The First Grader(2011)_IMDB (7,4)_ Eğitim Film Önerisi

Eğitim anlamında bende iz bırakan  birkaç film var. The First Grader de onlardan biri oldu. 16 ödül aldığını da baştan belirteyim.

Filmin afişinde şu yazıyı okuyunca , mutlaka izlemem gerektiğini anladım.

“It is never too late to dream “ Yani “hayal etmek için çok geç değil”.

MV5BMTUxNzQ3NTE5M15BMl5BanBnXkFtZTcwNTgxNTEyNQ@@._V1_SX214_AL_

İkinci bir sebebim de Maruge’nin öğrenme aşkının bir zarftaki mektubu okuma sevdası olmasından kaynaklanıyor.

Öncelikle eğitim anlamında Hababam Sınıfı serisi herkes gibi benim ilk göz ağrım. Bu arada hep Amerikan ve diğer filmlerden bir liste yapılır ve Hababam sınıfı atlanır. Öğretmen arkadaşlardan ricam , öğrencilerine Hababam Sınıfı  filmi serisini izletsinler. Hatta kitaplarını okutsunlar.

İlk 5 filmimin diğer 4 filmi ise  Ölü Ozanlar Derneği , Her Çocuk Özeldir , İki Dil Bir Bavul , Black .

Aslında eğitim , dostluk , drama ve birçok anlamda filmler çok fazla. Fakat 5 tanesi bende oldukça iz bıraktı.

Ekşi sözlük yazarları bir liste hazırlamış , hoşuma da gitti .

The First Grader filmine dönelim , bu sefer filmi kısaca anlatacağım .

 

Filmin Fragmanı :

IMDB puanına bakanlar için 7,4 puan biraz az olmuş.

Gerçek bir yaşam öyküsünden sinemaya aktarılan bu filmde, Kimani Maruge’nin tüm zorluklara rağmen eğitim hakkını elde ederek hem Kenya’ya hem de tüm dünyaya azmin zaferini kanıtlaması konu ediliyor.

84 yaşında Kenyalı inatçı ve azimli bir ihtiyar olan Kimani Maruge, 2002 yılında  ülkesinin ona tanıdığı hakkı kullanarak ilkokula başlamayı kafasına koyar. Yıllarca ülkesinin özgürlüğü için savaşan bu yaşlı adam, karşısına çıkan engelleri bir bir aşmak zorunda kalacaktır. Öğretmen Jane Obinchu (Naomie Harris) ise onun bu konudaki en büyük destekçisi olacaktır. Jane sahnelerini ben oldukça etkili buldum ama daha da üstüne gidip bir Mahmut Hoca kahramanlığı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

indir

“Kulaklarım toprakla doluncaya kadar öğreneceğim.” diyen Kimani Maruge (1920- 2009) “ilkokula başlayan en yaşlı insan” ünvanını kazanarak Guinness rekorlar kitabına girmiştir.Film sonunda bu bilgiyi okuduğumda pek şaşırmıştım.

Kitap okumaya vaktiniz mi yok , eğitim sistemini eleştirenlerden misiniz , eğitim disiplini nasıl mı sağlanır , okumak nasıl mı aşılanır  filmi sessizce izleyin.

İyi seyirler ,

 

Reklamlar

Film Önerisi _ Bilim Kurgu _ I Origins (KÖK)

Blogu takip edenler diğer zeka oyunları ve bilim blogumu bilirler. Orada da genel olarak film önerisi yapıyorum.

Fakat bu film biraz da beni ilgilendirdiğinden burada yayınlamak istedim.

Lise yıllarında Boğaziçi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm’ünü kazanmayı hedeflemiş ve bir takım karar döngüsünden sonra Endüstri Mühendisliğini seçmiştim.

Eğer benim gibi böyle bir gizli saklı bir idealiniz varsa film tam sizlik.

Üstüne bilimsel haber merakınız da varsa tadından yenmez.

I-origins-2

Filmin içeriğini anlatıp , büyüsünü bozmak istemem.

Filmin içeriğinde bir dönem bizim de içindeolduğumuz Evrim teorisi , din kavramı arasındaki uzun mesafe işlenmiş.Bu işleyişi de iki ayrı kültür , iki ayrı görev bakış açısından karşılaştırmış ki terazinin kefeleri aynı olmuş. Bu konuda yönetmen ve senarist  Mike Cahill  kutlamak gerekiyor.

Filmin din açısından eleştirileri bir yere bırakırsanız , bilimsel yönüyle değerlendirirseniz oldukça keyif alacağınız bir film olacaktır.

Bilimsel bir film daha izlemek istiyorsanız Interstellar izleyin.

He lies because of me (Video) — Why Dad lie ?

Öneri Filmleri — Turist (Force Majeure–2014)

Öncelikle diğer öneri filmlerle ilgili soruları yanıtlamak için not düşerek başlamak istiyorum. Öneri filmlerini hem bu kişisel blogda ,hem de Zeka Oyunları ve bilimsel çeviri yazılarımı yayınladığım Oyunmerdiveni blogumda yayınlıyorum.

O nedenle her ikisine de bakmanızı öneririm.

Force-Majeur

Ruben Östlund  filmi o kadar yalın bir biçimde işlemiş ki , sizi sıkmadan yer yer güldürerek konuyu işlemiş. Konuya bakış açısı da tam bir sosyal bakış penceresinden olmuş. 

Tatilde iken gerçekleşen bir örnek  olay ,size ve eşinize  gelecekle ile kaygılarınızı bu kadar güzel anlatabilir.

Ailece izlenecek ender filmlerden biridir.Film özetle  Alplerdeki bir kayak tesisinde kalan bir ailenin öğle yemekleri sırasında düşen bir çığ ile birbirlerine girmesini izliyoruz. Baba, Tomas, çığın kontrollü bir çığ olduğunu söyleyip gerçek olduğunu anlayınca telefonun ve eldivenini alıp aile  fertlerini hiç düşünmeden kaçmaya başlıyor. Filmin kalanında ise eşi, Ebba, bunu değişik kişilere danışmasına rağmen bir türlü sindiremiyor, gelecekle ilgili kaygıları artıyor.

turist-sinematopya

Force majuere aslında “İstemsiz güç” olarak çevrilebilir. Bir çığ her ne kadar doğa olayı da olsa , gelecekle ile ilgili de gerçeklerin ortaya çıkmasına neden olduğunu izleyeceksiniz.

Acaba siz olsanız ne yapardınız ?

Film Önerisi _ The Double (Öteki Ben)

 

Kitapların filmlere uyarlamasını hep eleştiren biri olarak , “Öteki Ben” uyarlamasının yönetmen tarafından detaylarıyla iyi yönettiğini düşünüyorum. (Bu arada İngiliz sineması olduğunu da ekleyeyim)

On dokuzuncu asır, Dünya  edebiyatı için bir uyanışın, bir başkaldırışın asrıydı. Bunun sağlanmasında öncü görevi ise şüphesiz ki Rus yazarlar üstlendi. Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Gonçarov, Puşkin, Tolstoy gibi Rus asıllı yazarlar yalnızca edebiyata değil, diğer tüm beşeri bilimlere de temel oluşturacak eserler yazdılar.

Tabiki bunlardan birisi de modern psikolojinin yapıtaşlarından sayılan Öteki Ben‘di. Yazarın Gogol etkileri taşıyan ve 1846’da ilk yayınlandığında ilgi görmemiş ancak daha sonra Freud’un yazılarında ‘şizofreni’nin bu denli iyi anlatılmasına şapka çıkardığı  “Öteki Ben”, 9. dereceden memur Yakov Petroviç Golyadkin’in şahsını ortadan kaldırmaya çalışan tıpatıp benzeriyle çatışması üzerine kuruludur.

Öteki Ben, Dostoyevski’nin ilk dönem yazınlarına ait bir eser (1846). Eserin edebi değerini taçlandıran detaylar arasında hem Dostoyevski’nin “İleride Öteki Ben’den benim başyapıtım olarak söz edecekler.” beyanı, hem de Nabokov’un “Öteki Ben, Dostoyevski’nin yazdığı en güzel şeydir.” sözleri yer alıyor.
Bu durumun doğal sonucu olarak romantizm ve realizm akımları arasındaki mücadelenin temel niteliği de ortaya çıkıyor.

teki_ben_zu

 

Filme dönecek olursak , filmin detayları ile izlemenizde fayda var. Filmi psikoloji ve sosyolojik olarak değerlendirmek istiyorsanız , en azından “Öteki Ben” ve “Suç ve Ceza” romanlarını okuduktuktan sonra izlemenizi öneririm.

 

double2

Öteki aslında ana karakterin  alter egosu, kötü ikizi gibi. Kahramanımızın psikolojik durumuna bakıldığında aslında şizofreni hastalığından mustarip olduğu aşikar durumda. Ancak 19. Yüzyıl Rusya’sında bu hastalık hakkında şimdiki kadar bilgi sahibi olunmadığını düşünürsek Dostoyevski’nin kendi ikizi ile mücadele eden bir şizofreni hastasını bu kadar başarılı aktarması hem büyüleyici hem de gerçekten ürkütücü.

8778136_orig

 

 

 

Film Önerisi _ A Separation (Ayrılık) (Orginal : Jodaeiye Nader az Simin)

 

Bu film hakkında söylenecek çok şey var. Öncelikle Imdb puanınının 8,5 olması tamamıyla yerinde.

Asghar Farhadi yazdığı ve yönettiği film İran ülkesindeki hukuk ve yaşamsal sınırlar arasında sıkışan kararlarla ilgili sizi sıkmadan merak ettiren bir dram filmidir.

Lise yıllarında İran kültürünü “Kızım Olmadan Asla” kitabıyla tanımış , oldukça da ürkmüştüm.Sonraki yıllarda filmi de çekilmişti.

Resim

Filmin kurgusu ve izlerken bir sonraki sahneyi merak ettiren sürekliliği filmden kopmamanızı sağlıyor.Oyunculuklar ve kurguya uyumun akışını çok beğendim.

Sık sık ahlak ,  doğru söyleme üzerine kurulu olan olaylar zinciri , ” Acaba ?” şeklinde sizlere sordurarak kendinizle konuşmanızı sağlıyor.

2012 En iyi yabancı film ödülü alan film 61 adet toplam ödülünün de olduğunu iletelim.

Ailece , arkadaşça izlenecek ve üzerinde tartışacağınız bir film olması nedeniyle en kısa zamanda izlemenizi öneririm.

 

 

Film Önerisi _ Benim Babam , Benim Oğlum (Like Father, Like Son) ( Orginal Soshite Chichi Ni Naru)

Japon filmlerinden çok Hollywood bakış açısıyla  çekilmiş Hirokazu Koreeda filmi güncel bir konuyla karşımıza  çıkıyor .

Başarılı bir iş adamının ve eşinin altı yaşındaki çocuğunun aslında kendisiyle kan bağının olmadığını ve gerçek oğluyla tanıştıktan sonra ikisi arasında yapacağı seçimin hikayesini anlatıyor. Cannes’da jüri özel ödülüne layık görülen filmin konusunu oldukça beğendim fakat filmin içinde konunun işlenmesi konusunda yönetmen daha iyi iş çıkarabilme olasılığını da sizlere başta iletmem lazım.

Filmin fragmanını izleyebilirsiniz.Resim

35 adaylık , 15 ödülü olan filmin konusu her kültürde , farklı zamanlarda  görebileceğimiz bir olaydır. 

6 Yaşındaki çocugunuzun sizin olmadığını hastane tarafından size bildirilse , ne yapardınız?

Biz Türk toplumunda da anne-baba ile çocukların anlaşamadığı nokta olunca ” Bu çocuk bizden değil , bu çocuk karışmış olmalı” demiyor musunuz?

Evet , konu itibariyle güzel bir konu fakat filmde işlenişi hakkında eleştiri yapılmayı yönetmen hakkediyor.  

Resim

70’li yıllarda bebek karışması olaylarını dramatik bir alt yapı ile anlatan yönetmen iyi bir başlangıç yapmış fakat farklı iki kültürdeki ailelerin yaşamlarını kıyaslaması tam bir hüsrana dönüştürmüş. Çocukların rollerini çok iyi oynaması takdire şayan fakat diğer yan rollerin özensiz olması da seyir akışını biraz da olsa etkiliyor. 

Sherlock Holmes bakışıyla problemlerin gizemini çözmeye yanaşma yerine oğluna yeteri kadar vakit ayırmayan ve bundan gocunmayan, mükemmelliyetçi ve hırslı bir babanın öncesi ve sonrası ön planda tutulmuş. Annenin arka planda kalması da hikayenin önemini düşürüyor.

Bu filmi izledikten sonra The Other Son  filmini de izlemenizi öneririm. Benzer değişme durumunun daha keskin ve dramatikleşmiş halini bulacaksınız.

The Third Half (2012) _ Üçüncü Devre

Katarina Ivanovska oynadığı Darko Mitrevski yazdığı ve yönettiği 2012 yapımı drama filmidir. Şu an 8,2 puanla IMDB listesinin üst sıralarındadır.

Aşk , futbol , onur hikayesini barındıran zaman zaman “Piyanist” , zaman zaman “Hayat güzeldir” havalarını tadacağınız güzel bir film.

Rebecca’nın mutluluk uğruna vermiş olduğu hayat mücadelesini izleyeceksiniz. Filmin sonunda babasına söylediği gurur verici cümleleri filmin sonunda duymanız , izlediğiniz 105 dakikaya değecek.

Resim

Filmin değişik duygularla beslenmesi izleyiciye zevk veriyor. Bayanların futbol konusunda önyargısını kıracak ve takım ruhunu anlatacak ender filmlerden .. Özellikle Alman disiplinini özetleyen filmlerden biri.

Resim

Ayrıca Makedonya hakkında izlediğim en çarpıcı filmlerden biri.

Resim

Resim

Filmin fragmanı :

https://www.youtube.com/watch?v=NJq03xHc6mE

Film esnasında söylenen özlü sözler çok hoş , özellikle not almanızı öneririm.

İçimdeki Yangın(Incendies) _ 2010 Filmi

Görsel

Bir matematik asistanına “1 + 1 = 1 eder mi ?” diye soru sorarsanız , sizin farklı birşey ima ettiğinizi anlar. Hele hele soru sorduğunuz ikiz kardeşiniz ,  konu da anneniz ise boğazında kocaman bir yumruk olur. 

Görsel

Filmi izlerken içiniz burkulacak hatta ağladığınız , kin tuttuğunuz yerler de olacak.

Polytechnique’in yönetmeni Denis Villeneuve (2013 filmlerinde Prisoners filmini de yönetmişti) 2010 yılının “En iyi Yabancı film” dalında Oscar adayı  olan bu yürek burkucu , izledikçe içinizi parçalayacak  trajedi filmi.

Görsel

Yönetmen Denis Villeneuve o kadar güzel sahnelerle , öyle bir gelişimle filmi yönetmiş ki 130 dakikanın bir dakikasını bile kaçırmak istemiyorsunuz.

Ayrıca film çok kısıtlı bir bütçe ile çekilmiş ( http://www.imdb.com/title/tt1255953/ )

Film hakkında bu sefer çok fazla yorum yapmayacağım . Filmin etkisi hala üzerimde olmasından dolayı size 130 dakika boyunca izleyebileceğiniz bir film önerisi sunduğumu iletmekle yetiniyorum.

Film oldukça ödül aldı.Buradan bakabilirsiniz.

Filmi izledikten sonra tüm bedeninizde izler aramaya başlayabilir , anne ve babanıza soru sormak için yarın sabahı beklemeyebilirsiniz.

İyi seyirler.

Dipnot: Film bir oyundan uyarlama olup , içinizi rahatlatayım. http://en.wikipedia.org/wiki/Incendies

Bu filmi izledikten sonra ardından 2012 yapımı En iyi yönetmen dalında 2 ödül almış olan The Other Son filmini izlemenizi öneririm.

Yine bir zıtlık , aile sevgisi , iç çatışma …

Bu sefer kendinizi empati yaparken buluyor , kendi kendinize sorular soruyorsunuz.Kendi kendinizle savaşıyorsunuz.

Filistin-İsrail  ve din çatışması içerisinde farklı kültür ve ailelerin ortak noktada buluşmasını izlerken içiniz burkulacak.

http://www.youtube.com/watch?v=65Xk7_Jk0TA

La migliore offerta (En İyi Teklif) _ 2013 Filmleri

 

2013 senesinde  film sonu performansı en iyi olan filmlerden biri olan La migliore offerta Türkçesi En iyi Teklif  bahsetmeden 2013 yılını bitirmenin doğru olmayacağını düşündüm.

İtalyan yönetmen Giuseppe Tornatore ile bu filmde tanışmış oldum ve kısa zamanda diğer filmlerini de izleyeceğim.

 

fullhd-en-iyi-teklif-la-migliore-offertla_migliore_offerta_ver2_xlg1

Bu film benim için şu yönüyle farklı : Ünlü ve işinde oldukça başarılı bir açık artırmacının hırsı, takıntıları ve tutkularını anlatan film, alışkın olduğumuz Avrupa suç temasına yakın bir öyküyü İngiliz oyuncular ve İtalyan bir yönetmen eşliğinde, Amerikan ekolüyle anlatması farklı bir hava getirmiş fakat yönetmeni farklı kültürlerle beslenen yapısı nedeniyle kutlamak gerekiyor.

 

1417563_255237017966288_675640210_o

Geoffrey Rush’ın hayat verdiği açık artırmacı Virgil, çok keskin kuralları olan ve buna bağlı olarak başarısı elit çevrelerce takdir edilen bir iş adamıdır. Sanata verdiği değer bununla sınırlı kalmayan yaşlı adam aynı zamanda değerli kadın tablolarına da tutkuyla bağlıdır. Bir gün kendisine gelen telefonda genç bir kadın, ölen anne ve babasının malikanesindeki antikalara değer biçmesini ve onları kendi adına satmasını ister. Virgil ne yaparsa yapsın gizemini koruyan ve kendini saklayan bu kadın, zamanla yaşlı sanatseverin en büyük tutkusu haline gelir.

 

Kinostarts - "The Best Offer - Das höchste Gebot"

 

Filmi izlerken siz de birkaç defa ters köşe oluyorsunuz. “Aşk taklit edilebilir mi?” filmi izlerken sorduğum soru bir an Virgil’in ağzından çıkınca şaşırmadım dedim. Gizemli kadının kim olduğunu , fiziğini düşünüyorken diğer olayların sadeleğiyle sizleri yormayan bir film. Ayrıca filmde  çekicilik ve kadın gizemi ön plana çıkabilecekken ana karakter çevresinde işlenerek cesur bir adım da atılmış.

bestoffer-620x377

Diğer filmler gibi film sonu anlatılarak değil , bulmaca çözer gibi film kareleriyle süslenerek izleyiciye bırakılmış. Film müziklerini (Ennio Morricone) de oldukça beğendim.Filmin sanatsal yapısıyla bütünleşik olmuş.

Kurgu açısından film sonu performansını ortaya koyan , suç işlemenin çevresinde dönen olaylar zinciri sanatçı kişilikle zekice bu kadar güzel ortaya konabilirdi.

RunBursa

" Haydi Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land | Gezgin Keçi'nin Düş Dünyası

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

Başa sarar tüm nakaratlar dilimin ucunda. İki üç parça eksiğiz mırıldanırsak bu parçayı da geçeriz.

Hayata Dair...

İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludur.

rabirius

photography and other things

Prakkypedia

Prakky | Public Relations | Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

Two Thirds Done

thoughts and experiences of a 72 year old boy

%d blogcu bunu beğendi: