Kekeme — Kısa Film Önerisi

Kekeme insanlara küçükken gülerdiniz , ya şimdi ?

13 dakikalık kısa film kekemelerin hayatlarını dramatik şekliyle anlatmış.

Ben sadece kazandığı ödüllerin listesini getireyim :

Nominated – 88th Academy Awards 2015 (Nominations announced in January 2016)
Winner – LONDON CRITICS CIRCLE AWARD 2016 – Best short film
Winner – BEST FOREIGN FILM at LA Shorts Fest 2015
Winner – AUDIENCE AWARD at the DC Shorts Film Festival 2015
Winner – AUDIENCE AWARD and JURY SPECIAL MENTION at OFFLine Film Festival 2015
Winner – SPECIAL JURY AWARD at the Savannah Film Festival 2015
Winner – AUDIENCE AWARD at Kerry Film Festival 2015
Winner – BEST INTERNATIONAL SHORT FILM at Kerry Film Festival 2015

Winner – SECOND FICTION PRIZE at Fesancor Chile International Film 2015

Winner – BEST ACTOR for Matthew Needham at Fesancor Chile International Film 2015
Winner – BEST DRAMA at Aesthetica Short Film Festival 2015

 

 

 

 

Reklamlar

3.Geleneksel Ödüllü “Oyun Merdiveni” Zeka Oyunları Yarışma Soruları ve Kazananlar — Oyun Merdiveni

Düzenleme Saati : 23:26. Yarışma 23:00’de sona ermiştir. Sonuçlar açıklanmıştır. 60 puan ve üzeri alan katılımcılar arasında Hasan Yaldız 104 puan alarak yarışmanın tek galibi oldu.60 puan altı alan yarışmacılarımızı tabloya dahil etmedim,soruları varsa iletebilirler. Yorumlar : 3.soru seçici olmasına rağmen , başarı yüzdesi yüksek. 5.soru kolay olmasına rağmen yapabilen 2 kişi çıktı. Cevaplar 30 dakika […]

via 3.Geleneksel Ödüllü “Oyun Merdiveni” Zeka Oyunları Yarışma Soruları ve Kazananlar — Oyun Merdiveni

İmkansızı Başarmak

Adrianne Haslet Davids Boston Maratonundaki patlamayla sol ayağını kaybetmiş bir dansçı.

İngilizce bilenler için acıklı ama mesajlar veren TEDX konuşmasını izleyebilirsiniz. Patlama sonrası kaybettikten sonra “Tekrar dans edeceğim” diyen Adrianne ‘nin doktoru “Milyonda bir şansın var , çok zor” demesinin ardından milyonda bir olmak istediğini söyleyip , sıkı bir çalışmayla ilk yarışmasını engelli olarak kazanmıştır.

Kendi sayfasını ziyaret etmenizi öneririm.

Eğer bir şeyin hayalini kurabiliyorsanız, onu yapmayı başarırsınız

WALT DİSNEY

 

Sağlık Sektörüne Bakış Açısı

11 yıllık Endüstri Mühendisi hayatımın , sosyal yaşamımın vermiş olduğu bakış açısı her artan yıl daha da olgunlaşıyor.

Sağlık ile ilgili  hayatımın bazı dönemlerinde beni ve ailemi ilgilendiren önemli dönüm noktaları var. Bu nedenle lise yılları başından beri  doktor olmayı hiç tercih etmedim. Tercih etmemem gerektiğini şimdi daha iyi anlıyorum.

Hastane , doktor isimleri kullanmadan gözlemlerimi başa gelenleri olabildiğince özet yapmaya çalışacağım. Bu blogu yapmamın sebebi de deneyimlerimi aktarmak idi.

Aslında durumu şöyle basitleştireyim. Markete gidiyorsunuz , istediğin türde ne ihtiyacınız varsa seçerek alabiliyorsunuz. Doktora gittiğinizde bu iş daha farklı hale gelip , sizin neyiniz olduğunu anlayıp farklı tedavi yolları seçiyorlar. Fakat siz bu yöntemlerin hangisinin iyi / ekonomik mühendis bakış açısıyla optimum olduğunu bilmiyorsunuz.Açıkçası verilen hizmetin açıklamasını ve yarar kısmını öğrenmek istiyorsunuz.

İlk büyük deneyimim 1999 yılında üniversite harçlığımı çıkarmak için bir devlet hastanesinde gerçekleşti. Detayıyla daha önce bu konuyu daha önce anlattığım için sadece özetleyeyim.Bir doktorun hastasından izin almayarak , sıraya başka hasta alması ve bunun üzerine yapılan şikayetin üzerine daha sert davranması. Yazılan dilekçe ile birlikte sonraki senelerde o olayla başhekim olamadığını iletmişlerdi.

İkincisi Annemin kalp krizi geçirdiği 2014 yılında yaşandı. Bu sefer özel bir hastane. Annem kalp krizi geçiriyor ve 4 gün boyunca komada yatıyor. 4.gün sonunda ben de Manisa’daki hastaneye gidiyorum. Hastane Baş hekimi ve heyeti  açık kalp krizi ameliyatı kararını vermiş , 3 gün dinlenme süreci sonunda  Pazartesi günü Ameliyatı yapacaklar. Tek istedikleri ailenin ameliyat sırasında başına gelebileceği bir onay,imza almak. Ailem her aile gibi  Türk doktorlarına güvenmenin dışına çıkmayıp evet diyorlar. Durumu bana aktarıyorlar. Ben de bu durumun gerekliliğinin açıklamasını istiyorum . (İlk başta verdiğim hizmet örneği )

Cumartesi-Pazar hastanede annemle yalnız kaldım , ailemi dinlenmesi için eve gönderdim. Cumartesi Pazar ne yapabileceğimi düşündükten sonra Anjiyo Cd sini alıp bazı doktor arkadaşlara göndermeye karar verdim. Bakanlıktan müfettiş olan arkadaşımdan da ameliyatı yapacak ekibin başarı oranını öğrendim. Müfettiş arkadaştan gelen yorumlar pek hoş olmadığından detaya inmek istemiyorum.CD yi hafta sonu baş hekimin haberi olmadığı için vermek istemediler. (Aslında sebebi belli) Pazartesi 09:30 daki  başhekim görüşmesi için CD nin analizi baş hekimle veri üzerinden konuşabilmek adına çok önemliydi. Pazartesi erken saatlerde CD yi  arkadaşlarla yollayarak doktorlardan cevapları aldım ve şimdilik böyle bir ameliyatı gerek görmediklerini ilettiler. Bu veriyle birlikte olası kötü bir durumda  İzmir ‘de bir ekip hazırlama alternatifi hazırladık.

Başhekimle görüşmemiz çok gergin ve şok ediciydi. Aileyi ikna ettiğini düşünüp , oğlunun her planını değiştiğini söyleyen bir doktor vardı. Öyle kibirli , öyle kendinden emin konuyordu ki  , konuşma boyunca doktor statüsünden çıkmıştı. Bu ameliyatın mutlak olması gerekliliğini , olmazsa benim sorumşu olacağının altını çiziyordu. Ameliyattan çıkma şansını sorduğumda ukalaca hasta hassasiyetliliğini kenara bırakan “Yüzde sıfır, biz adam öldürüyoruz” cevabı vermişti. Üstelik bakanlığın soruşturma ihtimalini de düşünerek bazı ödemeleri de istemediler. Sonuç olarak annem kilo vermemesine rağmen 2 senedir hala sağlıklı ve hiç anjiyo gerekliliği olmadı.

Üçüncüsü son 4 ayımda gerçekleşen bir mücadele içeren sağlık durumu olacak. Düzenli koşu yaptığımdan dolayı  sağlık problemim genelde olmuyor. 6 ay önce ayağımdaki ara sıra olan ağrı nüksedince Avrasya İstanbul maratonu öncesi hızlanırmak adına bir devlet hastanesine gittim. Ayak röntgeninde birşey çıkmayınca , bel/sırt röngeni de çekildi.

Bel fıtığı / siyatik başlangıcı tespitiyle (sonraki süreçlerde böyle olmadığı) çıkınca yine ana devlet hastanesine hiç olmadık bir bölüme Beyin cerahine başvurdum. Doktor hiç muayene etmeyerek , MR çekilerek bakılmasında fayda ileterek ortopediye gönderdi ki ben de hak verdim. Ortopedi’ye inerek durumu anlattım ve Beyin Cerrahı’nın MR ile sonuca ulaşmamızda fayda olduğunu iletince ” ısmarlama iş yapmıyoruz” cümlesiyle doktorluk mesleğine olumsuz bakış açım daha da arttı. Yine  röntgen yazarak (ki zaten çektirdiğimi ilettim) . O da farklı bir bölgeye bakacağını iletti. 3 saatlik röntgen sırasından sonra (bu sistemi de anlatmam lazım fakat daha çok doktor/sağlık sistemine yoğunlaşalım) doktorun yanına gittim ve “MR ‘ı da görelim şimdi” demez mi! . Çıktıktan sonra MR çektirmeden özel hastaneye gideceğime karar verdim.

Yani 2 hafta , 3  röntgen tespitiyle elimdeki SIFIR ile evime geri döndüm. Uzun süre sporun bu durumu iyileştirebileceğini düşünerek , yaşamımı sürdürdüm. 3 ay sonrası ağrılar artınca  doktor arkadaşımın hastenesine gittim ve ağrıyan bölgeyi belirttim. Doktorlar hastanın net açıklamalarını duymak istiyorlar. Size de tavsiyem ağrınızı/probleminizi çeşitli örneklerle anlatmanız olacaktır.

2 tür MR çektirip  duruma bakıldı ve herhangi bir bulguya rastlanmadı. Sevinsem mi , üzülsem mi pek anlayamadım. Ağrı olmasına rağmen bir problem gözükmemesini beraber anlayamadık. 3-4 haftalık bir ilaç tedavisi sonucunda (ki birşey yok tespitine karşın öngörü ilaç tedavisi) ağrı yine geçmeyince aynı yere 2.kez gittim. Bu sefer sadece Romatizma ile ilgili hastalıkların yer aldığı bir hastaneye gitmemimin , Romatolog gözüyle bakılmasının fayda olacağını , kendisinin bu noktada birşeye yapamayacağını iletti.

4.hastaneye gittiğimde  3 ay zaman geçtiğini  , 4 doktor kontrolunden geçtiğimi , elimde   3 röntgen , 2 MR olduğumu farkettim. Hastalık hala teşhis edilememiş , ilerleyememiştik. Benim için yeni bir kelime bilgi dağarcığıma girerken , alanında ender bulunan bir romatolog ile konuşmam tecrübe oldu.Romatalog ile geçirdiğimiz 1 saat içerisinde hoş sohbet ettik. 4.doktorum olan doktorumun öngördüğü problemin görülmediğini ,  hasta olarak kendinen çok vücudumu tanıdığımı , sporun bu tespitler önemli olduğunu iletti. Problem giderilmezse MR isteyeceğimi ilettim , hak verdiği cevabını alarak hastaneden çıktım.

4.hastane sonuçlandığında 3.ay zaman , 5 doktor , 3 röntgen , 2 MR ile  hala teşhis konulamamıştı.

Ağrılar geçmeyince 2,5 ay sonra özel hastaneye gitmeye karar verdim. Teşhis konmaması sebebiyle hem tedirginim , hem de yaşam kalitem oldukça düşmüştü.Ortopediye giderek durumu anlattım ve yine 1 röntgen , 2 ultrason film ile birlikte  5.döngüye girmiş oldum.

Röntgen filmine hiç bakmamıza gerek kalmadan 2 ultrason filminde ortaya çıkan sol böbrek orta bölümdeki 6,3 mmlik böbrek taşına üzülsem mi yine ne yapacağımı bilemedim. Fakat teşhisin konması açısından rahatladım.

Dişçime gittiğimde raporu okuyunca tekrar bir şaşırma dönemine girdim. Çünkü ağrı sağda olmasına rağmen solda böbrek taşı ortaya çıkmıştı. Ultrason çekilirken de doktora sağ tarafımın ağrıdığının altını çizmiştim ama herşeyi gördüğünü iletmişti. Ben de rapora yazacağını düşünerek üstelememiştim. Sonuç olarak  sol tarafta ağrı olmamasına rağmen sol tarafta ek olarak böbrek taşı tesptiyle bu ağrıların sebebi hala belirsizliğini koruyor. Muhtemelen de  sağ taraftaki ağrının sebebi de böbrek ile ilgili bir durum çıkacağını , 6 doktordan sonra tahmin edişim sağlık sektöründeki durumu açıkça net ortaya koyuyor.

Problemin analizi , teşhisi ve her olasılığın dikkate alınması gerekliliğini  hayatımızda öngördüğümüz halde doktorlarımız neden öngöremiyorlar , bilemiyorum. Ameliyat , hasta sayısına paralel olarak maaşın arttığı bir sağlık sektöründe bu tür pozitif beklentinin olması da garip olurdu.

Sağlık ile ilgili herkesin söyleyecekleri , eleştirileri olacaktır. Ben Türkiye’mizde 3 ana problemin (eğitim,sağlık,adalet) uzun yıllar gerektiren bir alt yapı süreci oluşturulması gerektiğini ve bu sürecin de yeni bir zihniyet ile yapılması gerekliliğini düşünenlerdenim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İç Anadolu Turu ( Tuz Gölü – Ürgüp Göreme – Ihlara Vadisi – Konya Mevlana ve Nasreddin Hoca – Afyon Kalesi)

Geçen yaz rotasıyla birlikte kaleme aldığım blog yazısı yararlı olunca bu tatil turumu da paylaşmaya karar verdim. Yazdığım yazı gördüğüm,okuduğum,merak edip araştrdığım bir takım yazılardan oluşuyor. (Taslağımı bilmeyenler için) . Sizin için bir rehber değil , planınızın bir öneri parçası olacaktır.

Her tur öncesi yaptığımız gibi güzel bir plan çerçevesinde gezilecek yerleri belirledik. %90 gibi bir uyum oranını yakaladık , %10 luk kısmı da ekstra yerler ekleyerek bu turumuzu daha da geliştirdik.

Diğer turlarımızdan farklı olarak fotoğraftan çok video çektik. Burada da fotoğraflar sadece tanıtıcı görevi görecek.Fotoğrafların tamamı toplandığında ekleyeceğim.

İç Anadolu

Kendi aracımızı kullanarak İstanbul’dan (ben öncesinden Bursa’dan İstanbul’a geçtim) Arkadaşım ve kardeşi (Nevşehir’e giderken kuzenleri de vardı) ile birlikte ilk durağımız çok merak ettiğim Bolu Milli Park oldu.

TRT evi görülmeye değer. En fazla 1 saatte alanı gezbiliyorsunuz. Araç girişi ücretli olup , piknik de yapabiliyorsunuz. Gölün etrafında küçük araçlarla scotter ile gezebiliyorsunuz.

Bolu Gölcük Milli Park Trt Evi

Bolu Gölcük Milli Park Trt Evi

Sonrasında Tuz gölüne doğru yola çıktık. Güneşin batışını Tuz Gölünde yakalayıp , ters ışık video ve fotoğrafları çekecektik. Plana uyarak zamanında yetiştik. 2 saat kadar eğlenerek Nevşehir’li olan arkadaşların köyüne doğru yola çıktık.

Üst kısımda güneşe smaç basan fotoyla beraber sol alttaki Nar Krater Gölü , Sağ alt ise Ihlara Vadisi(3.gün).

Üst kısımda güneşe smaç basan fotoyla beraber sol alttaki Nar Krater Gölü , Sağ alt ise Ihlara Vadisi(3.gün).

Tuz Gölü, yüzölçümü bakımından Türkiye‘nin ikinci büyük ve en sığ gölüdür. İç Anadolu Bölgesi‘nde Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırının kesiştiği yerde yer alır. Türkiye’nin tuz ihtiyacının %40’ı bu gölden sağlanır.

Göldeki tuz birikmesi çeşitli faktörlere bağlı bulunmaktadır. Çevrede jips ve tuz tabakaları içeren Oligosen formasyonunun bulunuşu gölün tuzlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Fakat gölün tabanındaki kaynaklardan da tuzlu sular geldiği tespit edilmiştir. Gölün sığ oluşu ve buharlaşmanın şiddetli oluşu tuz birikmesinin diğer faktörleridir. Yazın buharlaşma sonucu tortulanan tuz tabakası makinalarla kazılıp tuzlalarda toplanır.

İnstagramda oldukça yaratıcı tuz gölü fotoğafları bulabilirsiniz.

Kaldığımız köyün adı Özyayla köyü. Gördüğüm birçok köyden farklı olması yanında küçük bir nüfusu var. 2 dağ arasında kalması ve dağlarda mağaralar olması ilk etapta korkutucu bir hava veriyor. Kaldığımız 3 gün boyunca sabahları erken kalkıp dağlara çıkıp mağaraları gezmeye çalıştım.

Bu köyün 2 ilginç tarafı var.

1) Her ailenin bir lakabı ve hikayesi var. Fakat lakaplar bir kişi üzerinden isimlendirilmesi ilk başta adaletsiz görülebilir. Çünkü bu isim nesilden nesile aktarılıyor. Örnek olarak tavukları yenen bir ailede tilkiye pusu kurup , sabaha doğru uyuyan bir adamın lakabı tilkici olarak anımsanıyor. Karaceket , Alimbaşlar gibi ilginç isimler var.

2) Her tarlanın kendi ismi var. Aslında tarlabaşlarına bir tabela ile görselleştirseler ilginç bir yer olur.

İkinci gün sabah doğuşundaki ışığı kullanmak ve balonların kalkış anını izlemek için yola çıktık. 175 Avro gibi yüksek bir fiyatın olması yerel ve yabancı turistleri de bu turizmden uzak tutuyor. O gün havanın rüzarlı olması nedeniyle balonlar iptal edilmişti. 100 kadar insanın Göreme tepesinde güneşin doğuşu için gelmesine açıkçası şaşırdım. 2 saat kadar çoğu yabancı turistin olduğu kişiler kameralarıyla güneşin doğuşunu çektiler.

Biz de profesyonel makinemiz ve kameramızla kayıt aldık. Aynı zamanda kendi akıllı telefonlarımızla fotoğraflar çektik.

20150920_122310 20150920_063341

Göreme ve Zelve açık hava müzelerini gezdik. Müze kartınız yoksa yolculuğa çıkmadan almanızı tavsiye ederim.Ben Zelve Açık Hava Müzesini daha çok beğendim.

Zelve Açık Hava Müzesi

Zelve Açık Hava Müzesi

Sonrasında 3 güzelleri görmenizde fayda var.

Göreme Girişindeki 3 Güzeller (Simgesi)

Göreme Girişindeki 3 Güzeller (Simgesi)

Uzun uzadıya peri bacalarının oluşumunu anlatmama gerek , araştırmanızda fayda var.Özetle anlatacak olursam

Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla “Peri bacası” adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır.

Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır.. Bu durum, peri bacalarının oluşumunda, rüzgar etkisinden çok yağmur sularının yüzeydeki akışının daha önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Avanos

Avanos

Avanos

Avanos

Sonraki durağımız Avanos ve Uçhisar Kalesi idi. Avanos görülmeye değer. Avanos Kızılırmak nehrinin her iki yakasında kurulmuş olan Avanos bölgenin turizm merkezlerinden biridir. İlçeye Kızılırmak hayat veriyor. Burası seramik atölyelerinin bulunduğu, toprağın şekillendirilip pişirilerek kaba kacağa dönüştüğü bir yer. El yapımı birçok hediye eşya alabilirsiniz. Çömlek bile kendiniz yapabilirsiniz. İpek ve yün halı dokumacılığı da hem evlerde hem de modernleşmiş mağazalarda sürdürülüyor.

Uçhisar kalesi bölgenin en yüksek noktasında yer alan ve en eski yerleşimin ne zaman başladığı bilinmeyen Uçhisar, yerleşim birimi açısından Ortahisar’a ve Ihlara Bölgesi’ndeki Selime Kalesi’ne benzemektedir.

Şahsen çok hoşuma gitmediği gibi , müze kartın geçmemesi belediye tarafından işletiliyor olması da gelen turistler kadar beni da şaşırttı.

Şimdi kısaca Kapadokya tanıtımını izleyelim.

Yer altı şehirlerini ayrı bir yazıda ele alacaktım fakat burada kısaca bahsetmeye çalışacağım. Nevşehir ve Aksaray’da (yakın çevreler de dahil) 100’e yakın yer altı şehri var.

Bunların başlıcaları Kaymaklı, Derinkuyu, Özkonak , Mucur, Örentepe, Gümüşkent, Tatlarin, Ovaören ve Gökçetoprak’ta yer alıyor. Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirleri en büyükleri.

En büyüklerini tercih ederek , Avanos yakınındaki Özkonak da bana ilginç geldi.

Bazı fotolar :

Yer altı şehirlerinin gizemi hala sürüyor. Genel olarak yapıyı anlatırsak ; Şehrin giriş katında hayvanların bağlandığı yerler bulunuyor. Sonra da yiyeceklerin depolandığı bir başka bölüme geçiliyor.Mutfaklar ilk bölümde yer alıyor.Diğer odalardan ayıran ise rehberlerin sıkça vurguladığı tavanda yer alan  siyah duman. İkinci katlarda şaraphanelere sıkça rastlanıyor. O devirdeki korku sürecinde sarabın zevkten çok farklı bir anlamda kullanıldığını tahmin ediyorum , araştırmaya devam edeceğim.

Yeraltı şehrinin her bir bölümü diğerine dar tünellerle bağlanıyor. Ve her giriş değirmentaşı biçimindeki hareketli kaya kapılarla kapatılabiliyor, bu şekilde düşman saldırılarından korunuluyor. Sürgülü kapı mantığı oldukça hoşuma gitti.

kay1

Sürgün Kapı sadece içerden açılabildiği için zekice tasarlanan bir savunma sistemi. Ayrıca düşmanı gözetlemek için şimdiki kapı mantığında gözetleme deliği bırakılmış.

Ortasındaki delikten düşmana bakabilme , odalar arasındaki iletişim pencereleri , hava akışını sağlayan müthiş bir havalandırma sistemi. Derinkuyu şehri toplam 40 metre derinlikte 8 kattan oluşuyor. Gerek Kaymaklı’daki, gerekse Derinkuyu’daki yeraltı şehirlerinin tüm katları henüz ziyarete açık değil. Kaymaklı’nın 20 metre derinlikteki 4. katına, Derinkuyu’da ise 55 metre derinlikteki 8. katına inilebiliyor. Derinkuyu’nun toplam alanı 4.5 kilometrekare. Yaklaşık 20.000 kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Kaymaklı ise Derinkuyu’nun aşağı yukarı yarısı kadar.

Yer altı şehri

Yer altı şehri

Her iki büyük yer altı şehrinde 2 noktaya takılı kaldım. 1) Acil durumlarda hastalar yukarıya nasıl taşınıyordu ? Kapalı yerlerde olma korkusu olanlar için nasıl bir yol izliyorlardı ?

2) Kanalizasyon sistemi nasıldı ?

Su kuyusu sistemi de oldukça zekice tasarlanmış. Su kuyusu gelebilecek tehlikelere karşı yeryüzüne açılmıyor . Erzak mutfak sistemleri de asansör mantığında oldukça zekice tasarlanmış. Havalandırma sistemleri de şimdiki mimarinin temeli olsa gerek.

Ihlara Vadisi 14km uzunluğunda olup , en az 3 saat ayırmanız gereken bir yer. Ben arkadaşlarımdan ayrılarak 7km bir kısmı koşarak gezdim. Burada görülmesi gereken yer Ihlara ile Belisırma arasındaki yerler. Belisırma ile Selimiye Katedrali arası 7 km olması ve arada sadece Kaya Cami olması nedeniyle size tavsiyem Belisırma ‘da aracı bırakıp Ihlara’ya çıkmanız ve Belisırma’dan araçla Selimi’ye gitmeniz olacaktır.

Ihlara Vadisi Planı

Ihlara Vadisi Planı

Yolculuğun sonuna Mevlana, Nasreddin Hoca ve Afyon Kalesi yer alıyor. Buralarda birer saat kaldığımız için anlatmayıp yazıma son vereceğim.Afyon kalesinin fethedilemez ender kalelerden biri olduğunu , Mevlana’da dervişlerin mutfak eğitimlerini araştırmanızı öneririm.

Afyon’dan sonra ben ailemin yanına İzmir’e , arkadaşlarımız da İstanbul’a döndüler.

Bir dahaki turumuzda görüşmek üzere.

Spor Yapmak, Zihni Nasıl Harekete Geçiriyor?

Basit Cevap : Beyinde mitokondriya üretilmesini sağlıyor.

Benim hayatımda spor her zaman oluştur. Ortaokul / lise yıllarında lisanslı futbol ve voleybol , üniversite yıllarında her ne kadar çok tembel olup kendimi geliştirmesem de basketbol/futbol , özellikle yedek subay olarak yaptığım askerlik sonrası yanlışlıkla katıldığım 21 Km koşusundan sonra koşuya başladım.

download

Şimdi ise her sene 10 kez yarışmalara gider , her hafta en az 3 kez ( en az 30K) koşmaya ayırırım. En sevdiğim ise koşu sonrası güzel bir kahvaltıdır.

Kendim hazırladığım zeka oyunlarının neredeyse %50 sini koşarken tasarladığımı iletmeliyim. Hayat/iş ile ilgili kararların %85 ‘ni koşarken/yürürken verdiğimi de ileteyim. Aynı zamanda okuduğum bir kitapta şairlerin %85’nin şiirlerini açık havada yürürken / koşarken bulduğu iletiliyor. Aynı araştırma günümüz yazarlarıyla ( burdan önerimdir) yapılsa yüksek bir oran çıkacaktır.

Konumuza dönersek popsci haberine göre ;

Spor yapmanın, zihinsel faaliyetlerimizi yeniden düzenlediği, hatta zihnimizi açtığı söyleniyor. Peki, bu nasıl gerçekleşiyor? Yapılan bir araştırmaya göre, bu sorunun cevabı vücudumuzun enerji kaynağında yatmakta. Nasıl mı? Kaslarımız, tıpkı şehirlerdeki elektrik ihtiyacı arttıkça yeni açılan güç kaynakları gibi, yaptığımız egzersizin ihtiyaçlarını karşılamak için yeni mitokondriya üretmeye başlıyorlar. Mitokondriya, hücrelerimizde bulunuyor ve vücudumuzun enerjisini sağlıyor.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji profesörü olan J. Mark Davis’in yaptığı bir çalışmaya göre; beyin hücreleri de aynı yöntemi uygulayabiliyor. Davis ve ekibi, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, egzersiz yapmanın beyin hücrelerindeki mitokondriya sayısını arttırdığını ispatladılar. Fareler, günde sadece yarım saat boyunca egzersiz yaptırıldığında bile yeni mtDNA üretmeye başladılar. mtDNA’lar sadece anneden gelen genler olmasına rağmen, beyin hücrelerinde, vücutta bir eşi olmayan bu genlerin sayısında artış başlıyor. Daha fazla mtDNA oluşması, kısaca mitokondriya sayısının artması anlamına geliyor.

Görünen o ki; egzersiz, hem bedeni güçlendiriyor, hem de zihni. Egzersiz boyunca artan enerji ihtiyacı nedeniyle, beyin daha hızlı ve daha verimli çalışmaya başlıyor. İnsanlar yaşlandıkça, mitokondriya sayıları düşüyor. Bu nedenle, Davis ve ekibinin buluşu, yaşlanma etkilerinin azaltılması ve hatta geciktirilmesi konusunda da faydalı olabilir. Çünkü artık beyni genç ve zinde tutmak için spor yapmanın tek başına yeterli bir faktör olduğu anlaşıldı.(Kaynak Tuna Emren –popsci.com.tr )

ImageGen (2)

Her ne kadar bütün koşularımı kaleme alamasam da geçmişe yönelik yazdığım güzel yazılar da var. Koşu film önerileri , Avrasya Maratonu istatistiklerim , Egzersizle ilgili bilimsel verilerin de olduğu Biri Egzersiz mi dedi yazım , sciencetific American ve sciencedaily sitelerini kaynak olarak kullandığım Düzenli Egzersizlerin yararlarını anlatan yazım , Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur Türk Satranç Fedarasyonu yazılarını , aynı zamanda fiziksel aktivitenin yararlarını anlatan Türkiye Halk Sağlığı yazısını okuyabilirsiniz.

İyi okumalar ,

Ege – Akdeniz Turu Önerisi

Her tatilin bir amacı vardır. Dinlenmek , yüzmek , kültür gezisi yapmak , anı oluşturmak , heyecanlar aramak , yapmak istediklerini gerçekleştirmek bunlardan birkaçı…

Bizim amacımız da özetle yeni yerler görmek ve profesyonel fotoğraf makinesiyle bazı çekimler denemek ve olursa yarışmaya girmekti. Geçen sene tek başıma yaptığım (Dikili – Cunda tarafı)  ama kısa tuttuğum Ege turunun bir devamı oldu.

Ne yenir,ne içilirden çok dar kapsamda ne yaptığımızı , rotamızı ve görülecek yerleri ileteceğim. Bu sayede bu rotayı seçenlerin nerede daha fazla kalacakları , nerede kalmayacakları konusunda fikir edinecekler. Blogda paylaşma nedenim özetle bu noktadır.

Rotanızı gün sayısına göre belirlemenizle başlayın. Biz planladığımızı % 95 oranında gerçekleştirdik. %5 de duruma göre daha iyi dediğimiz seçenekler olup , esneklik payını da verimli geçirdik.

Aracı ben kullandığımdan sıralamayı yazmak zor olmayacak. Toplamda 1950 km yapıp , 3 şehirde konakladık.

İstanbul – Bursa – Gölyazı – Balıkesir (30 dakika arkadaş ziyareti) – Salihli (Sardes) – Çeşme – Seferihisar – Selçuk – Şirince – Efes – Kuşadası – Davutlar – Didim – Akyaka – Dalyan – Pamukkale – Salihli – Bursa

Aralarda çok fazla tarih/coğrafya yerleri var ki adım adım size anlatırken bahsedeceğim.

Videolarla kısa tanıtım yaptım , yotube üzerinde birleştirince yayınlayabilirim. Fakat arkadaşım 2.16 saniyelik güzel bir video ile özetledi .O videoyuyu ekleyeceğim.

İlk durağımız , benim de çok sevdiğim Gölyazı . Gölyazı Ulubat gölü kıyısında yer alan yarımada. Balıkçılık,zeytincilikle beslenen bu yarımada Apollon krallığının merkezi imiş. Uzun uzun her yeri anlatmaya kalkarsak sıkıcı bir yazı haline geleceğinden birkaç cümle ile özetleyeyim.

Yer: Gölyazı,Bursa

Öneri : Ağlayan Çınar’da çay içmek , yarımadanın etrafını dolaşmak , fotoğraf çekmek , yarımadayı gören kilise üzerinde yer alan tepeden fotoğraf çekmek , kiliseye uğramak ve köy evinde gözleme yemek.

DSC_0146 DSC_0194

Fotoğraf : Hikmet Bozdemir

Yer : Salihli Kurşunlu Kaplıcaları ve Sardes , Tepe Gazinosu

Salihli’ye gittiğinizde Lidyalılar Sardes(müze kart ile giriş yapabilirsiniz)  ve kaplıcaları görmeden gitmeyiniz.

Gazoz veya buz gibi suyunu tercih edersiniz.Vaktiniz olursa piknik yapmak için uygun bir yerPhotoGrid_1439085296565

1 gün Salihli’de kaldıktan sonra 07:00 de Çeşme’ye doğru yola çıktık. Ilıca’da 1 gün kaldık.

Yer : Çeşme Ilıca ve Alaçatı 

Ilıca’nın denizi ve sahili uğramaya değer. Halk plajı ve özel sahiller var . Sahilinde taş yok , fakat dalgalı .

Akşam gün batımında Alaçatı’daydık. Gittiğim yerlere puan vererek gittiğimden ilk yüksek puanı Alaçatı aldı.Alaçatı ve Ilıca Aysel’in önerisiydi . Bu önerisine karşı Eylül’de doğum günü hediyesi olarak Gölyazı’yı dolaşacağız.

Yaşam kalitesi , coğrafyası ve evleriyle kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Bol bol fotoğraf çekeceğiniz bir mekan olacak.

PhotoGrid_1439149320703IMG-20150818-WA0017

İkinci fotoğrafı çekebilmek için Hikmet 2 saatten fazla uğraştı.

3.gün yorucu olacağını biliyorduk . Çünkü çok fazla yer gezecek ve Didim’e kadar bir yerlerde kalmayacaktık. O yüzden yine 06:00 da kalkıp Seferihisar üzerinden Selçuk ‘a geçtik. Efes(Dünya mirsa listesinde) , Meryem Ana , Şirince , Matematik Köyü.

Bu bölgeye geldikten sonra 4 görülesi yerden en çok Şirince ve matematik köyünü beğendim. Son 2 sene yapılacaklar listemde yer alıyordu.  Ali Nesin ile görüşemedim fakat sonradan maille tanışmak için onay almış oldum. Köy hakkında söylenecek çok şey var. Benim tespitim : Öğrenciler istekli , öğretmenler görevli. Tüm öğrenciler temizlik yapıyor ve tatilin de keyfini çıkarıyor.

Şirince evleri Cumalıkızık evlerine benzer. Köylü kızlardan takı alabilirsiniz. Şirince’nin kara dut sarabını kesinlikle öneririm.

Yer : Efes , Şirince , Matematik Köyü 

PhotoGrid_1439234056099IMG-20150818-WA0012

Yer : Kuşadası – Davutlar 

Milli parka ve civar tarihi yerlere  1 gün ayırın.

Sonraki durağımız Kuşadası ve Davutlar milli parkı . Kuşadasını bildiğim için çok kalmadık , sadece bir tur attık Davutlar milli parkı  yapılacaklar listeme aldığım , içinde ayrı bir dünya olan milli park. Yaban domuzlarıyla meşhur olması yanında kanyon , koşu parkurları , sahili mevcut.

3 sahilinden 2 tanesi taşlı olması sebebiyle çok beğenmedim. Enerjiniz varsa Davutlara 1 gün ayırmanızı tavsiye ederim.

Yer : Didim

Altınkumun keyfini çıkartın.

Didim’e geldik. Didim ‘in altınkumu ve denizi gerçekten güzel. Sabah 10 km koştuktan sonra çevreyi fotoğraflama ve tanıma şansım oldu. Genelde yerli olması sebebiyle fiyatlar da uygun.

Yüzmek istiyorsanız erkenden denize girin , öğleye doğru sahilde yer bulamıyorsunuz. Bir de turunuzu hafta içine denk getirmeye bakın.

Tatilin en güzel 5 gününe geldik. 2 gün Akyaka , 2 gün Dalyan , 1 gün Pamukkale – Salihli .

Yer : AKYAKA / DALYAN 

Akyaka – Dalyan önerileri boş çıkarmayan Türkiye’de olmazsa olmaz görülesi yerlerden. İster ailenizle , isterseniz arkadaşlarınızla gidiniz. Her ikisi de sizler için uygun.

Akyaka : Muğla Ula ilçesine bağlı Otel/pansiyonların çokca olduğu , genelde ailelerin kaldığı cennet tabir edebileceğimiz mavi – yeşil diye özetleyebileceğim bir yer.

Tabiri yerindeyse deniz kozalaklarının denize düştüğü harika bir yer. Bir ara Ölüdeniz ile karşılaştırma gereği bile duydum.

Sabah 07:00 de koşuya çıktığımda güneş ışığyla cennet olduğuna inanıyorsunuz. Ormanlık alanda kamp kuran ailelerin sabahları körfez manzarası ve kuş cıvıltılarıyla kalkması ve gerinmesine de şahit olan ben buraya ikinci kez 2-3 günlüğüne gelmek istiyorum.

Ormanlık alanda bir sabah yürüyüşü ve koşusu yapmanızı , ardında da azmak nehri ile birleşen Akyaka denizinde yüzmenizi öneririm. Her kulaçta azmak nehrinin 14 derece suyunu hissedeceksiniz.

Bir gün mutlaka tura çıkıp İngiliz Koyu , Sedir Adası , Lacivert Koyu ve diğer koylara mutlaka uğrayın. Sedir Adasında ayrı bir gizli Akyaka bulacak , dünyada sadece 2 tane bulunan beyaz kumu göreceksiniz.

Ayrıca Azmak nehrine girip , cesaretiniz de varsa yüzünüz. 14 derece olan Azmak soğukluğu ile  sok etkisi yaratıyor.Buraya gelmişken bu suyu tadınız . 

Biz bırakın şok etkisini birçok su oyunlarıyla fotoğraf da çektik.

Azmak nehri boyunca da mutlaka bir sandal turu yapın. Akvaryum gibi nehri görecek , egeli kaptanın sohbetlerini dinleyeceksiniz. Azmak kelimesinin anlamını da öğrenmiş olacaksınız.

IMG-20150818-WA0015 IMG-20150820-WA0046 PhotoGrid_1439356534230 PhotoGrid_1439912895790DSC_0563DSC_0095

“Akyaka’da 1 gün daha mı geçirelim?” diye plandan ayrılma gibi tereddütümüz burada oldu fakat Dalyan’a vardığımızda tereddütümüz geride kaldı. Dalyan halkın deyimiyle biz Türkiye insanından önce İngiliz , Alman , Fransızlar tarafından keşfedilen bir antik/deniz kenti. İztuzu plajı , Kaunos , Kaya mezarları , Radar Tepesi , Dalyan Deltası  görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor. Biz ilk gün Radar Tepesi denen 5km boyunca çıkılabilen bir noktaya çıkıp bol bol fotoğraf çekimi yaptık. Araba ile çıkmak bir noktadan sonra riskli de olsa delta ve müthiş manzarayı görünce unutuyorsunuz. (Radar Tepesinde Süper Dadı ile karşılaştık : ))

İztuzu plajı , kaplumbağaların (Caretta caretta) yumurtladığı bir yer.

Burada çoz uzatmadadan İztuzu ile ilgili geniş bir bilgi edinmenizde fayda var.

Güzelim plaja yakın yerlerin imar açılması gibi tatsız bir konudan bahsetmeyeceğim. Umarım olmaz.

Dalyan Deltası içerisinde deniz otobüsleriyle gezinmeniz , yapabiliyorsanız videoyaya almanızı öneririm.

Kaunos ve kral mezarlarını yürüyerek dolaşmanız en uygunu. Kaktüse benzer bir bitkinin tadına bakmanızı , sandallarla geçtiğiniz yerde nar suyu içmenizi öneririm.

Sandalları kullanan kaptanlarımız 40-50 yaşlarda 2 bayan . Baba mesleklerini devam ettirdiklerini ve bu işi yaz-kış yaptıklarını ilettiler.

Tatlı ege şiveleriyle yer yer Türkçe yer yer de İngilizce konuşuyorlar.

Köyün hemen hemen her avlusunda ya taze meyve suyu ya da gözleme tarzı yiyecek birşeyler satılıyor. Köylü kadınların ingilizce konuşmasını bir yerden sonra tebessümle karşılaşıyorsunuz.

Sizlere ” ayran katıvereyim mi?” diye tatlı ege şivesi kullanırken bir anda “Welcome , yes please”  deyiveriyorlar.

DSC_0005 DSC_0042
IMG-20150818-WA0016
DSC_0043

PhotoGrid_1439828845001 PhotoGrid_1439982151151

Koşmayı seviyorsanız İztuzu plajında koşmanızı öneririm . 6km lik uzun , temiz bir plaj.

Dalyan ve Akyaka ile anlatılacak ayrı bir blog yazısı fakat Pamukkale’ye geçip sonlandıralım.

PhotoGrid_1439719909659

Kale’yi geçtikten sonra Denizli’yi tepeden gören bir seyir kafede kahvaltı yaptık. Fakat bu yerin müşteri memnuniyetinden uzak davranışlarına rağmen kahvaltıyı güzel yaptık.

Travertenleriyle ön plana çıkan Pamukkale’ye her mevsim gidebilirsiniz. Biz gittiğimizde oldukça yabancı turist vardı.

Sonuç olarak , kültür turizmi ön planda olan ve 2500 adete yakın fotoğraf çektimiz muhteşem bir tur oldu.

Tatil içeriğiyle ilgili öneri isterseniz ya da soru sormak isterseniz mail (sdteser@hotmail.com)  atabilir , yazının altındaki yorum kısmına da yazabilirsiniz.

Üstün Yetenekli Çocuklar İle İlgili Kaynaklar

Üstün Yetenekli Çocuklar İle İlgili Kaynaklar.

2015 _ Eğlencelik Sorular _ 4

2015 _ Eğlencelik Sorular _ 4.

Wild Tales — 2014

Tam bir seyirlik film.Arjantin sinemasını da tanımış oldum.İzlerken  Oh be , vah be lerin sesli söylenebildiği  günümüz dünyasından keskin kesitler. Bir şekilde benzer durumlar veya aynısı  birilerinin başına gelmiş veya gelebilecek 6 ayrı hikaye…

Ortak noktaları ise adalet arayışı,ettiğini bulma dünyası…

Kesinlikle izleyin …Bu arada bu kadar geniş hikayeler sadece 8 haftada çekilmiş.

İlk hikayeyi facebook üzerinden izlemiş olmalısınız.

http://www.imdb.com/title/tt3011894/

RunBursa

" Haydi Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land | Gezgin Keçi'nin Düş Dünyası

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

Başa sarar tüm nakaratlar dilimin ucunda. İki üç parça eksiğiz mırıldanırsak bu parçayı da geçeriz.

Hayata Dair...

İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludur.

rabirius

photography and other things

Prakkypedia

Prakky | Public Relations | Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

Two Thirds Done

thoughts and experiences of a 72 year old boy

%d blogcu bunu beğendi: