %18 Ev Hanımı ,  %32 Özel sektör , %37 Öğretmen/Memur olup  Sosyal Sorumluluk Projesi anlamında  tüm gelir dağılım ailelerine ulaşma  hedefi tutturulmuş  gözüküyor.

Fark Yaratanlar :

Sosyal Sorumluk :

Gönüllülerle yapılan yiyecek / içecek  satışlarının bağışlarını  sosyal sorumluluk projemizde kullanarak hedefimizi geliştirdik.

  • HETADER’e yapılan bağış ile 1 çocuğumuzun  bir yıllık eğitimini karşıladık. 
  • 500 fidan dağıtılarak katılımcıların bir kısmının dikili ağacı olmasını sağladık.
  • Yeşilay  ise atölyelerle kendilerini tanıtarak varlıklarını sergilediler.
  • Milli Takım Antrenörü ile birlikte satranç hakkında bilinmeyen konular hakkında söyleşiler yaparak , katılımcıların bilgi sahibi olmasını sağladık.

Değer Yaratanlar : 

  • Halka açık ücretsiz olması ,
  • Pepee’nin Bursa’ya kazandırılması sağlanması ,
  • At Yetiştirme Çiftliğinde yapılan etkinlikte hayatında ata binmemiş çocuklarımızı ilk defa ata bindirilmesi ,
  • Doğa ile iç içe olan  hipodromun halka açık olduğunu gösterilmiş olması ,
  • 3 adet satranç simültanesi (9 masaya karşı) yapılması ( Bir simültaneyi 10 yaşındaki İbrahim Melik Durak yapmıştır. )

 

Mangala turnuvası  , diğer kutu oyunları , Resfebe yarışması , BTM ‘nin bilim gösterileri , Veysel Bozdağ’ın sihirbaz gösterileri ve etkinleri , Kil yapımı , yüz boyama , telden araba , ahşap şekillendirme gibi etkinliklerle de misafirlerimizi ağırlamaya çalıştık.

 

Birkaç fotoğraf ve video :

Satranç Simültane

IMG_6418

Resfebe ve Satranç Ekibi

IMG_6427

https://www.instagram.com/cocukyeteneksenligi/

İnstagram adresinde fotolorı görebilirsiniz.

Drone kullanılarak yapılan şenlik özeti :

 

Yalansavar

Karanlığa lanet okumaktansa, bir mum yakmak yeğdir.

RunBursa

" Bursa Koşuyor "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land | Gezgin Keçi'nin Düş Dünyası

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

Başa sarar tüm nakaratlar dilimin ucunda. İki üç parça eksiğiz mırıldanırsak bu parçayı da geçeriz.

Hayata Dair...

İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludur.

rabirius

photography and other things

Prakkypedia

Prakky | Public Relations | Adelaide

%d blogcu bunu beğendi: