Koşu Film Önerileri

Tüm insanların sağlıklı yaşamdan, kilo vermeye kadar uzanan bir çok nedenden dolayı  sporların tanası  olan koşuyu yaptığını biliyoruz. Amerika ve Avrupa’da ise koşunun yaşam biçimi olması nedeniyle bu ülkelere gıpta ederek bakıyoruz. Böyle olmasına rağmen koşu üzerine çok az film yapıldığını biliyoruz.

Bu blog bir koşu blogu olmadığından ve filmin ana temasının mücadele , zor şartlarda kazanılan başarıyı anlattığından  çok fazla detaya inmeden  film hakkında bazı çıkarımlarımı yapıp sizi merakta bırakmayayım.

16943530-standard

Filmin hikayesini bir kenara bırakırsak , film aslında “Asla pes etme” üzerine kurulmuş.

Filmi izlerken oyuncuların samimiyetini hızla adapte olacak  , McFarland’ı merak edecek ve Meksika’nın kültürünü araştırmaya başlayacaksınız.

McFarland,USA  2015 yılında çekilen bir  film olup  Kevin Costner başrolde oynuyor.Gerçek bir hikayeden alıntı yapılmış.

İyi eğitim almış , iyi okullarda okuyan genç arasındaki diyalog aslında atletizmin hiçbir şeye bağlı olmadığını gözler önüne seriyor.

Thomas Valles : Golf oynar mısın?

Lupe : Evet

Thomas Valles : Bu golf değil.  (Antremanlarda golf / koşu ilişkisi kuran hocalarına golfu bilmediklerini not düşersek anlamlı olacak)

images

 

Filmin son yarışındaki takım ruhu ve birilerinin boşlukları doldurma finali filmin başarılarından.

Size iyi seyirler.

 

Diğer koşu filmlerini ekleyeceğim.

Filmden sonra araştırdıklarımı sizlere de önereyim.

1987 yılında Ulusal Kros Şampiyonasını kazanan ekibin fotoğrafını görüyorsunuz.

McFarland : Los Angeles ile San FranCisco arasında fakir bir kent.

Meksika Dili : İspanyolca.Filmde de sıkça kullanılıyor.

Meksika yemeklerinine bir göz atmanızda fayda var.

 

 

4434f3700f54ab24daee3a2048d0b9c8f95a74a6

Reklamlar

35.Avrasya Maratonu İstatistikleri

 


 ImageGen (4)

ImageGen (1)

35.Avrasya Maratonu istatistiklerini çıkardım .Dünyada önemli sayılabilecek (kıtalararası tek maraton) Avrasya Maratonunun dünyada yapılan diğer maratonlara göre durumu aşağıdaki tablodaki gibidir.

Görüldüğü gibi bu yolda atacağımız çok adım vardır.

Dünya maraton

Not : Avrasya resmi rakamlarına göre maraton koşan sayısı 2840’tır.

Hem maraton , hem 15km  koşuları için ;

Yıllara göre Kayıtlı , maratona başlayan ve maraton/15km’yi bitiren koşucu sayısı da tabloda verilmiştir.

Ayrıca bir önceki seneye göre katılanların yüzde olarak artış  ve başladığı yarışı bitirebilenlerin oranı yer almaktadır.

15km_2013 Avrasya maratonu 35.Avrasya Maratonu

ImageGen (3)ImageGen

 

35.Vodafone İstanbul Maratonu ( 2013)

 

maraton_RTU7A

35.Avrasya maratonu(Kıtadan kıtaya koşulan TEK MARATON) tüm heyecanı ile başlayıp bitti. 10 Kasım’ın Pazar gününe denk gelmesi ile 17 Kasım’a ötelenmesi kendimce yanlış seçimdi.

10 Kasım’da yarışın 09:15 ‘de başlatılması planlanacak şekilde organize edilip , 09:05 ‘de 20.000 atletin ve 10-20 milyon medya izleyicisinin 09:05’de 5 dakikalık saygı duruşu harika ve unutulmaz bir tablo olabilirdi.

Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği’nin (IAAF) geçen yıl olduğu gibi bu sene de “Altın” kategorisine aldığı organizasyonda toplam bir milyon dolar ödül dağıtıldı.

22184370

35. Vodafone İstanbul Maratonu’nu elit bayanlarda Kenyalı atlet Rebecca Kangogo Chesir kazandı. Rebecca Kangogo Chesir 2.29.07 ile maratonu birinci tamamlarken, Türkiye adına yarışan Elvan Abeylegesse 2.29.31 ile 2. , Sultan Haydar 2.29.44’lük derecesiyle 3. oldu. Türk atletlerin başarısının altı çizilmiş oldu.

35. Vodafone İstanbul Maratonu’nu Kenya asıllı Fransız atlet Abraham Kiprotich kazandı. Boğaziçi Köprüsü gişelerinin 300 metre gerisinde verilen startla başlayan ve Sultanahmet Meydanı’nda sona eren 42 kilometre 195 metrelik maratonda Abraham Kiprotich ilk sırayı elde etti.

Expo Fuarından çektiğim devasa ayakkabı fotoğrafları :

20131116_174728

Maraton’da ilk sırada yer alan sporcular 50’şer bin dolar alırken, ikinciler 25’er bin dolar, üçüncüler de 15’er bin dolar para ödülü kazandı. Tekerlekli sandalye yarışında birinci olan sporcular 5’er bin, ikinciler 3’er bin ve üçüncüler de 2’şer bin dolar ödül elde etti.

20131117_090514

Organizasyon yıllar geçtikçe daha iyi bir hal alıyor. Özellikle Boston , Newyork ve diğer maratonları izleyen organizasyon komitesi Expo fuar havasını oldukça değiştirmişler. Sivil toplum kuruluşları ve bağış yapan organizasyonların artması oldukça sevindiriciydi.

20131117_08505520131117_084948_1

 

20131117_095915

DON’T EVEN THINK ABOUT IT  süper fikir … Koşuyu kendiniz için yapın :)

Olumsuz anlamda eleştireceğim bazı noktalar olacak. İlk önce insanları koşmadan önce tedirgin eden köprünün sallanması ve birgün önce yapılan önlem haberleri daha iyi ifade edilerek verilebilirdi.

Bu sene rahatça koşma düşüncesi içerisinde köprü üzerinde 5 kez durarak fotoğraflar çektim. Durduğunuz zaman köprünün salınım yaptığını hissediyorsunuz. Bu durumun risk noktasının belirlenerek önemüzdeki yıllar daha sağlıklı kararların verilmesinde fayda var.

İkinci olarak başlangıç konuşmaları , bazı medya haberleri  gibi arka odada dönen söylemler sporun önüne geçerek bir şekilde siyaset spora müdahale ediyor. Olimpiyatlardaki rezilliklerden ders çıkararak bazı girişimlerde bulunmasalardı daha iyiydi.

Son olarak da 15km bitişte sertifika için bekleyen yığın insanın oluşturduğu karmaşayı nasıl da düşünememişler anlamadım. Her sene işkence haline gelen , terli terli eşyalarının otobüslerde bulunmasını bekleyen koşu severler bir çözüm bekliyorlar.

20131117_105536

Koşucuların yorgun ve terli iken eşyalarını bulma çabalarından görünütler (Benim fotoğrafım)

Sonuçların istatistikleri net açıklanınca güncelleyeceğim.

Yıl Maraton 15 Km 8 Km Toplam Halk Yürüyüşü Ülke
2013
2012 3.838 5.469 3.669 13.006 100.000 93
2011 2.228 4.068 2.248 8.544 100.000 85
2010 2.080 4.103 2.197 8.380 200.000 85
2009 1.722 3.888 2.020 7.630  80.000 71
2008 1.474 3.351 0 4.825  80.000 55

20131117_105318Sulta

Eminönü’nden bir görüntü.

Yarı Maraton Koşarken Ne Kadar Su İçmeliyiz?

Koşu yapmayı seviyorum.Koşunun yararları konusunda birçok kaynak , birçok bilgi internetten bulabilirsiniz. Koşularınızı koşu organizasyonlarla (yarışma,festival siz nasıl ifade ederseniz..) süslemeniz sizin koşulara olan devamını sağlıyor. Koşu organizasyonlarını ben hem bir tatil hem de ödül olarak görüyorum.

Görsel

Koşu organizasyonları (küçük olanları saymazsak) 10,15,21,42 km şeklinde sıralanıyor. Ben genelde 21K,10K ‘yı tercih ediyorum. 42K’nın zahmetli  antreman dönemi , ciddi alan saatler dikkate alındığında disiplin gerektiriyor.

21K koşan biri olarak populer koşu sitesinde (www.runnersworld.com) bugün yayınlanan yazıyı özetlemeye çalışacağım.

Görsel

Bu çalışma 21K koşarken 2 etkin yol izleyebileceğinizi iletiyor ,

1) Susadığınız zaman su alırsınız.

2) Etkin bir su içme planı yaparsınız.

Görsel

Kanadalı araştırmacılar 10 koşucuyu 86 derece , 42  bağıl nemde (ki zor bir atmosfer) , 2 yarı maratonda izlediler.

Bir yarı maratonda koşucular susadıklarında , diğer yarı maratonda ise vücut  ağırlığının %1 ve üstü oranında  su kaybı olduğunda su içtiler.

Önceden yapılan çalışmalar  koşu yaparken vücut ağırlığının %2 ve üstünde su kaybı olduğunda performansın düştüğü gözlemlendiğini ortaya koyuyor.Çalışmaya göre koşarken susuz kalmaları durumunda koşucu vücutlarının %3 ağırlığında su kaybı olduğu gözlemlendi.

Az su içmenin çok fazla fizyolojik stres yarattığı açıktır. Fazla su içmenin de performansı arttırdığı görülmemiştir. Susadıkları zaman su içen koşucuların kalp tım hızlarının daha yüksek olduğu tespit edildi. Bu konuyla ilgili çalışmalar sürmektedir.

Çalışmaya göre %2 su kaybı olacağı kiolmetreyi yaklaşık tahmin etmek gerekiyor. Bu süre de benim tahminimce 10KM ve üstü civarındadır.

Bugüne kadar da  10 adet resmi yarı maraton koştum. Ben her 5 km de birkaç yudum su alarak ya da sadece serinlemek için alırım. Bu şekiilde araştırmadaki 2.grubun yaptığı %1 su kaybı olduğunda düzenli bir su alma politikası geliştirmek en optimum yol oluyor.

Kaynak :

http://www.runnersworld.com/drinks-hydration/how-much-should-you-drink-during-a-half-marathon

İlginizi çekecek diğer yazılar :

http://www.runnersworld.com/drinks-hydration/8-hydration-myths-busted

http://www.runnersworld.com/drinks-hydration/study-hydration-guidelines-overstate-athletes-fluid-needsGörsel

How Much Should You Drink During a Half Marathon?

27_05_2012_Çayırova_21K

2012 Runtalya maratonu sonrası  , Bozcaada ve  Çayırova yarı maratonlarını koşmak  hedeflerimin arasındaydı.

Sakatlık nedeniyle  Runtalya’da yarı maraton , Bozcaada’da 10 K  koştum. Bu iki hedef düşüşünden sonra  Çayırova’da yapılacak olan 21K yarı maratonu koşanların ilklerinden olacaktım . Daha önce başlayan hafif diz ağrısı  Bozcaada  sonrası dönemde  arttı , takip eden hafta  en uzun koşum 12K  oldu . Ertesi hafta Salı günü  sadece 10K  , 2K düşük tempoda olmak üzere yine 12K koştum.Anladım ki  bu kadar  eğimli bir parkurda  bu diz, ayakla koşmak riskliydi. Kararı vererek  Cumartesi’ye kadar koşmamış , Cumartesi sadece 6K  ısınma koşusu yapmıştım.

Pazar günü kayıtta 21K ‘yı 10K çevirecektim. Onun yüzünden koşu çorabını , şapkamı almadım fakat  10K koşu tişörtümü yanıma aldım. :) (Gerçi pamuklu askılı birşey alacaktım :P)

27 Mayıs Pazar günü saat 04:00 gibi  yola çıkıp 06:30 gibi  kahvaltı yapmak, çay içmek için Kocaeli şehir merkezine girdik. Açma-simit yapan yerler  “Biz şimdi servis yapamayız, işimiz var ; fakat alabilirsiniz” gibi  garip bir cevapla karşılaşınca yolda yiyerek ve gülüşerek devam ettik. Kayıt yerine gelen ilk kişiler bizdik ve  ben 21K 10K  çevireceğimi ilettim. Görevli gayet sakince : “Şu andan itibaren kayıt değiştiremiyoruz” . Sakatlık , zorunluluk derken ikna edemedim :) Koşabileceğimi  biliyordum ama hem riske atmamak istiyorudum  hem de  hiç idman yapmamak beni korkutuyordu .Sonuçta  karar verip 21K koşmak için ısınmaya başladım .

Koşu içerisinde iki yana bayrak açıp saatlerce bekleyen kız görevliye “Senin işin daha zor” , izleyicilerin birinden kesme şeker alan bir gence ” Dopingi aldın hızlan artık gülüşmeleri” , … gibi motive edici  sözlerle  yarış daha keyifli hale geldi.

Koşu sırasında  aksaklıkları sıralamam gerekirse ;

1) Madalya sayısının iyi hesaplanması ve kontrol altına alınması gerekirdi.

2) Koşu sonrası muz,meyve suyu kalmaması nedeniyle zor anlar yaşandı. Yarış öncesi bu torbaların şuursuzca dağıtılmasının sebepleri  araştırılmalıdır.

3) 21K yarı maratonunda km taşları olması gerekirdi.

4) Çayırova yolları tekrar gözden geçirilmeli  daha düz yollar bulunmalıdır:)

5) Yarış sonuçlarının daha hızlı yayılması , daha görselliğe kavuşması için  projektör ve SMS sistemi  önerilir.

Koşu sonrası 59 yaşında altında kumaş pantolon , üzerinde yakalı gömlek olan , köyden birini anımsatan bir abi yaş gruplarının nasıl , ne şekilde olduğunu sordu. Biz de tek tek açıkladık ve ben seneye artık koşması espirisi  yaptım. Meğer abimiz  Avrasya’yı 01:12 , Osmangazi’yi 01:12 , Çayırova’yı 01:47 ile bitirmiş. Biz şok içinde  şaka yapıp yapmadığını anlamaya çalışıyoruz. (bu arada adam en fazl 8 km rastgele koşup idman yapıyormuş :)) Şaşkınlıklar içinde yaş gruplarını öğrenen abimiz son espriyi de patlatıyor : ” Seneye kesin kürsüye çıkarım , 60 yaş grubuna girerim” ..Alttaki linkte bununla ilgili bir  karikatür yayınlamıştım. Gülüşerek ayrıldık . http://www.dailymile.com/people/SedatE/photos/266695

Güzel arkadaşlıklar edinip , tekrar yola çıktık.

Hazırlıksız da olsam zoru başarmak  güzel , gurur verici …

HR-Pace grafiği

12 Mayıs 2012 Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K Koşusu

 

Hafta içi 04:40 pace ile birlikte 15km ‘yi koşunca  zorlu 21km Bozcaada için hazır olduğumu düşündüm.Sol iç tarafımdaki  ağrı , geçen hafta içerisinde  başlayan hafif diz ağrısı , 2 hafta sonra yapılacak 21k Çayırova koşusu   nedenlerinden dolayı  Bozcaada’da  21 km koşmak zor ,riske girmek olacaktı.

Cuma öğleden sonra 4 arkadaş yola çıkıp , eğlenceli bir yolculuk sonrası Bozcaada’ya vardık .Cumartesi sabah güzel bir yürüyüş sonrası dizimi test ettim . Ağrı geçmeyince   kayıt öncesine kadar kararımı  öteledim ve baştaki kararımı uygulamaya karar verdim ve 10K yazıldım. Bu sayede burada 10K bir derecem , 2 hafta sonrası için de  antreman olacaktı.

Yarış başında geçen senenin birincisi ile kısa bir sohbet yaptık. Aynı pace değerinde olan 4-5 arkadaş ile birlikte başlama kararı aldık (fakat uygulayamadık) .Diğer yarışlarda yapmadığım , aslında yanlış bir çıkış olan tempolu çıkışımı durduramayınca 2 km sonunda nefesimi ayarlayamadım . 4 km kadar yokuşlarda tempoyu da azaltınca yaklaşık 03:30  seviyesine kadar düştüm.

Tempom düştü derken su istasyonundan su aldım . 10 metre ileride  “10K dönüşü”  yazısını görünce önümde de hiç koşan görmeyince durmak zorunda kaldım. Yukarıdaki Pace – Distance grafiğinde 12km pace kadar düşmem bu sebepten dolayıdır. Her ne kadar tempomu bozup , görevlilerin o noktaya geçmesini  beklesem de en fazla 1,5 – 2 dakikam kaybolmuştur. 46,31  derecem belki 45 civarında olurdu ki  04:30 altı olmayacaktı.

Dönüş 04:30  – 05:10 arası  olunca yokuşlarda zorlansam da  rahat rahat bitirdim diyebilirim . 03:20 cviarında tempo ile alkışlarla yarışımı bitirdim.

Hamdi Eroğlu  kendi yaş grubunda 55-59 yaş sınıfında 1. olarak  bize büyük bir mutluluk yaşattı. Geçen sene 3.olan Hamdi Eroğlu bu sene çalışmalarının meyvesini  alarak 1.oldu. Geçen senenin 1.si  bu sene 4 , geçen senenin 2.si bu sene 3. oldu. Şampiyonumuzla  akşam güzel bir balık sonrası  Pazar günü  Bursa’ya döndük.

2 hafta sonra Çayırova yarı maratonu olacak. Eğer internetten bulduğum Çayırova 21 km elevation grafiği aşağıdaki gibiyse Bozcaada’dan zor bir yarıl olacağa benziyor. 10 km zor , 10 km sonrası  daha kolay bir parkur olup rahatlıkla negarif split uygulanacak bir parkur olacağı kolayca görülebiliyor.

 2 hafta içerisinde ağrılara göre 21k ‘ya karar vereceğim.

Sonuçlar :

15_04_2012_İznik 10K

Benzerlik olması açısından DM ‘de  paylaştığım yazıyı buraya koymak ve birkaç not eklemek istiyorum . İnsan koşu sonrası  bazı  olayları sıcağı sıcağına o anki duygularla yazması ile daha sonra  yorgunluğu attıktan sonraki ruh haliyle yazması gerçekten farklı oluyor .

Aslında İznik’e 10K için değil ultramaraton (60 – 126 km ) koşanları desteklemek adına 4 arkadaş ile gittik.Varır varmaz 2009 maratonunda tanıştığım uzun koşulara gözü kara başlayan önce Çekmeköy sonra 126 km ‘yi 18 saat 53 dakikada bitirmiş Umut ‘u gördüm .Ilgaz ile de tanışmış oldum . Ilgaz ve yeni başlayanlar için de Umut gerçekten bu alanda kendini yetiştirmek isteyen ve en önemlisi de bunu yaymaya çalışan ender arkadaşlardan . Cumartesi sabah 07.30 ‘da  başlayan Pazar günü 10.00 da bitti , yani 26,5 saat. Özellikle  Cumartesi  sonrası  17.00 den sonra  yağan sağanak yağmur  yarışmacıları oldukça zorladı. 126 km 1.  15 saat 41 dakikada  , 2.ise açık farkla 16 saat 31 dakikada bitirdi. Erkeklerde 32 kişiden 12 kişi  yarışı  bırakırken , 4 tanesi sanırım hiç katılmadı veya başta diskalifiye oldu . Sadece 16 kişi bitirebildi. Bayanlarda ise 5 kişiden 3 kişi bitirebildi , 1 kişi  yarışı bıraktı.

Ayrıntılı bilgiler :http://www.iznikultra.com/iznik-ultra-sonuclar.php

Yarış sonrası Ultramaratoncu arkadaşlarla konuşma fırsatı buldum .Bakiye Duran , Muazzez Özçelik’in sohbetleri hoş ve öğreticiydi. Ultrmaraton Türkiye^’de tam şekillenmeyen bir spor dalı. Zamanla atletizmin yerleşmesiyle  belki ileride kendine geniş bir saha bulacaktır.

 

İznik 10K yarışı  öncelikle güzel bir parkurdu. Asfalt , parke , toprak zeminlerin hepsini  gördük. Göl kenarı , tarih içinde koşmamız koşunun renli taraflarıydı. Yarış benim için rahat geçti .Hedefim 04: 30 pace  ile 45 dakikada bitirmekti. Yarışın başlarında 13 yaşlarında Erdem adında saygılı , olgun bir çocukla başladım . Kısa süre muhabbetten sonra hem sporu sevdiğini hem de 04:30 ile devam edebileceğini gördüm. İlk 5 km ye kadar pace 04:15 – 04: 30 arasıydı ama Erdem hiç bırakmadı . Geçtiğimiz yerlerden  alkış ,övgüler alıyordu . İlk başlarda “Bu tempoya 5 km.kadar dayanabilirim Sedat abi” diyen Erdem 8 km de gülerek “Sedat abi şu iki kişiyi de geçelim 6-7.olalım” diyordu. Finish noktasına yaklaştığımızda finishteki herkesin  elleri patlayasıncaya kadar Erdem’i alkışlamaları ve yarış sonunda boy boy fotoğraf çekmeleri de görülmeye değerdi. Yarış sonrasında  birçok fotoğrafı beraber çekildik  , yayınlanır ve bulursam buraya tekrar eklerim. Yarış komitesinden “ 13 yaşında Erdem 6.geldi , kürsüye çıkarıp onure edilmesini öneriyorum” diye rica ettim , kendi içlerinde görüştüler ama kabul edilmedi. Eğer edilseydi Erdem’in geçmişe yönelik harika bir anı tablosu olacaktı .
Güzel bir yarış daha geçmiş oldu.

Aşağıdaki resim de  benim pace – km grafiğimi yansıtıyor :

 

Runtalya Yarı maraton _ 2012

Geçen sene hazırlıksız gittiğim Antalya yarı maratonunu 1.50 ile bitirdiğimde , bir dahaki sefere maraton koşacağıma karar vermiş , kayıtımı o şekilde yaptırmıştım .

Bursa Osmangazi , Bozcaada , Avrasya , Riva , birçok küçük yarış Antalya maratonuna hazırlık olacaktı .

 Kısaca maraton koşmaktan niye vazgeçip , yarı maraton koşmaya karar verdiğimi açıklayayım. Bu anlamda Nisan birçok küçük yarışla güzel geçti . Futbolda yaşadığım bir problemden dolayı (ki ileride bana daha çok problem çıkattıran bir problem) futbola ara verdim sadece koşulara yöneldim. Mayıs ayında yapılacak Bozcaada için hazır olmama rağmen Bozcaada yarı maratonu zorlu bir parkur olup 17 km ‘de yokuş aşağı inerken aynı sakatlık nüksetti ve 4 km boyunca yürümek zorunda kaldım . Haziran –Temmuz dinlenmekle geçti , Ağustos ayı da (ki Ramazan ayı) maraton idmanlarıyla geçiştirdim.

Avrasya 15 km (PB ) iyi bir derecede (01.07) bitirdikten sonra sakatlığım beni iyice huzursuzlaştırdı . Ekim sonu ve Kasım aylarında bir takım tetkikler yaptırmak için Uludağ üniversitesi Spor hekimliği’ne gidip , muayene olduk. Spor hekimliğinden çıkan sonuç sonrası interval ve uzun koşular kısıtlandı , hatta yasaklandı. Antalya hazırlıkları maraton için başlayıp bir hafta 32 , bir hafta 27 km koşmama rağmen ağrılar dinmeyince pilates , yüzmeye başladım ve Antalya’da yarı maraton koşmaya karar verdim ( Maraton da koşabilirdim ama kendimi bu kadar yıpratmaya gereği yoktu) Antalya öncesi önce otelimiz ayarlamış (3,5 km uzaklıkta) , sonra otobüs biletlerini almıştım. Bursa – Antalya arası 9 saat civarındaydı. Giderken +1 derece , -1 , -2 dereceler kadar düşüp Antalya ‘ya yaklaştıkça +5 dereceye kadar çıktı en sonunda sabah 06.00 ‘da +7 dereceyi gördük. 3-4 saat sonra da tişört ile gezen birçok insan görecektik.

 Bu havanın yarın da böyle olmasını umarak , Teracity AVM “Yüksek Topuk Yarışması” ‘na giderek farklı bir etkinliğe katıldık. (Yüksek Topuk Yarışması izlenimleri ayrı bir blog konusu olduğundan koşuya dönmemiz daha uygun olur) Antalya Kaleiçi gezilerinden sonra 15 km uzaklıktaki otelimize vardık . (3,5 km diye gittiğimiz) . Otelden genelde memnun kaldık . Özellikle soğuk mezeleri ve et yemekleri harikaydı , çalışanlar da sevecendi.

 Geçen sene sağanak yağmurun yine sürpriz yapması bizi endişelendirse de maraton boyunca harika bir hava olduğunu iletmek durumundayım. Soyunma kabinlerine giderken Serpil adında bir kızla tanışarak uzun süre muhabbet ettik. Bu kız yarış içinde beni geçecek , onu yakalamaya çalışacak ama yakalayamayacaktım . (Kız 4.35 temposuyla bitirecek , yarı maratonda 3.olacaktı) Amacım 4.50 – 5.00 civarı koşarak ayağımı zorlamadan , tekrar bir sakatlık yaşatmadan maratonu bitirmekti . Fakat Antalya ‘nın havası ve atmosferi o kadar uygundu ki herkes gibi PB yapmak kaçınılmazdı .(ki PB ister istemez geldi) Tüm koşucular gibi ilk başlarda 189 bpm ile koşucuları geçmek , kaldırımlarda koşarak kendimi çok yordum .

Sonradan öğrenmeme ve Garmin analizlerine baktığımda 189 bpm tempodan değil , heart rate monitörü iyi ıslatmadığımdan dolayı çıktığını tahmin ediyorum . İlk 2 km sonrası tempo öyle güzel oturdu ki 168-175 bpm ile devam edip bu ortalamanın dışına çıkmadım .(ortalama 171bpm) Uzun süre 4.41 – 4.39 pace seviyesinde koştum ki bu bugüne kadar en istikrarlı koşu tempomdu . Ayağımdaki ağrı , idmansızlık yorgunluğunu da hissetmeyince bu tempoyu devam ettirdim. Garmin verilerine göre HR değişimleri keskin bir yapıya sahip . Tempo bir ara 8.00 kadar düşmüş ki hangi noktada o kadar yavaşladığımı hatırlamıyorum.Garmin ile ilk koşum olması sebebiyle analizleri sona bıraktım .

Detaylara bakıldığında tempomun /HR paralel gittiği , tempomun arttırabileceği gözükmektedir.Her ne kadar negatif split uygulayamasam da ilk ve ikinci yarıların aynı sürelerde olması , diğer bir avantajdır. Didem ile 10 km sonunda karışılarak , “Didem” “ Sedat” diye yüksek sesle bağrışarak birbirimizi motive ettik .

3 yıl önce Avrasya maratonun sonunda tanıştığım DM’den Umut beni 3 yıl sonra yarışta tanıyıp selam verince kısa bir konuşma yaptık . Koşu sonrası Antalya’dan erken ayrılmasaydık , bekleyip diğer DM cilerle de tanışacaktım . Umut’un 11 km sonrasında “Hadi Sedat “ benim de “Hadi Umut , yolun uzun” motivasyonları işe yaramış ki ikimizde PB yaptık :) İngiliz bir kız ile yaklaşık 8 km arka arkaya gittik, son 2km kala kızı geçtim fakat son 500 m de hızlanmama rağmen kız beni yine geçti :) Koşu bitişinde fotoğraflarıma bakıldığında yine zorladığımı gördüm . Atmosfere öyle alışıyorsunuz ki orada hızlanmak ve mutlu bir biçimde bitirmek elde değil. Koşu sonrası yiyecek ,içecek standını o kadar uzak yapmışlar ki çoğu kişi yerini bilmiyordu . Üstümü değiştirerek portakal yedim , taze bir simit ve sporcu içeceği alarak yarış bitiş noktasına döndüm.

Soyunma kabinleri ve yiyecek yerleri alana daha yakın bir yere konabilir , koşu sonrası bir çanta içinde muz, portakal , su verebilirlerdi.

 Bir Antalya daha güzel , eğlenceli geçti.

Bademli Kavşağı – Mudanya Koşusu

 

Sabahın altısında  planladığımız koşu

 öncesi bir araç Bademli kavşağında bir araç Mudanya’da olacak şekilde parkettik. Araç sayısının az olduğu sabah saatinde sırayla çıkış yaparak koştuk . Karşımızdan Mudanya ‘dan eğlenmek için gelenler ve servis araçları vardı.

Mudanya’ya 1 saat 15 dikika civarında vardık ve yanımızda getirdiğimiz meyve suları , muz , limonataları tükettik.

Güzel bir deneme olduğuna karar vererek  ikincisini yapacak şekilde kararlaştrdık.

 

Avrasya Maratonu _ 2010

2010 Bursa  yarı maratonu sonrası büyük bir cesaretle karar aldığım  ilk maratonum…

Ağustos’a kadar haftada 20-30 km koşulan düzensiz bir idman programı , sonrasında yıllık izin , sonrası Ramazan ayı tatilleri … Ramazan ayı haftada 50-60 km olması gerekirken , Ramazan ayı boyunca toplam 10 km koştum.

Ramazan ayı sonrası 2 haftalık sürelik fırsatım , maratonu yavaş tempoda bitirme düşüncesi , özgüven , sporcu alt yapım olması sebebiyle maratonu koşma inancım devam etti.

Ramazan ayı sonrası ilk hafta içi 30 km , hafta sonu pazar günü de 25 km denemesi yaptım.2 saat 15 dakika da bitirdiğim 25 km  maraton için   iyi sinyaller verdi. Şansızlık bu ya bu sefer ayakkabının sıktığını , bu ayakkabıyla maraton geçemeyeceğini görmüş oldum. Hazırlık için 1 haftam kalmış (maratona 2 hafta , 1 hafta dinlenme süresi) , ayağımdaki sakatlık da devam etmekteydi .

Hafta içi şirketteki arkadaşlarla Botanik’te koşmadım , Kültürpark’ta da koşmadım . Perşembe günü kendimi zorlayarak Cuma günü hazırlandım ve Pazar günü uzun koşu yapmaya karar verdim. Çünkü maraton için 30 km üstü yapabileceğinizi görmeniz gerekiyor . ( Bağ kopması , kas kasılması , laktik asit sınırı tespitleri için …) Cuma günü Bilgehan ile birlikte güzel bir spor ayakkabısı almaya gittik. 1,5 saat kadar ürünleri deneyerek satın aldık .Ben ayakkabı , Bilgehan’da şort aldı . Şimdi bu ayakkabı ile kısa ve uzun koşuyu denemek duurmundayım . Cumartesi günü 10 km , Pazar günü ise Olimpik Atletizm Stadyumunda 28 km koştum . Atletizm stadyumu çevresi 400 m olmasından dolayı 70 tur civarında koştum , durduğumda dizlerim tir titriyordu .Toplam 2,5 saat durmadan koşmuş , 70 tur beni çok yormuştu. O stadyumda ilk koşumun 28 km olması da bir anı olmuş oldu..

Sorunlu da olsa 25 , 28 km gibi 2 uzun koşu yapmıştım ,ayakkabı da problem çıkarmamıştı . Eğer aksilik olsaydı Almanya’dan gelecek arkadaşım  ile 15 km koşacaktım , söz vermiştim.

2010 yazarlık , yarı maraton , maraton üçlemesi gerçek olacaktı . “Bunu yapabilirim , bunu başarabilirm” dedirten sabır sporu olan maratonu bitirme düşüncesi bile harikaydı .O yüzden sakatlık dışında bitirmeyi hedeflemiştim.

Almanya ‘daki 3 arkadaşımızla bir otelde kalacak otelden koşuya gidecektik. Cumartesi günü 3 arkadaşımızla Eminönü , Feshane , Miniatürk , Galata  , Beyoğlu ve sonunda o yorgunlukla otele yerleştik . Sabah okula gidecek öğrenci heyecanıyla ( ki 3 kız arkadaşımız da İstanbul’da ilk defa koşacaklar) şort ve koşu formalarımızla fotoğraf çekildik. (Bir fotoğraf yukarıda) . Maraton öncesi en güzel , en unutulmaz yaptığımız ilerden biri de  Boğaziçi köprüsünün 300 m gerisindeki başlangıç noktasına kadar koşarak gitmemizdi. Boğaziçi köprüsü kapalı olduğundan dolayı üzerinden hafifçe koşarak geçtik ki , hayatımızda bir daha tekrar edemeyeceğimiz nadir anlardan biri oldu.

2 arkadaşımız 15 km , 1 arkadaşımız 8 km ben ise maraton koşmak için ayrıldık . Maratonu sağlıklı bir ekilde bitirirsem bir öpücük kazanacaktım . Kişisel hedefler dışında böyle bir manevi desteğin de olması teşvik ediciydi :)

Maraton öncesi etrafımdaki yabancı sayısı dikkatimi çekti. Her yaştan insan vardı , bu her yaştan insanlar dünyanın her yerinden gelmişlerdi. Finland , German , Japan , Korean , French  ayırt edebildiğim milletler. Saatimi hazırlayarak bilboardlarda görülebilecek güzellikte muhtemeln İsviçreli , Hollandalı olan Ipod dinleyen bir kızla başladım . 2-3 km  bu kızla koşmak bana büyük bir moral oldu ve Beiktaş sahiline inerken Mahmut adına Bursa Bosch’ta çalışan , 15 km kulvarında bir beyefendiyle tanıştım. İlk 5 km su istasyonuna geldiğimizde suyumu alarak onlardan uzaklaştım . Saatim 27 dakika gösteriyordu ki iyi zamanlamaydı . 10 km geldiğimde 55 dakika olmuş , normal ortalam hıza sahiptim ve bu işlerin iyi gittiğini gösteriyordu . Bir yandan İstanbul’u seyrederken bir yandan da  kilometrelerce uzaktan gelen yabancıları seyrediyordum . Galata üzerindeki otoyoldan ilk defa koşarak geçmenin tadına varırken , köprü üstündeki balıkçılarının aldırış etmeden balık tutmaları da ilginçti. Yol kenarındaki kişilerin açtıkları bayraklar , tezahüratları  koşanlar için bir kıvılcımdı . Organizasyondaki bayraklar hariç bir tane bile Türk bayrağı görmedim . Galata köprüsü üzerinde “Gazi” dedemizi görmek , milliyetçilik konusunu bir kenara bırakmamı ve o dedemizi takdir etmemi sağladı .(Bir fotoğraf Nuran ile çekilmiş)

Eyüp feshaneden geri dönerek , Fatih ve Yenikapı sahil yoluna ulaştık . Sahil yolundan Bakırköy’e kadar  gittik . Bakırky civarlarında 21 km olmuş saatim 2 saati gösteriyordu ki , yarışmanın en fazla 4,5 saatte biteceğini gösteriyordu . 10 dakika sonra da Etiyopyalı birincimiz Avrasya’yı bitirmiş olacaktı :)

25 km 2.25 , 30 km 3 saatte bitirmem beni öyle sevindirdi ki , yine çevreyi gözlemlemeye , yavaş yavaş koşmaya başladım . Sağ ayağımdaki ağrı , yavaş yavaş baldırlarımdaki kasılmalar beni iyice bezdirdi. Yaptığım yanlışlardan biri de her 2,5 km deki suları almam ve içmem oldu . Maraton boyunca 7-8 km yakın su içmişimdir . Bunun da etkisiyle iyice yavaşladım ve yavaş koşmak bana daha da zor gelmişti . “Bitirmeliyim” deyip zaman zaman hızlansam da yine de yavaşlamaktan kendimi alıkoyamıyordum .

“You can do it ” “Congratulations” diye bağıran grup grup yabancıları gözlemleyerek , su aralarında yürüyerek 37,5 km kadar geldim. Telefon çalıyordu baktım “Serhat ” … Açtım ve maratonun daha bitmmediğini ilettim. Arasa arasa Serhat arardı diye düündüm ve güldüm :) Ardın 10 dakika sonra Deniz aradı ve ” 35 km geçtiğimi internet üzerinde gördüğünü…” söylerken ben daha bitirmediğimi ilettim. Hemen ardından da Nuran arayıp gelemeyeceğini ( trafikten dolayı) , bitirdikten sonra otele gelmemi iletti. Son kilometrelerde İzmirli Umut , Japon bir çocukla ile koştuk , fotoğraf çekildik . Son 500 metre yazısını gördükten sonra tatlı-acı bir sevinç içerisinde , alkışlar arasında “FİNİSH” yazısını gördük ve birlikte bitirdik.

Madalyamı aldım , üstümü değiştirdim.Evet ilk maratonum bitmişti …Başarmıştım…

Oradaki görevliye Gayrettepe ‘ye gideceğimi ilettim ve buradan yürüyerek de gidebilirsin demişti . (12 km civarında) Gülerek maraton koştuğumu söyledim :)

Tramvay , metrobüs , metro ile birlikte otele vardım , öpücüğümü de aldım :)

RunBursa

" Haydi Bursa "

Traveller Goat | Gezgin Keçi

Traveller Goat's Fancy Land | Gezgin Keçi'nin Düş Dünyası

okarakaya

Özge Karakaya Akyüz

Uzun Patika

Can Berk, spor ve yaşayarak öğrendiğim/öğrettiğim şeyler hakkında bir blog

Duygu | kurgusaldönüşüm

Başa sarar tüm nakaratlar dilimin ucunda. İki üç parça eksiğiz mırıldanırsak bu parçayı da geçeriz.

Hayata Dair...

İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludur.

rabirius

photography and other things

Prakkypedia

Corporate communications + Public Relations Adelaide

BİLİMSEL FELSEFE

KARANLIĞA MEŞALE

Mind Hacks

Neuroscience and psychology news and views.

MİNİKLER VE ANNELERİ

ANNE-ÇOCUK EĞİTİM BLOĞU

yaz-gi

Kişisel Gelişim, Girişimcilik Hikayeleri ve hayata dair herşey - Meral Varuy

Sedat Eser

Hayata dair...

TED Blog

The TED Blog shares interesting news about TED, TED Talks video, the TED Prize and more.

Max Dunbar

'Fiction is the truth inside the lie, and the truth of this fiction is simple enough: the magic exists'

Two Thirds Done

thoughts and experiences of a 72 year old boy

%d blogcu bunu beğendi: